YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20394
KARAR NO : 2023/5178
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/372 E., 2015/320 K.
SUÇLAR :Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/372 Esas, 2015/320 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 52, 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün onanması ve nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde ek savunma … tanınmaması sebebi ile kararın bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, cezalandırılmasını gerektirir somut delil olmadığından beraatine karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme ile delillerin takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, suça konu çeki boş halde ele geçirdiği ve üzerini doldurup imzaladığı, arkadaşı olan hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen tanık R. U.’ya paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip çeki satmasını istediği, …’ün de tanıdığı olan hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen tanık K. A.’ya çeki verdiği ve çek karşılığında aldığı 1.500,00 TL’yi sanığa verdiği, tanık …’in çeki bakaya verdiğinde sahte olduğunun ortaya çıktığı, sanığın, çeki aracını sattığı … isimli şahıstan dolu şekilde aldığını savunduğu, ancak araç satışına dair belge sunamadığı gibi bilirkişi raporuna göre çek ön yüzündeki el yazılarının sanığa ait olduğunun belirlendiği, bu suretle banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık, açık kimliğini bilmediği İnegöl’den geldiğini söyleyen … isimli şahsa resmi kaydı olmadan elden araç satıp karşılığında suça konu çeki aldığını ve tanık R.U.’ya verdiğini, onun da daha sonradan öğrendiğine göre borcu olduğundan müteahhitlik yapan K.A.’ya verip karşılığında para aldığını, ancak tanık R.U.’dan para almadığını, çekin sahte olduğunu bilmediğini, çeki kendisinin düzenlemediğini beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Tanık R.U., daha önceden tanıdığı sanığın çekin vadesinden bir ay önce acil paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip suça konu çeki gösterip para istediğini, kendisinde olmadığından müteahhitlik yapan arkadaşı tanık K.A.’ya söylediğini, ona verip karşılığında 1.500,00 TL alıp sanığa ilettiğini, vadesinde ibrazında sahte olduğunun ortaya çıktığını, sanığa söylediğinde parayı vereceğini söyleyip vermediğini, daha sonra kendisinin tanık K.A.’ya parayı ödediğinden mağdur olduğunu beyan etmiştir.
4. Tanık K.A., sanığı tanımadığını, çeki alacağına karşılık tanık R.U.’dan alıp bankadaki çek hesabına yatırdığını, vadesi geldiğinde sahte olduğunun ortaya çıktığını, olay nedeniyle zararının olmadığını beyan etmiştir.
5. Bilirkişi raporuna göre, çekin ön yüzündeki düzenlemeye ait el yazıları ve keşideci imzasının sanığa ait olduğu, arka yüzdeki K. A. adına atfen atılı birinci ciranta yazı ve imzasının bu kişiye ait olduğu, aldatma kabiliyetinin olduğu belirlenmiştir.
6. Mahkemece, suça konu çek üzerinde gözlem yapılarak TTK’daki unsurların tam ve aldatma kabiliyetinin olduğu, sanığın kimden aldığını ispat edemediği suça konu çeki kullanarak haksız menfaat elde ettiği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde suç oluşturan fiil düzenlenmiş, aynı maddenin son cümlesinde ise bu fiile uygulanacak ceza miktarı belirtilmiştir. Suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğu hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatılmıştır. Buna göre, sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmıştır. Sanık kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmektedir. Cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu değildir. Kaldı ki; sanığın aşamalardaki savunmasında ve temyiz dilekçesinde, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması nedeniyle savunma … verilmediğine dair bir itirazı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
1. Gerekçeli kararda suç tarihinin, sanığın çeki vadesinden bir ay önce kullandığı ifade edildiğinden 12.04.2013 olması gerekir iken 2013 olarak hatalı gösterilmesi mahallinde tamamlanabilir yazım hatası kabul edilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j) ve (k), (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve buna göre, haksız menfaat miktarının 1.500,00 TL, haksız menfaatin iki katının 3.000,00 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın 150 gün olarak belirlenmesi gerekir iken, 5 gün olarak eksik belirlenmesi sonrası, aynı maddenin son cümlesi dikkate alınarak suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı gerekçesiyle 3.000,00 TL adli para cezasına çıkartılması sonuç para cezası değişmediğinden sonuca etkili görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların eleştiri nedenleri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/372 Esas, 2015/320 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.