Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12057 E. 2023/1799 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12057
KARAR NO : 2023/1799
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2668 Esas, 2022/977 Karar



Birleşen 2015/587 Esas Sayılı Dava Dosyası: 13.08.2015
Birleşen 2019/1045 Esas Sayılı Dava Dosyası: 21.10.2019
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 15. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/425 Esas, 2020/352 Karar

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı asil … vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … geldiler geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 11.11.2005 tarihinde davalı işyerinde işe başladığını, 16.05.2006 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve bu kaza sonucunda %92 oranında malül olduğunu belirterek 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini,
Bozmadan sonra birleşen 2015/587 Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde özetle asıl dava dosyasının dava dilekçesinde talep ettikleri maddi/manevi tazminattaki faiz alacağına ilişkin olmak üzere 1.000,00 TL faiz alacağının tahsilini,
Bozmadan sonra birleşen 2019/1045 Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde özetle 1.583.021,95 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; 13.05.2006 tarihinde devam eden inşaatın dış cephe sıva işlerinin bitirilmesi hususunda davacı ve …’ın anlaştıklarını, davacının sigorta kaydının yaptırılarak inşaatta yapılması gereken işlerin yapılması için gerekli tertibat ve imkanın sağlandığını, davacı tarafın yapacağı iş için gerekli teçhizatın ve koruyucu tüm işlemlerin tamamlanmasından sonra 16.05.2016 tarihinde diğer çalışanla birlikte kurdukları iskeleye çıktığını ancak kendi kusuru ve hatası neticesinde üstüne çıktıkları kalasın kırılması neticesinde yüksekten düşerek yaralandığını, yüksekten düşen davacının etrafta bulunan ve olay yerine gelen vatandaşlar tarafından hiçbir önlem ve önleyici tedbir almadan ve acile haber verilmeden karga tulumba çevrilen bir taksiye bindirilerek hastaneye kaldırıldığını, … Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2013/443 Esas sayısıyla görülen ve Yargıtayda olan kesinleşmemiş dosya bulunduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının mağduriyetini ve içinde bulunduğu sıkıntıları bildirmesi üzerine müvekkillerinin noter aracılığıyla düzenleme şeklinde sulhname, feragatname ve ibraname alındığını, müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, davanın derdestlik nedeniyle, husumet nedeniyle, usul ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.08.2014 tarih 2014/108 Esas, 2014/470 Karar sayılı kararı ile derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 05.08.2014 tarih 2014/108 Esas, 2014/470 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2015 tarih 2014/26525 Esas, 2015/10035 Karar sayılı kararı ile somut olayda, aynı davanın daha önce … Anadolu 8. İş Mahkemesi’nin 2013/443 Esası üzerinden devam ederken, 10.12.2013 tarihinde 3 defa davacı tarafından takip edilmediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davalı işveren tarafından yargılama gideri yönünden 03.03.2014 tarihinde temyiz edildiği, bilahare aynı davanın harçları yatırılarak … Anadolu 15. İş Mahkemesi’nde yeniden açıldığı ve davanın mahkemenin 2014/108 Esası üzerinden devam ettiği, Mahkemece, açılan davayla ilgili derdest dava olduğu, açılmamış sayılmasına karar verilen derdest davaya ilişkin dosyanın kesinleşmediği için derdest sayıldığı gerekçesiyle sonradan açılan davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2020 tarih, 2015/425 Esas, 2020/352 Karar sayılı kararı ile davalılara ait inşaatta sıva işçisi olarak çalışan davacının 16.05.2006 günü, işveren tarafından kendisine verilen talimat üzerine inşaatın dış cephe sıva işini yaparken, boru iskele arasına konulan ve üzerinde bulunduğu tahta kalasın kırılması sonucu iskeleden düşüp yaralanması şeklinde iş kazasının meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalıların % 80, davacı işçinin % 20 oranında kusurlu bulunduğu, Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararlarına göre davacının %100 maluliyet oranının bulunduğu, Kadıköy 13. Noterliği’nin 16.06.2006 tarih 14204 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde sulhname, feragatname ve ibraneme sunulmuş ise de davacının maluliyet oranı ve hesap bilirkişisi tarafından yapılan tazminat hesaplamaları dikkate alındığında ödenen bedelin çok düşük olduğu, bu nedenle belgenin makbuz hükmünde olduğunun kabul edildiği, hesap bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamalara göre davalıların maddi tazminat ödemesinin tenziliyle davalıların maddi tazminat sorumluluğu bulunduğunun anlaşıldığı, somut olayda kaza tarihinin 16.05.2006 tarihi olup, 26.02.2014 tarihli dava dilekçesi ekinde bulunan belgeden %100 iş göremezlik derecesi üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerinin 18.05.2007 onay tarihli olduğu, kaza tarihi ve Kurumca belirlenen maluliyet tarihleri dikkate alınarak 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 21.10.2019 tarihinde birleşen … Anadolu 28. İş Mahkemesi’nin 2019/1045 Esas, 2019/454 Karar sayılı dosyasının açıldığı, bu nedenle birleşen dava yönünden taleplerin zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, ayrıca kusurlu bulunan davalıların olayın meydana gelmesinden, davacının duyduğu elem ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat sorumluluğu bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığından bahisle asıl ve birleşen 2015/587 Esas sayılı dava dosyası yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen 2019/1045 Esas sayılı dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

C.Dairemiz’in 08.06.2021 tarih ve 2021/2703 Esas, 2021/7852 Karar Sayılı Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2020 tarih, 2015/425 Esas, 2020/352 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemiz’in 08.06.2021 tarih ve 2021/2703 Esas, 2021/7852 Karar sayılı kararı ile … Anadolu 15. İş Mahkemesinin aleyhine Kanun yoluna gidilen kararı ile ilgili olarak Yargıtay’ın esas yönüyle herhangi bir denetiminin söz konusu olmadığı, bu itibarla, 25.12.2020 tarihinde verilen ve daha önce Yargıtay denetiminden geçmeyen kararın kanun yolu denetiminin istinaf olduğu, görevli merciinin … Bölge Adliye Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

V. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
25.12.2020 tarih, 2015/425 Esas, 2020/352 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin 10.06.2022 tarih, 2021/2668 Esas, 2022/977 Karar sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen 2015/587 Esas sayılı dava dosyası yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının asıl dava dosyasındaki manevi tazminat talebinin manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi ve ibraname ile yapılan manevi tazminat ödemesi nedeni ile reddine, birleşen 2019/1045 Esas sayılı dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ceza zamanaşımı, sürekli iş göremezlik noktasındaki değişen gelişen durum ve davalı tarafından yapılan ödeme tarihi dikkate alındığında birleşen 2019/1045 Esas sayılı dava dosyası yönünden zamanaşımının söz konusu olmadığını, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107’nci maddesi, 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13, 16 ve 20 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı H.M.K. ile eda davası niteliğinde belirsiz alacak davası türü kabul edilmiştir. 107 nci maddeye göre “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”

Bu davadaki temel amaç ise alacağın belirsiz olması nedeni ile zamanaşımının tüm alacak için dava tarihi itibari ile kesilmesidir. Kanunun ilgili maddesindeki gerekçeye göre “Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilir.Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Hukuk sistemimiz içinde, böyle bir durumla karşılaşan kişinin hak araması bakımından birçok güçlük söz konusudur. Öncelikle kendisinden aslında tam olarak bilmediği bir alacak için dava açması istenmekte, ayrıca, daha sonra kendi talebinden daha fazla bir miktar alacağının olduğu ortaya çıktığında da bunu davayı genişletme yasağı çerçevesinde ileri sürmesi mümkün olabilmekteydi. Böyle bir durumda, gerçekten bilinmeyen bir alacak için dava açmaya zorlamak gibi, hak aramanın özüyle izah edilemeyecek bir yol ve aslında tarafın kendi ihmali ya da kusuru olmadığı hâlde bir yasakla karşılaşması gibi de bir engel söz konusuydu. Oysa, hak arama özgürlüğü, böyle bir sınırlamayı ve gerçek dışı davranmaya zorlamayı değil, gerçekten hakkı ihlâl edilen veya ihlâl tehlikesi altında olan kişiyi, mümkün olduğunca geniş şekilde korumayı amaçlamalıdır. Son dönemde, gerek mukayeseli hukukta gerekse Türk hukukunda artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek “etkin hukukî koruma”nın gündeme gelmiş olması da bunu gerektirir. Kaldı ki, miktar ya da değeri belirsiz bir alacak için dava açılması gerektiğinde birtakım sınırlamalar getirmek, dava içinde yeni taleplere veya o davanın dışında yeni davalara yol açarak, usûl ekonomisine aykırı bir durum da meydana getirecektir. Ayrıca, miktarı veya değeri bilinmeyen bir alacak için klasik kısmî davanın da tam bir çözüm üretmediği gerçektir. Esasen tam veya kısmi olmasına bakılmaksızın her edâ davasının temelinde bir külli tespit unsuru vardır. Başka deyimle edâ hükmünde tertip olunan her durumun arkasında sorumluluk saptanmasını içeren bir zorunlu ön tespit kabulü mevcuttur”

Bu doğrultuda H.M.K.’nın 107 nci maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasını açabilmesi için alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirlemesinin objektif olarak mümkün olmaması gerekir. Alacak miktarı biliniyorsa ya da bilinebilecek durumda ise böyle bir dava açılamaz. Çünkü bu durumda her davada arandığı gibi hukuki yarar aranacak olup alacak miktarının biliniyor ya da bilinebilecek olması halinde davacının hukuki yararından söz edilemez.

Öte yandan HMK`nin 33 üncü maddesine göre Hâkim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise Hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.

Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde kaza 16.05.2006 tarihli olup 16.03.2010 tarihinde açılan davanın 10.12.2013 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verilip, anılan kararın Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 30.06.2014 tarihli kararı ile onanması, 26.02.2014 tarihinde davacının aynı davalılara karşı aynı taleplerle açılıp derdestlik nedeniyle reddine karar verilen davanın yine Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2015 tarihli kararıyla esas girilmesi gerektiğinden bahisle bozulması üzerine sürdürülen temyiz incelemesine konu eldeki davanın, Dairemiz’in 19.04.2022 tarih 2021/3834 Esas, 2022/5880 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, esasen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107’nci maddesi kapsamında niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olması, davacının 21.10.2019 tarihinde açtığı birleşen 2019/1045 Esas sayılı dava dosyasına konu ettiği tazminat tutarının belirsiz alacak davası niteliğindeki asıl dava dosyasında belirlenen tutar olması ve davacının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilen söz konusu birleşen 2019/1045 Esas sayılı ek davayı, 11.10.2019 tarihli celsede zapta geçen sözlü celse beyanıyla “ıslah ya da ek dava açılması için” süre talep etmesi üzerine, ilk derece mahkemesince, bu beyanın 6100 sayılı Kanun’un 107’nci maddesi kapsamında bir arttırım talebi olup olmadığı açıklığa kavuşturulmaksızın aynı celsenin 2 nolu ara kararı ile davacı vekiline ek dava açmak üzere süre verilmesi üzerine açtığı gözetilerek zamanaşımı süresinin geçip geçmediği hususunun bu çerçevede irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gözetilmemesi bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,

Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Davacı Avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.