Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/3824 E. 2023/4429 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3824
KARAR NO : 2023/4429
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/136 E., 2020/160 K.
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2022/6366 Esas, 2023/1076 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KD-2020/23508 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 … maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanığın üzerine atılı kasten öldürme suçu yönünden İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca meşru savunmada sınırın aşılması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karara yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararı isabetli olduğundan, bu karara yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması yerine, azami miktarda haksız tahrik indirimi uygulanarak kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine dair bozma ilâmının kaldırılması ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE
Maktulden kaynaklanan haksız saldırının o an ki hal ve şartlara göre başka türlü defedilmesi mümkün olduğu halde saldırı ile orantılı olmayan şekilde hareket edildiği, bu nedenle somut olayda 5237 sayılı Kanun’un 25 … maddesinin birinci fıkrası ve 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, olay öncesinde zamana yayılan ve olay günü de maktulden kaynaklanan haksız söz ve eylemlerin ulaştığı boyut da dikkate alınarak haksız tahrik nedeniyle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik indiriminin azami olarak uygulanarak asgarî cezaya hükmedilmesi suretiyle sanığın üzerine atılı kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile uyumlu olmayan gerekçe ile yazılı şekilde meşru savunmada sınırın aşılması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı görüldüğünden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ, itiraz sebeplerine katıldığını belirterek itirazın kabulü gerektiği gerekçesiyle sayın Başkan … ve sayın Üye …’ın karşı oyuyla oy çokluğuyla REDDİNE,

2. 5271 sayılı Kanun’un 308 … maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2022/6366 Esas, 2023/1076 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

İnceleme konusu yapılan davada, hukuki uyuşmazlık konusu olan husus sanığın, maktule yönelik eyleminin TCK’nin 27/2. maddesi uyarınca mı; yoksa TCK’nin 81. ve 29. maddeleri uyarınca mı vasıf kazanacağı noktasında toplanmaktadır.
Mevcut davada sanık …, … isimli şahsı av tüfeği ile tek atış yapmak suretiyle öldürmüştür. 26.08.2018 tarihli olay yeri tespit tutanağına göre maktulün baş kısmı sanığın evinin kapısı yönünde olacak şekilde, yerde yatmaktadır.
… sanığın kızıdır. Bir dönem maktulün pide fırınında işçi olarak çalışmıştır. Her ikisi de o zaman evli olan bu kişiler arasında gönül ilişkisi başlamış ve bir dönem devam etmiştir. Ardından … maktulden ayrılmak istemiş, maktul bunu kabullenmemiştir. Bu aşamadan sonra taraflar arasında adliyeye yansıyan olaylar yaşanmaya başlamış ve sanık ve kızı …’in talebiyle maktul hakkında 6284 sayılı yasa anlamında koruma tedbirine başvurulmuştur. Hatta bu ayrılık döneminde maktul, …’in ve sanığın yaşadığı evin bahçesine gelip kendi kendini yakma girişiminde bulunmuştur. Bu eve bir kaç defa gelip, …’i kaçıracağını söylemiş duvara yazılar yazmıştır.
… bu durum karşısında İstanbul’daki kardeşi …’nin yanına gitmiştir. Ancak olay öncesinde ikisi de kurban bayramı için köydeki baba evine yani sanığın evine dönmüştür.
Olaydan 19 gün önce kendi karısını boşayan ve …’i bir saplantı haline getiren maktul, …’in köye döndüğünü duyunca, … sabahı kurban hazırlığı yapmakta olan Yüksel ailesinin evine gelmiştir. Ev civarında maktulü gören …, evin içine kaçmıştır ancak bağırmasını duyan babası sanık …’in sözüne uyarak, kendini odaya kilitlemeye koşmuştur. Bunu başarmıştır. Bu esnada kardeşi olan … içeri gelince, maktul; “Seni alamaz isem kardeşini alırım!” diyerek …’yi kolundan tutarak evin dışına sürüklemiştir. Bu sırada sanık evden tüfeği alıp gelmiş ve maktule oradan gitmesini, kızı bırakmasını defaten söylemiştir. Maktul; “Ablasını alamazsam kardeşini alırım, 10 yıl hapis yatsam da döner …’i yine alırım!” diye yanıt vermiştir. Sürüklenmekte olan …’nin maktulden bir an uzaklaştığını farkeden sanık av tüfeğini bir kez ateşleyerek maktulün ölümüne sebebiyet vermiştir.
Bu deliller ve oluş çerçevesinde şu hususlar öne çıkmaktadır.
– Maktul, …’den güçlüdür ve onu sürüklemeye, evden uzaklaştırmaya başlamıştır. Sanığın tüm ikazlarına rağmen eylemine devam etmiştir.
– Sanığın üzerinde olay sonrası bir tornavida, bir koli bantı ve kendir nitelikli ip ele geçmiştir.
– Maktul, …’i değil, kendisi ile hiç ilgisi olmayan aralarında bir sorun bulunmayan …’yi kaçırmaya başlamıştır.
– Maktul, kendisinden ayrılan …’e defaten şiddet uygulamış, tehdit etmiş, dahası baba olan sanığı da tehdit etmiştir. Hatta kendi kendini bile yakmaya çalışmıştır.
– Sanık, maktulün davranış tarzını bilmekte olup …’i geçici süre İstanbul’a göndermiştir.
– Maktul, bir … sabahı, …’i kaçırmak üzere sanığın evine gelmiştir. Evde yaşanan panik havası ve …’in kendini kilitmesiyle onu kaçıramamış ve fakat kardeşi …’yi kaçırmaya başlamış onu, evin içinden kapı dışına kadar 10 metre sürüklemiştir.
– Maktulün eylemi tamamlaması için ihtiyacı olan aracının, olay yerinden ne kadar uzakta olduğunu, mesela çaprazdaki evin hemen yanında olup olmadığı belli değildir. Sanığın bu konuda bir bilgisi yoktur.
– Bu koşullarda maktul ve … arasındaki ilişki ve sonrasına ait süreçte hiçbir dahli olmayan sanık baba …, kızı …’yi kurtarma güdüsü ile hareket etmiştir.

– Olay anında, yaş ve fizik gücü olarak maktule göre yetersiz olan …, kaçırılmakta olan … ve belki anne dışında kimse yoktur.
Öncelikle burada, gerçekleşmekte olan bir haksız eylem vardır. Maktul, olaylarla hiç ilgisi olmayan …’yi sanığın diğer kızının yerine olmak üzere kaçırmaktadır. Maktul de dışarıdan görünen bir silah olmadığı doğrudur. Ancak sanık ceket içi veya araçta silah olup olmadığını bilmemektedir. Sanık ve maktulün yaşı ve fiziksel özellikleri, olay yeri, maktulün …’yi sürükleyerek evden 10 metre uzaklaştırabilmiş olması ve bu durumu, maktule fiziksel güç kullanarak önleyecek kimsenin orada olmaması dikkate alındığında sanığın eylemi hal ve koşullara göre karşı haksız saldırı ile orantılıdır.
Gerek …’in … bağırışları, gerek …’nin evden uzaklaştırılması, tüm ısrarlara rağmen maktulün …’yi bırakmaması, maktulün daha öncede yaptığı ve saplantısını gösterir davranış şekilleri dikkate alındığında, hiç ilgisi olmayan …’yi kaçırıp ona zarar verebileceği yolundaki düşünce ile meşru müdafaa sınırı telaş ve heyecan nedeniyle aşılmıştır.
Bu gerekçelerle sanık hakkında TCK’nin 27/2. maddesi uyarınca verilen karanın onanması gerektiğine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.