Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/15553 E. 2023/19981 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15553
KARAR NO : 2023/19981
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/1023 E., 2022/569 K.
SUÇLAR : Fuhuş, suç işlemek amacıyla örgüt kurma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yerel Mahkemenin 22.05.2009 tarihli kararıyla sanığın diğer sanıklar Zülbiye Kesen, Murat Köşker ile Mehmet Selami Ağın ile birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 3 yıl hapis, fuhuş suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 227 nci maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları uyarınca 6 yıl hapis ve 60.000,00 TL adli para, cezaları ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
2.Kararın sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10.02.2014 tarihli ilamı ile sanık hakkındaki hükümler ile diğer sanıklar hakkında fuhuş suçundan kurulan hükümlerin onanmasına karar verirken, diğer sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükümlerin, sanıkların eylemlerinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Sanık hakkında kesinleşen ilamın infaz aşamasında Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Ek. 2 nci Protokolü’nün 3 üncü maddesi ile 3732 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi uyarınca sanığın yeniden yargılanması kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde Yerel Mahkeme, 29.09.2020 tarihli ek kararı ile sanık hakkında kesinleşen mahkumiyet kararının aynen onanması ile verilen cezaların aynen infazına karar vermiştir.
4.Bu kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.10.2021 tarihli kararı ile “Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Ek. 2 nci Protokolü’nün 3 üncü maddesi ile 3732 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi uyarınca sanığın yeniden yargılanması kararı üzerine duruşma açılıp, savunması alındıktan sonra hakkında hüküm kurulurken, öncelikle 10/02/2014 tarihinde kesinleşen Yerel Mahkemenin 2008/1 esas, 2009/319 karar sayılı ilamının iptaline karar verilip, yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, kesinleşen ilamın, 5271 sayılı Kanun’un 323 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca aynen onanmasına karar verilmesi ve kurulan hükmün gerekçeden yoksun olması nedenleriyle” bozma yönünde karar verilmiştir.
5.Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada Yerel Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında kesinleşen mahkumiyete yönelik hükmün iptaline karar verip, sanığın suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis, fuhuş suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 227 nci maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları uyarınca 6 yıl hapis ve 60.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, hukuka aykırı bir şekilde yeterli inceleme yapılmadan ve şüphe hali ortadan kaldırılmadan hukuka aykırı delillerle karar verildiğine, iletişimin tespiti kararlarıyla elde edilen hususların somut deliller ile ispatlanması gerektiğine, sanıklar arasında hiyerarşik bir bağ değil, aile bağı bulunduğu, telefon konuşmalarında ast üst ilişkisi olmadığına, örgütün varlığı için gerekli olan devamlılığın söz konusu olmadığına, yargılamanın yenilenmesi kararı üzerine mahkemece tekrar delillerin toplanması ve bunların yeniden incelenmesi gerektiğine, gerekçeli kararda mahsuba ilişkin düzenlemelere yer verilmediğine, sanık tarafından yapıldığı kabul edilen telefon görüşmelerinin sanığa ait olup olmadığının anlaşılması için ses analizi yönünde raporun alınmadığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, haklarında fuhuş ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından verilen mahkumiyet kararları kesinleşen diğer üç sanık ile birlikte örgütsel boyutta hareket ederek barındırdıkları kadınların fuhşuna aracılık edip, temin ettikleri dairelerde bu kadınların erkeklerle para karşılığında ilişkiye girmelerini sağladıkları iddiasıyla açılan davada Mahkeme, sanıkların savunmaları, tanıkların itibar edilen soruşturma aşamasındaki beyanları, iletişimin tespiti kararlarıyla elde edilen görüşme kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve fuhuş suçlarından cezalandırılmasına karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
1.İletişimin tespiti kararlarının alındığı tarihlerde “fuhuş” suçunun 5271 sayılı Kanun’un 135 inci maddesindeki katalog suçlar arasında yer almaması nedeniyle, bu kararlarla elde edilen görüşme kayıtlarının, fuhuş suçu yönünden yasal delil niteliğine haiz olmadığı anlaşılmakla, kayıtlar fuhuş suçu yönünden inceleme dışı bırakılarak yapılan değerlendirmede, sanıklar suçlamaları inkar etmiş, fuhuş yaptıkları anlaşılan kadınlara ulaşılamadığından beyanları alınamamış ise de, suç işlemek için örgüt kurma suçu açısından yasal delil niteliğinde olan iletişimin tespiti yoluyla elde edilen görüşme kayıtları, her iki suç açısından itibar edilen, soruşturma aşamasında tanık olarak ifadelerine başvurulan ve sanık ile telefonda fuhşa dair görüşmeler yapan ……..K’nin ifadeleri, her ne kadar bu tanıklar kovuşturma aşamasında önceki ifadelerinden dönerek fuhuş eylemine dair bir beyanda bulunmamış ise de, tüm tanıkların geçerli bir neden ileri sürmeden önceki ifadelerinden dönmelerinin sanıkları atılı suçlardan kurtarmaya yönelik bir davranış olduğu kabul edilerek tanıkların soruşturma aşamasında sıcağı sıcağına verdikleri anlatımlarına itibar edilmesi gerektiği, sanığın eylemlerinde kullandığı yöntem (farklı daireler tutma) yakalanmamak için aldığı tedbirler (telefonda şifreli konuşma ve sokakta gözcü bırakma), eylemlerin fazlalığı gibi hususlar dikkate alındığında sanığın önceden belirlenmiş bir organizasyon kapsamında diğer sanıklar ile birlikte örgütsel boyutta hareket ederek fuhuş suçunu işlemek amacıyla bir araya geldiği, aralarında devamlılık arz eden bir iş bölümü ve gevşekte olsa hiyerarşik bir ilişki olduğu, suçtan elde edilen kazancın sanık tarafından toplandığı, talimatların da çoğu zaman sanık tarafından verildiği, sanığın bu hiyerarşik yapılanmada üst pozisyonda yer alıp örgütsel faaliyetin tamamını veya büyük bir kısmını koordine ederek yönettiği bu sebeple örgüt yöneticisi konumunda olduğunun anlaşılması karşısında atılı fuhuş ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarını işlediği anlaşılan sanığın mahkumiyetine yönelik Mahkemenin kararında hukuka aykırılık görülmemiş, kararda sanığın gözaltında ve tutuklukta geçirdiği sürelerin mahsubuna karar verilmiş olması, dosya kapsamından telefon görüşmelerine yansıyan konuşmaların sanığa ait olduğunun tespit edilmesi, kaldı ki sanığın savunmasında telefon görüşmelerinin kendisi tarafından yapılmadığına dair bir itirazının bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz nedenlerine de itibar edilmemiştir.
2.Sanığa yükletilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Fuhuş suçunun mağdur sayısınca oluşacağı gözetilmeden sanık hakkında anılan suça ilişkin bir kez mahkumiyet hükmü kurularak eksik ceza tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, bu konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik uygulamaları karşısında cezayı aleyhe değiştirme yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve fuhuş suçlarından mahkum olan sanık hakkında anılan Kanun maddesi uygulanmamış ise de, bu hususun infaz aşamasında resen gözetilebileceği,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2023 tarihinde karar verildi.