Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12279 E. 2023/1722 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12279
KARAR NO : 2023/1722
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/24 E., 2018/618 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasında tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ilamıyla kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, son bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalı … Belediyesi vekili, dahili davalı … Belediyesi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … Köyü, .. Mevkiinde, kuzeyi … zeytinliği, güneyi 833 ve 836 parseller, doğusu … zeytinliği, batısı 832 parsel taşınmazla çevrili krokide A harfi ile gösterilen 1.307,20 m2’lik taşınmazın davacı tarafından 20 yılı aşkın süredir zilyet edildiğini, tapulama dışı çalılık iken imar ihya edildiğini ve zeytin fidanları dikilerek zeytin tarımı yapıldığını, bu nedenle davacı adına kayıt ve tescilini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olması nedeniyle tescil harici bırakıldığını, zilyetlik ve imar-ihya ile kazanmanın ispat edilemesi halinde davanın reddi ile Hazine adına tescilini savunmuştur.

2. Dahili Davalı … Belediyesi vekili; zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazlarının yanı sıra esası yönünden de zilyetllikle kazanılamayacağını, orman sayılan yerlerden olduğundan davanın reddini savunmuştur.

3. Dahili davalı … Belediyesi vekili; zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazlarının yanı sıra esası yönünden de davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2014 tarihli ve 2012/304 Esas, 2014/528 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen fen bilirkişi raporuna göre ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 16.04.1973 tarihinde 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uygulanması neticesinde çalılık olarak tescil harici kalan yerlerden olduğu, orman sınırları dışında kaldığı, zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olduğu, mahallinde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre davacı tarafından zeytinlik haline getirildiği aralıksız şekilde kullandığı, ekonomik amacına uygun olarak imar ve ihya ederek zilyetliğin sürdürüldüğü, yapılan keşifte taşınmazın etrafındaki taşınmazlarla bütünlük gösterdiği, kuzeyinde bulunan ve hükmen mahkeme kararıyla tescil edilen taşınmaza göre 1560 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu eğimden daha az olduğu, gelen jeolog bilirkişi raporuyla da taşınmazın toprak yapısının kazanıma uygun olduğu, taşınmazın içerisinde 35-40 yılllık zeytin ağaçlarının bulunduğu, çalılık vasfındaki bu taşınmazın emek sarf edilerek tarım arazi haline getirildiği ve ihya tarihinden dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 17 nci maddesinde aranan 20 yıllık zamanaşımı süresinin davacı lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın esastan kabulüne, dava konusu Bursa ili, … ilçesi, … Köyü, … Mevkiinde bulunan fen bilirkişisine ait 06.01.2014 tarihli rapor ve krokide ”A” harfi ile gösterilen 1.307,20 m2’lik taşınmazın zeytinlik vasfı ile davacı … oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişi krokisinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.

IV . BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.10.2016 tarihli ve 2015/9915 Esas, 2016/9760 Karar sayılı ilamıyla “davaya Bursa Büyükşehir Belediyesi ve … Belediyesinin dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, bundan ayrı taşınmazın 1/5000 ölçekli … Belediyesi Nazım imar planında ‘orman alanında’ kaldığı bildirilmesine rağmen, imar planının onaylanma ve kesinleşme tarihleri sorulamadığı, yörede yapılan bütün orman tahdit çalışmalarının belge ve haritaları ile komşu parsel kadastro tutanak örnekleri ve varsa dayanakları ile tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılan komşu 1560 sayılı parselin tescil dosyası getirtilmediği, orman bilirkişi tarafından taşınmaz orman tahdidi dışında olduğu bildirilmiş ise de, Orman İdaresi tarafından dosyaya gönderilen orman tahdit harita örneğinde taşınmaz tahdit içinde görülmesine rağmen bu çelişki giderilmediği, iki kez keşif yapılmasına rağmen keşifte yerel bilirkişi dinlenmediği, usulüne uygun orman, imar-ihya ve zilyetlik araştırması yapılmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına” karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “bozmaya uygun olarak keşfin yapıldığı, yeni mahalli bilirkişilerin dinlendiği, Belediye imar yazılarının getirtildiği, Yargıtay bozmasına uygun olarak heyetin oluşturulduğu , dava konusu taşınmazın fotogrametri uzmanı tarafından kadastral pafta ile memleket haritalarının hava fotoğraflarının çakıştırıldığı, dinlenen mahalli tanık anlatımlarında 1970 ten bu yana davacı tarafından taşınmazın imar ihya edilmek suretiyle dava tarihine kadar kesintisiz kullanıldığı, başka kullanan olmadığı, orman mühendisi raporuna göre üçüncü kişiler adına tescilinin mümkün olduğu, 1948 yılınan beri kesinleşmiş olan orman kadastrosu sınırları dışında olduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre de 35 yılı aşkındır imar ihyanın tamamlanmış olduğu, 30 yaşlarını aşkın kapama zeytin bahçesinin olduğunun belirtildiği, komşu parsel ve dayanak kayıtları incelendiğinde çevrenin zeytinlik olduğu, ayrıca dinlenen mahalli bilirkişilerden bir tanesinin komşu parsel sahibi olduğu, delillerin birbirini tamamlayıp doğruladığı, dava konusu taşınmazda 20 yılı aşkındır imar ihyadan sonra davacının zilyetliğinin sürdüğü, bunun aksini gösterecek herhangi bir delilin olmadığı gerekçesiyle davanın esastan kabulüne, dava konusu Bursa ili, … ilçesi, … Köyü, Livadiye Mevkiinde, bulunan fen bilirkişisine ait 30.05.2018 tarihli rapor ve krokide ”A” harfi ile gösterilen 1.307,20 m2’lik taşınmazın zeytinlik vasfı ile davacı … oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişi krokisinin kararın eki sayılmasına” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, dahili davalı … Belediyesi vekili, dahili davalı … Belediyesi vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Dahili davalı … Belediyesi vekili; husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, taşınmazın eğiminin jeoloji bilirkişisi raporunda %30 olduğunu, %12 yi geçen yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağının kabulü gerektiğini, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, usulen harcı yatırılarak açılan aleyhlerine bir dava da olmadığını, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

2. Dahili davalı … Belediyesi vekili; eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, taşınmazın imar planında yol olduğunu sadece zeytinlik olarak belirtilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın eğiminin göz ardı edildiğini, kamu malı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalı Hazine vekili; taşınmazın kadastro çalışmalarında devletin hüküm ve tasarrufundaki yer olduğundan bahisle tespit harici bırakıldığını, davacının buna itiraz etmediğini, tanık beyanına ve eksik bilirkişi incelemesine göre davanın kabulüne karar verildiğini, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4271 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci maddeleri gereğince açılan tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 Sayılı Kanun’un 713 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3402 Sayılı Kanun’un 14 ve 17 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalı … Belediyesi vekili, dahili davalı … Belediyesi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle ;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

814,12 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.264,76 TL’nin temyiz eden dahili davalılardan ayrı ayrı alınmasına,

Taraflarca 1086 Sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.