YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6643
KARAR NO : 2023/1527
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/100 E., 2011/681 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi sonucu, kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve sınırınında yanlış belirlendiği, söz konusu eksikliğin ve yanlışlığın davalılara ait taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, düzeltmenin iptalini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekiline tebligat yapılmayan davalıların adreslerini bildirip, gerekli masrafı yatırması için ve ayrıca iptali istenen karardan etkilenen diğer parsel maliklerini davaya dahil ederek, adreslerine tebligat çıkartması için iki kez kesin süre verilerek, kesin sürenin sonuçları hatırlatıldığı, davacı vekili kesin süreye rağmen ara kararları yerine getirmediği, mevcut duruma göre davaya devam edilmesini 26.07.2011 tarihli celsedeki imzalı beyanında belirtmiş ise de taraf teşkili sağlanmadan, diğer parsel malikleri davaya dahil edilmeden ( bu parsel maliklerinin davaya dahil edilmesi zorunlu unsur olduğundan) esas yönünden inceleme yapılamayacağından ve davaya devam edilemeyeceğinden bu şekilde esasa ilişkin hakları saklı olarak usul eksiklikleri giderilmediği gerekçesi ile usul yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığını, taraflarınca adresleri tespit edilemeyen davalılar yönünden adres araştırmasının İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasınıistemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça davalılara tebligat yapılması için gerekli masrafın yatırılmaması, taraf teşkili sağlanmadan davaya devam olunamayacağı sebebi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
2.Somut olayda; hükme esas alınan, tebligat yapılması için masraf yatırılmasına ilişkin ara kararda “Yukarıda isimleri bildirilen ve tabligat yapılamayan davalılar için, davacı tarafından 10 günlük kesin süre içerisinde masraf yatrırıldığında ve adresleri bildirildiğinde duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye çıkarılmasına bu süre içerisinde yerine getirmediği taktirde vaz geçmiş sayılacağının ihtarına” denilerek kesin süre ve sonuçları belirtilmiş ise de masrafın ne kadar olduğu belirtilmemiştir. Öte yandan davacı vekilinin dava açarken davasını aynı taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi talebi ile açılmış ve taraflar arasında evvelce Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davadaki kişilere yönelttiği, ancak eldeki davada yargılama aşamasında malik değişiklerinin olduğu, yargılama sırasında meydana gelen bu değişikliklerin İlk Derece Mahkemesince tespit edilip, sonrasında davacı vekiline bu kişilerin davaya dahili için süre verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidildiği görülmektedir.
3.Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; keşif yapıldıktan sonra bilirkişilere, davacı parselinde 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uygulaması işlemi sonucunda meydana gelen azalmanın sebebinin ne olduğunun ve bu azalmanın hangi parsellerden kaynaklandığının denetime elverişli rapor ile açıklattırılması, bundan sonra davalı parsellerin güncel maliklerinin belirlenerek davacı vekiline bu kişilerin davaya dahili için süre verilmesidir.
4.Bu şekilde hareket edilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.