Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/8187 E. 2023/3152 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8187
KARAR NO : 2023/3152
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :2022/171 E., 2022/290 K.
SUÇLAR :Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet
HÜKÜM :İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince sanıklar … ve … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 … maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun’un 231 … maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanıklar … ve … müdafiileri, sanık … müdafileri, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2021 tarihli ve 2019/445 Esas, 2021/301 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar …, …, … hakkında maktuller … ve …’a yönelik kasten öldürme, sanıklar …, …, … hakkında maktuller ve …’a yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı iki kez) 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

2. Sanıklar …, …, … hakkında katılan …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı) 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

3. Sanıklar …, …, … hakkında katılan sanık …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar …, …, … hakkında katılanlar …, …, …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı) 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

4. Sanıklar …, …, … hakkında katılan …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar …, …, … hakkında katılan …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı) 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

B. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.02.2022 tarihli ve 2022/171 Esas, 2022/290 Karar sayılı kararı ile;

Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri, eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılmasına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri, eksik incelemeye, kararın gerekçesiz olduğuna, sübuta,
Sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz sebepleri, gerekçeye, sübuta, sanık …’in beraat etmesi gerektiğine, sanık … hakkında meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrike,
Sanık … müdafiilerinin temyiz sebepleri, sanığın cezai ehliyeti bulunmadığına, eksik incelemeye, sübuta, meşru savunma olduğuna, haksız tahrik indiriminin oranına,
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri, meşru savunma olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri, eksik incelemeye, meşru savunma olduğuna, gönüllü vazgeçmeye, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
Sanık … ve müdafiinin temyiz sebepleri, eksik incelemeye, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü sanık … ve maktul …’nin çim tarlasından, aralarında daha önce muhtarlık seçimi nedeniyle anlaşmazlık bulunan maktul …’ın kendi tarlasına girmek için motosikleti ile geçtiği ve tarlanın nemli olmasından dolayı çim tarlasında iz oluştuğu, bu durumu fark eden sanık …’in maktul … ile konuşmaya gittiği, sözlü tartışma yaşadıkları, birbirlerine sinkaflı küfür ettikleri, tartışma sırasında …’in bir ağaçtan dal kopararak maktul …’a vurmayı düşündüğü sırada maktul …’ın …’e “vururum seni” diyerek tehditte bulunduğu, …’in ise vur diyerek karşılık vermesi üzerine ’ın görüşürüz diyerek motosikletine binerek olay yerinden ayrıldığı, sanık …’in tartışmayı ağabeyi maktul …’ye, dayısı maktul …’a anlattığı, maktuller …, maktul …’un oğlu sanık …’ın çim tarlasına geldikleri, çalışanları sanık … ile birlikte silahlanarak beklemeye başladıkları, maktul …’ın da tartışmayı, oğulları sanıklar … ve …’a, akrabası sanık …’a anlattığı, sanık …’ın oğlu maktul … ile birlikte geldiği silahlanarak iki araçla … ailesine ait çim tarlasına doğru yola çıktıkları, sanık …’nın da sanık …’un çağırması üzerine geldiği ve onların da önden giden iki aracın peşinden çim tarlasına doğru gittikleri, bu sırada olay yerinde sanık …’in çalışanları olan … ve …’un tarlanın içinde kısmen diğerlerine uzak bir alanda bulundukları, sanık …, maktul …, maktul …, sanık … ve sanık …’un yola yakın bir yerde silahlı bir şekilde bulundukları, olay yerine gelindiğinde maktul …’ın eline tüfek alarak araçtan indiği, karşı taraftaki kişilerin silahlı olduğunu görünce elinde bulunan tüfeğin dipçiğini yolun

ortasında bulunan maktul …’ye yönelterek yürüdüğü esnada maktul …’un maktul …’a engel olduğu ve maktul …’nin tüfeği tutması ile maktul …’ın maktul …’ye vuramadığı ve tam bu anda karşılıklı olarak silahların ateşlendiği, maktul …’ın tüfek ile ateş ettiği, sanık …’in ve maktul …’nin maktul …’ı hedef alarak yakın mesafeden ateş ettiği, maktul …’ın vurularak yere düştüğü, yine başlayan çatışma sırasında maktul …’nin vurularak yere düştüğü, bu sırada sanıklar …, … ve … ile maktul …’ın silahları ile doğrudan karşı tarafın üzerine doğru ateş ettikleri, sanık …’ın da tüfeğiyle, sanık …’in ise silahı ile karşı tarafın üzerine ateş ettiği, sanıklar … ve …’un karşı tarafa ve özellikle sanık …’a ve maktul …’a doğru ateş ettikleri, sanık …’ın bu sırada yaralandığı, karşı taraftan gelen atış neticesinde maktul …’ın yaralanarak yere düştüğü, sanık …’ın ise doğrudan hedef alarak sanıklar … ve …’e ateş ederek vurduğu, karşılıklı ateşin bir süre devam ettiği, karşılıklı ateşin neticelenmesi sonrasında ve “ateş etmeyin yaralılarımızı alalım” sesinin duyulması üzerine sanıklar …, … ve …’in yaralılarını alıp olay yerinden araçları ile ayrıldıkları, diğer tarafın da karşı taraf gittikten sonra yaralılarını alıp olay yerinden ayrıldıkları, bu sırada yakın bir tarlada çalışmakta olan … akrabası tanık …’nın da olay yerine geldiği ve yaralıların taşınması hususunda yardımda bulunduğu, sanıklar … ve …’ın olay yerinden aldıkları silahları evlerine uğrayarak …’ya saklaması için teslim ettikleri anlaşılan olayda, sanıklar ve maktullerin olay günü fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri kabul edilerek, sanıkların kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

2. Sanıklar …, …, … yüklenen suçlamaları tevil yoluyla ikrar etmişler, sanıklar …, …, … yüklenen suçlamaları inkar etmişlerdir,

3. Maktul …’a ait otopsi raporunda, vücuduna üç adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olduğu, ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı ekstremite kemik kırıkları ile birlikte büyük damar (femoral arter ve femoral ven) yaralanmasından gelişen dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu,
Maktul …’a ait otopsi raporunda, vücuduna bir adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olup oluşturduğu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı klavikula, sternum, vertebra ve kot kırıkları ile birlikte iç organ (akciğer, özafagus) yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu,
Maktul …’a ait otopsi raporunda, vücuduna bir adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olup oluşturduğu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı sternum kırığı ile birlikte iç organ (akciğer) yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu,
Maktul …’ye ait otopsi raporunda, vücuduna yedi adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olup dört adet yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, iki adet yaralanmanın ise tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı

ekstremite, skapula ve kot kırıkları ile birlikte iç organ (akciğer, karaciğer, diafram, aort) yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu,
… Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 19.05.2019 tarihli raporlarında, …’ın sol kolundan, …’in sağ dizinden basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıkları, …’un ise karnında yaralandığı belirtilmiştir.

4. Olay yeri inceleme tutanakları, basit krokileri, uzmanlık raporları, beyanlar dava dosyası kapsamında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanık … müdafiinin, eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılmasına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık … müdafiinin, eksik incelemeye, kararın gerekçesiz olduğuna, sübuta, sanıklar … ve … müdafiilerinin, gerekçeye, sübuta, sanık …’in beraat etmesi gerektiğine, sanık … hakkında meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrike, sanık … müdafiilerinin, sanığın cezai ehliyeti bulunmadığına, eksik incelemeye, sübuta, meşru savunma olduğuna, haksız tahrik indiriminin oranına, sanık … müdafiinin, meşru savunma olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık … müdafiinin, eksik incelemeye, meşru savunma olduğuna, gönüllü vazgeçmeye, beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık … ve müdafiinin, eksik incelemeye, beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelen temyiz sebepleri yönünden;
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin beyanlar ve raporlar ile saptandığı, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıkların fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, iki tarafın da silahlanarak saldırmak amacıyla olay yerine geldikleri ve birbirlerine ateş ettikleri, dolayısıyla meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması şartlarının oluşmadığı, silahlı çatışmayı hangi tarafın başlattığı kesin olarak tespit edilemediğinden, sanıklar lehine uygulanan haksız tahrik indirimi ile belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Hakkında Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanıklar

… ve … müdafiilerinin bu hükümler yönünden kanun yolu başvurusunun itiraz merciince incelenmek üzere dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle Mahkemesine İADESİNE,

B. Sanıklar …, …, …, …, … ve … Hakkında Kasten Öldürme ve Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.02.2022 tarihli ve 2022/171 Esas, 2022/290 Karar sayılı kararında sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanıklar … ve … müdafileri, sanık … müdafileri, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanık … müdafii, sanıklar … ve … müdafiileri, sanık … müdafileri, sanık … müdafiinin tahliye taleplerinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

… 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2021 tarihli ve 2019/445 Esas, 2021/301 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar …, …, … hakkında maktuller … ve …’a yönelik kasten öldürme, sanıklar …, …, … hakkında maktuller ve …’a yönelik kasten öldürme

suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı iki kez) 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
2. Sanıklar …, …, … hakkında katılan …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı) 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
3. Sanıklar …, …, … hakkında katılan sanık …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar …, …, … hakkında katılanlar …, …, …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı) 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
4. Sanıklar …, …, … hakkında katılan …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar …, …, … hakkında katılan …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (ayrı ayrı) 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
Sonuç olarak sanıklar …, … ve …’un toplam 47 şer yıl 29 ar ay 10 ar gün hapis cezalarıyla, sanıklar …, … ve …’un ise 46 şar yıl 14 er ay 20 şer gün hapis cezalarıyla cezalandırmalarına karar verilmiştir.
19.05.2019 tarihinde sanık … ve maktul …’nin çim tarlasından, aralarında daha önce muhtarlık seçimi nedeniyle anlaşmazlık bulunan maktul …’ın kendi tarlasına girmek için motosikleti ile geçtiği ve tarlanın nemli olmasından dolayı çim tarlasında iz oluştuğunu fark eden sanık …’in maktul … ile konuşmaya gittiği, tartıştıkları, birbirlerine sinkaflı küfürler ettikleri, …’in ağaçtan dal kopararak maktul …’a vurmayı düşündüğü sırada maktul …’ın …’e “vururum seni” dediği, …’in ise vur demesi üzerine ’ın görüşürüz diyerek motosikletiyle olay yerinden ayrıldığı, …’nın bu olay sonrasında evine gittiği ve abisi maktul …’ya yaşadıklarını anlattığı, bunun üzerine maktul … ve …’nın tarlalarına gitmeye karar verdikleri ve bu sırada yoldayken …’nın dayısı olan maktul …’u arayarak maktul … ile arasında tartışma yaşandığını ve bu tartışma sırasında maktul …’ın kendisini gelip vuracağını söylediğini anlattığı, bu konuşma üzerine maktul …’un bekleyin siz ben de geliyorum “ dediği, … ve maktul …’nın tarlalarına gelmesinden sonra maktul …’un da … kardeşlerin tarlasına yanında oğlu … ile birlikte geldiği, bu sırada maktul …, …, maktul …, …’nın ve çalışanları …’nin silahlandıkları, …’ın tarlaya gelişini bekledikleri, maktul …’ın ise …’nın yanından ayrıldıktan sonra Semenciler’de bulunan evine gittiği, burada oğlu sanık … ile konuştuğu, maktul …’ın daha sonra yanlarına diğer oğlu sanık …’ı çağırdığı ve …’nın tarlasından geçmesi ve tarlada motosikletinin teker izinin kalması sonrasında tartışma yaşadıklarını, …’nın belinde silah gördüğünü anlattığı, maktul …’ın oldukça sinirli olduğu, sürekli küfür ettiği, maktul …’ın oğulları sanıklar … ve …’ı da yanına alarak ” hadi gidiyoruz ” diyerek ve silahlanarak evlerinden ayrılıp

Mercedes marka araç ile yola çıktıkları, yolda giderken sanık …’ın akrabası ve yakın arkadaşı olan sanık …’ı aradığı ve sıkıntılı bir durum olduğunu haber vererek mezarlık mevkiine sanık …’ı çağırdığı, köy mezarlığının olduğu alanda … ve oğulları … ve …’ın araçlarını durdukları, burada maktul …’ın kardeşi sanık …’ı telefon ile aradığı ve olayları anlattığı, sanık …’ın beni bekleyin demesi üzerine maktul … ve oğullarının …’ı bekledikleri, 5-10 dakika sonra …’ın … plaka sayılı Peugeot marka aracı ile yanında oğlu maktul … olduğu halde her ikisi de silahlı bir şekilde mezarlık mevkine geldiği, maktul …’ın burada yüz yüze oldukları sırada da …’a yaşadıklarını anlattığı, o sırada sanık …’un o bölgede diğer sanık …’nın gelmesini beklediği, sonrasında maktul … ile oğlu sanık …’in kendi araçlarına bindiği, sanık … ile oğlu Maktul …’in de kendi araçlarına bindiği, toplamda iki araç olacak şekilde peş peşe … kardeşlerin tarlalarının bulunduğu bölgeye gitmek için oradan ayrılırken araçların hareket etmesinin hemen sonrasında …’ın ise … plaka sayılı araç ile mezarlık mevkiine …’un bulunduğu yere geldiği, …’nın oraya geldiğinde …’un tek başına kendisini beklediği, …’un …’nın geldiği araca binerek bu araç ile önden giden diğer iki aracın peşine takıldıkları, bu süreçte …’nın …’a ne olduğunu sorduğunda …’un ona cevaben babası ‘ın çimcilerle kavga ettiğini ve onların oraya gittiğini, yeri bulamaması ihtimaline karşın kendisinin de …’nın gelmesini beklediğini …’ya anlattığı, bu suretle sanıkların bu şekilde toplamda üç araç birlikte, peş peşe … kardeşlerin tarlalarının bulunduğu mevkiye doğru gittikleri, bu sırada olay yerinde …’nın çalışanları olan …, …’un tarlanın içinde kısmen diğerlerine uzak bir alanda bulundukları, …, maktul …, maktul … ve … ve …’nin yola yakın bir yerde silahlı bir şekilde bulundukları, olay yerine gelindiğinde maktul …’ın eline tüfek alarak araçtan indiği, karşı taraftaki kişilerin silahlı olduğunu görünce elinde bulunan tüfeğin dipçiğini yolun ortasında bulunan …’ya yönelterek yürüdüğü esnada maktul …’un …’a engel olduğu ve maktul …’nın tüfeğe tutması ile …’ın …’ya vuramadığı ve tam bu anda karşılıklı olarak silahların ateşlendiği, maktul …’ın tüfek ile ateş ettiği, …’nın ve maktul …’nın maktul …’ı hedef alarak yakın mesafeden ateş ettiği, …’ın vurularak yere düştüğü, yine başlayan çatışma sırasında maktul …’nın vurularak yere düştüğü, bu sırada …’ın, maktul …’ın, …’ın ve …’ın silahları ile doğrudan karşı tarafın üzerine doğru ateş ettikleri, …’un da tüfeği ile karşı tarafın üzerine ateş ettiği, …’nın silah ile karşı tarafa doğru ateş ettiği, karşılıklı çatışma sırasında maktul …’un da vurularak yere düştüğü, … ve …’nin karşı tarafa ve özellikle …’a ve maktul …’a doğru ateş ettikleri, …’ın bu sırada yaralandığı, karşı taraftan gelen atış neticesinde maktul …’ın yaralanarak yere düştüğü, …’ın ise doğrudan hedef alarak …’ye ve …’ya ateş ettiği ve ateş neticesinde … ve …’nın yaralandığı, karşılıklı ateşin bir süre devam ettiği, bu sırada mermilerin bazılarının …’a ait park halindeki … plaka sayılı araca da isabet ettiği, karşılıklı ateşin neticelenmesi sonrasında ve ” ateş etmeyin yaralılarımızı alalım” sesinin duyulması üzerine …, … ve …’ın yaralılarını alıp olay yerinden

araçları ile ayrıldıkları, diğer tarafın da karşı taraf gittikten sonra yaralılarını alıp olay yerinden ayrıldıkları, bu sırada yakın bir tarlada çalışmakta olan … akrabası tanık …’ın da olay yerine geldiği ve yaralıların taşınması hususunda … ve …’a yardımda bulunduğu, … ve …’un olay yerinden aldıkları silahları evlerine uğrayarak …’ya saklaması için teslim ettikleri, …’nın da teslim aldığı silahları sakladığı ve …’un silahları sakladığını kollukta beyan etmesi ve bu durumun bu şekilde ortaya çıkmasından sonra …’nın sakladığı silahları kolluk kuvvetlerine teslim ettikleri anlaşılan olayda, sanıklar ve maktullerin olay günü fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri kabul edilerek, sanıkların kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
Kanun’un 37 nci maddesindeki;
“(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır” şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1 … maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
“Yardım etme” ise 5237 sayılı TCK’nın 39 uncu maddesinde;
“(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.

c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak” şeklinde,
“Bağlılık kuralı” da aynı Kanun’un 40. maddesinde;
“(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
TCK’nın 39/2 nci maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmıştır.
2- Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
Şeklinde belirtilmiştir.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira “yardım etme”yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.
Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan “suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma” unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
Davaya konu olayda karşılıklı birbirlerine ateş eden …, … ve … Soyadlı sanıkların meydana gelen eylemler dolayısıyla tüm sanıklar TCK’nın 37 nci maddesi kapsamında sorumlu tutulmuştur. Tüm sanıklar için TCK’nın 29 uncu maddesindeki tahrik indiriminin 1/3 oranında yapılmasına dair dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Şöyle ki olay yerine silahla beraber giden ve olay yerinde bekleyen sanıkların tüm suçlardan sorumlu tutulmalarına dair karar, adalet ve hakkaniyete uygun değildir. Tüm sanıklar kontrolden çıkan ve kimin tam olarak başlattığı belli olmayan bu olayda tüm sanıklar öncelikle kendilerini kurtarmak amacıyla karşı tarafın kendisine veya kendilerine doğru ateş eden ve ateş edenlere karşı silah kullanmaya ve bu sırada isabet almamaya çalışmaktadırlar, Bu sebeple sanıklardan hangileri hangi şahıs veya şahıslara karşı ateş etmiş, hangi sanık veya sanıklara destek olmuş veya onların eylemlerini kolaylaştırmış, buna mukabil bu sırada karşıdan hangi sanık ve sanıkların ateş ettiğinin, maktuller ve yaralanan sanıkların hangi şahıs veya şahıslarca vuruldukları belirlenerek her bir sanığın durumunun öncelikle ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
… ve … aileleriyle … ailesi hakkında önceye dayalı husumet nedeniyle herhangi bir olay meydana gelmemiş, maktul … … ve … ailelerinin yeni sulanmış çim tarlasından motosikletle geçmesi sebebiyle … sinirlenerek …’ın yanına giderek tartışma ve küfürleşme sonrası …’nın ‘ın üzerine yürüyerek “seni vururum” demesi, buna karşılık ‘ın da …’e “seni vuracağım” demesi ve araya girmesi sonucu ‘ın ve …’in kendi ailelerini bu hadiseden bahsetmeleri sonrasında ‘ın akrabaları …, …, …, … ve … ile üç araçla altı kişi olarak bu hadiseyi konuşmak amacıyla olay yerine gelmişler, tüfekle … üzerine yürümesi, tüfek dipçiğiyle vurmaya çalışması, … ve oradakilerin engellemesi üzerine vuramaması sonrasında karşılıklı atışlar başlamış, ancak olay yerine gidenlerin amaçlarının önceki hadisenin hesabını sormak ve tatlıya bağlamak olduğu, silahları güvenlik amaçlı götürdükleri, bir olay çıktığında saldırı amaçlı mı ,yoksa savunma amaçlı mı kullanacakları tam olarak belli değildir. Bu sanıklar olay yerinde orada bekleyenleri önceden anlaşarak fikir ve irade birliği içerisinde öldürmek veya ağır bir şekilde yaralamak, onları ortadan kaldırmak amacıyla gitmiş olsalardı olay yerine vardıklarında her bir sanığın atışlara derhal başlamaları gerektiği göz önünde bulundurulması gerektiği gibi, önceki hadise sadece ve … arasında geçtiği için bir planlama var ise … soyadlı sanıkların hedeflerinin …’e yönelik, … soyadlı şahıslar ve çalışanlarının ise maktul …’a yönelik olması gerektiği de dikkate alınmalıdır. Sanıklar bu şekilde davranmayıp önceki meseleyi konuşmak için gittiklerini savunmaktadırlar, yine olay yerinde bekleyen sanıklar açısından da …’nın …’la sorun yaşadığı için ‘a yönelik bir irade birliği içerisinde olmaları beklenen bir durum olurdu. Ayrıca olay yerinde bekleyenlerde gelen altı kişiyi görüp, hemen atışlara başlamış olsalardı bu sanıklarında yine fikir ve irade birliği içerisinde hareket ettikleri, önceden anlaştıkları, meydana gelecek tüm fiilleri doğrudan doğruya beraber işleyen konumunda olacakları, önceden aralarında iş bölümü yaptıkları ,birbirlerini destekleyerek atışlar yaparak birbirlerinin eylemlerini kolaylaştırdıkları kabul edilerek tüm suçlardan TCK’nın 37 nci maddesi kapsamında cezalandırılabilmeleri söz konusu olacaktı. Dolayısıyla olayın hem olay yerine gelen, hem de bekleyen sanıklar açısından beklenildiği gibi başlamadığı, kontrolden çıktığı göz önünde bulundurularak her bir sanığın bire bir yapmış olduğu eylemlerin mahiyetlerine şartları varsa TCK’nın 37 nci maddesi delaletiyle veya 39 uncu maddesi delaletiyle cezalandırılmaları veya karşı taraftaki ateş eden maktuller veya mağdur sanıklara doğru ateş etmediği veya ateş eden sanık veya sanıklara yardım mahiyetinde eylemde bulunmadığının saptanması durumunda ilgili bu suçlardan , yani kendisinin görmediği, fark etmediği, katkı vermediği, katkı vermesinin mümkün olmadığı suçlardan beraati yerine toptancı bir anlayışla kolay bir çözüm olarak tüm suçlardan sorumlu tutulmaları mahiyetinde karar verilmesi adalete uygun düşmemektedir.

Bunun dışında maktul …’ın sulanmış çim tarlasında motosikletiyle geçerek çimlere zarar vermesinin olayın asıl sebebi olduğu, …’in ‘a sopa gösterip “seni vururum” demesi, ‘ın da “dur ben de seni vuracağım” demesi, karşılıklı küfürleşmeler, … soyadlı şahıslardan beş kişinin silahla baskın mahiyetinde olay yerine varmaları ‘ın …’ye tüfeğin dipçiğiyle vurmaya çalışması, olayın karşılıklı atışlarla başlaması ve devam etmesi, olaylar bu şekilde gelişince her bir sanığın ayrı ayrı saldırma veya savunma, veya savunma veya saldırma pozisyonda bulunmaları sebebiyle TCK’nın 25 veya 27 nci maddelerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı bir durumda tahrik indirimlerinin belirlenenden daha fazla olması gerekmektedir. 30.05.2023

K A R Ş I O Y

Davaya konu olayda bir tarafta … ve … aileleri ile karşı taraftaki … ailesi mensupları arasında meydana gelen ve her iki taraftan ikişer kişinin ölümüyle neticelenen silahlı kavgada … ve … aileleri mensupları olan sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin makul seviyede (1/2 oranında) uygulanması gerektiği halde 1/3 oranında uygulanarak sanıklara fazla ceza tayini ve yine sanık …’un karşı taraftaki maktuller ve katılanlara yönelik her bir suçtan asli fail olarak TCK’nin 37 nci maddesi gereği ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesinin dosya kapsamı ile uyuşmadığı bu sanığın cezalandırıldığı her bir eylemden TCK’nin 39 uncu maddesi gereği yardım eden sıfatıyla sorumlu olması gerektiği kanaatinde olduğumdan BAM Ceza Dairesinin bu yöndeki kararını onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifim. Şöyle ki;
… ve … aileleri ile … ailesinin aynı yerde yaşadıkları ve ziraatle uğraştıkları aileler arasında eskiye dayalı husumet bulunduğu ancak olay tarihi öncesinde yakın zamanda taraflar arasında herhangi bir olay meydana gelmediği, olay günü … ve … aileleri çim üretimi ve ticareti ile uğraşmaları nedeniyle tarlalarına ektikleri çimlerle ilgilenirken … ailesinden olan …, … ve … ailelerinin henüz yeni sulanmış ıslak vaziyetteki çim tarlasından motosikletiyle geçerek kendi bahçesine gitmiş … ve … ailelerinden … sinirlenerek …’ın yanına gitmiş taraftar arasına tartışma başlamış küfürleşme sonucu … orada bulduğu bir dal parçasını alarak …’ın üzerine yürüyerek “seni vururum” demiş ancak herhangi bir müessir fiilde bulunmamış, … da …’ya seni vuracağım diyerek tehditte bulunmuş ve olayın ilk aşaması çevredekilerin araya girmesi sonucu bu şekilde kapanmıştır.

Birinci olaydan sonra … kendi ailesine durumu haber vermiş ve … ailesinin kendilerine saldırma ihtimalini düşünerek …, …, … ve çalışanları … silahlanmak suretiyle tarlalarında çalışmaya devam etmişlerdir. Birinci olay üzerine kendi akrabalarına haber veren … da akrabaları …, …, …, … ve … ile birlikte toplam 3 arabada 6 kişi olarak … ve … ailelerinin bulunduğu bölgeye gelmişlerdir. … ailesinden … dışında diğer gelen 5 kişi de tabanca olduğu ve araçtan ilk …’ın tüfekle inerek …’nın üzerine yürüdüğü ve …’ya tüfeğin dipçiğiyle vurmaya çalıştığı ancak …’nin ve orada bulunanların engel olması üzerine vuramadığı, bu sırada … ve … aileleriyle … ailesi mensuplarının karşılıklı ve hem zamanlı olarak birbirlerine ateş ettikleri ve bu olayda … ve …’nın bir taraftan … ve …’ın da diğer taraftan hayatını kaybettikleri sabittir. (Dosya kapsamına göre her iki taraf da karşı tarafın ilk ateş ettiğini savunmakta olup olay yerinde tarafsız tanık bulunmaması ve hangi tarafın ilk ateş ettiğinin belirlenememesi nedeniyle yerel mahkemece ilk atışın her iki tarafca hem zamanlı olarak da aynı anda yapıldığına dair kabul tarafımızca da kabul edilmiştir.)
Olay mahallinde 7.65 ve 9 mm çaplı tabancalar ile av tüfeklerine ait toplam 44 adet kovan ve kartuş bulunmaktadır. Olay mahalli taraflardan … ve … ailelerinin tarlası olduğundan dolayı taraflar dışında tarafsız tanık bulunamamış ve tarafların dosya kapsamı, olayın oluşuna uygun beyanları ve bu beyanlarla örtüşen deliller doğrultusunda yerel mahkemece her bir taraftaki sanıklara diğer taraftaki maktuller ve katılan sanıklara silahlarla ateş etmeleri nedeniyle TCK’nin 37 nci maddesi gereği adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmuştur ve yine her iki taraftaki tüm sanıkların olaydaki sorumlulukları ve olayın oluş şekli dikkate alınmak suretiyle her bir taraf lehine makul ile asgari oran arasında 1/3 seviyesinde bir haksız tahrik indirimi yapılmıştır.
Sanıklardan …’un dosya kapsamına göre olay sırasında av tüfeği ile olay mahallinde bulunduğu, karşı taraftaki sanıklardan …’ın dosyadaki beyanlarından anlaşılacağı üzere sanık …’in sanık …’a tabancayı doğrultarak silahını bırak diye tehdit etmesi üzerine sanık …’ın elindeki av tüfeğini yere bıraktığı sabittir, yine karşı taraftan olan … ve … da hazırlık aşamasındaki beyanlarında … ‘da tüfek olduğunu ancak onun ateş ettiğini görmediklerini ayrı ayrı söylemişlerdir. Sanık …’da savunmasında kendisinde bulunan tüfeği karşı taraftaki sanık …’ın tüfeğini bırak diyerek tabanca doğrultması üzerine tüfeğini bıraktığını ve kullanmadığını savunmuştur.
Sanık …’a ait alınan el svaplarından sanık …’ın elinde ve gömleğinde atış artıkları bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı araştırılınca sanıklardan …’un el sevaplarının elinin içinden mi yoksa elinin üstünden mi alındığına dair herhangi bir tutanak bulunmadığı bu hususun şüpheli kaldığı anlaşılmıştır bu haliyle sanık …’un silahlanarak olay mahalline geldiği sabittir ve ancak olay mahallinde silahla ateş ettiğine dair yeterli delil bulunmamaktadır.
…’nın … ile yaşadığı tartışma sonrası …’in aile fertlerine haber vermesi üzerine olay yerine babası olan Maktül … ile gelen …’ın olay mahalline tüfekle gelmesi kendisinin diğer akrabaları olan … ve … ailelerinin de orada silahlarla bulunmaları ve olayın başlangıç aşamasına kadar yani ‘la …’nin vuruldukları aşama ve öncesinde olay mahallinde tüfekle bulunup kendi tarafındaaki akrabalarına manevi destek verdiği ve onları karşı tarafa

yönelik saldırgan tutumlarına teşvik mahiyetinde manevi destekte bulunduğu ancak …’un Karşı taraftaki maktuller ve mağdurlardan herhangi birine ateş etmediği anlaşılmakla …’un maktuller … ve …’a karşı öldürme katlananlar …, …, … ve …’a karşıda öldürmeye teşebbüs suçlarından TCK’nin 37 nci maddesi gereği asli fail olmayıp TCK’nin 39 uncu madde gereğince yardım eden sıfatıyla sorumlu olması gerektiği kanaatindeyim,bu nedenle bu sanığın belirtilen suçlardan her bir suçtan TCK’nin 37 nci maddesi gereği asli fail olarak sorumlu tutan dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Yine olayın oluş şekline göre ilk haksız hareketin … ve … ailelerinin yeni sulanmış çim tarlalarını motosikleti ile geçmek suretiyle çimlere zarar veren … ailesi mensuplarından …’dan kaynaklandığı ve yine …’in müdahalesi ve sopa gösterip seni vururum demesi üzerine …’ın da dur ben seni vuracağım diyerek karşılık verdiği tarafların karşılıklı küfürleşip buradan ayrıldıkları birinci olaydan sonra … ve … ailesinin herhangi bir saldırı gerçekleştirmeyip kendilerine ait tarlalarında bekledikleri … ailesi mensuplarının ise toplam 3 araba içerisinde 6 kişi toplanarak … ve … ailelerine silahla baskına gittikleri araçtan silahlarla inerek önce …’nın … tüfeğin dipçiğiyle vurmaya çalıştığı ve dosyadaki taraf beyanlarına göre her iki tarafın hem zamanlı olarak karşılıklı ateş ettikleri sabit olmakla bu husus normal şartlarda her iki taraf lehine makul seviyede haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği dairemizin yerleşik içtihatları ile kabul etmektedir ancak olayın başından itibaren ilk haksız hareketin … ailesinden kaynaklandığı önce ‘ın çim ekili ve sulanmış tarlayı motosikletiyle geçerek çimlere zarar verdiği bu hususun ilk Haksız tahrik olduğu sonrasında gelişen olayların birinci aşamada gerçekleşen tahrikin mahiyetini veya boyutunu değiştirmediği ikinci olayda ise yine … ailesinin haksız bir şekilde silahla toplanarak … ve … ailelerine baskına gittiği burada da haksızlığın … ailesi tarafında olduğu ve ancak olay anında ilk ateşin kim tarafından gerçekleştirildiğini belirlenemediği ve dosya kapsamına göre ateşin karşılıklı gerçekleştiği ve hem zamanlı olduğu bu nedenle dosyadaki olayların oluş şekli ve tarafların gerçekleştirdikleri hareketlerin haksızlık içeriğinin boyutu dikkate alınarak sanıklardan … ve … ailelerine daha lehe olarak makul seviyede yani 1/2 oranında haksız tahrik indirimi yapılması … ailesine ise olay ve dosya kapsamına göre 1/3 oranında yani daha az seviyede haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği kanaatindeyim bu nedenle her iki taraf için aynı seviyede yani 1/3 oranında tahrik indirimini kabul eden BAM Ceza Dairesi kararını onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 30.05.2023