YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6681
KARAR NO : 2023/1188
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1412 Esas, 2021/909 Karar
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/34 E., 2019/405 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan … ile davalılardan … arasında akdedilen 21.09.2012 tarihli sözleşmeyle, …’ın davalı Aksiyon… A.Ş.’de sahibi olduğunu bildirdiği hisselerin %50’sinin 2.200.000,00 USD karşılığında …’ya devredildiğini, sözleşme gereği 50.000,00 USD’nin peşin olarak davalı …’a ödendiğini, ayrıca davacı şirketin hesabından davalı İştur….A.Ş.’nin hesabına peyderpey toplam 697.500,00 TL havale gönderildiğini, müvekkilinin şüphelenmesi üzerine yaptığı araştırmada; …’ın davalı şirketlerde resmi olarak bir ortaklığının ve hissesinin bulunmadığını öğrendiğini, bunun üzerine davalılardan … ve İştur …. A.Ş’ye gönderdiği ihtarnameyle sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon…A.Ş’nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL’nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili ıslah dilekçesinde; müvekkillerince yapılan ödemelerin 441.709,96 USD’ye tekabül ettiğini belirterek 441.709,96 USD’nin ödeme gününe kadar işleyecek en yüksek yabancı para faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki rayici üzerinden davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalılardan … ve İştur…A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili …’ın Aksiyon A.Ş’ nin sahibi olan … adına sözleşme imzalayan M.Fatih Nas ile yapmış olduğu 20.09.2012 tarihli sözleşmeden ve daha önce aynı taraflar arasında imzalanan 28.12.2011 tarihli hisse satma yetkisi içeren sözleşmeden aldığı yetkiye istinaden davacı … ile 21.09.2012 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, taraflar arasındaki 21.09.2012 tarihli sözleşmede %50 hissenin 2.200.000 USD bedelle …’ya devredilmesinin kararlaştırıldığını, 50.000,00 USD’nin sözleşme imzalanırken …’a ödendiğini, kalan tutarların da USD olarak değişik tarihlerde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacı taraf ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden hisse devri yapılamadığını, davacı tarafça eksik ödeme yapıldığını, İştur A.Ş’ye gönderilen paraların Aksiyon A.Ş’nin sahibi …’ye ödenmek üzere …’a verildiğini, … tarafından davacı tarafın ödediği paraların …’ye aktarıldığını, ödeme dekontlarında paranın niçin verildiği belirtilmediğinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünden gelen kayıtlara göre, davalı …’ın davalı Aksiyon… A.Ş’de bir ortaklığının ve hissesinin bulunmadığı, kayden var olmayan hisselerin devri konusunda davacı … ile davalı … arasında 21.09.2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, ifa amacıyla davacı … tarafından davalı …’a 50.000,00 USD’nin sözleşmenin imzalanması esnasında peşin olarak verildiği, davacı şirketin hesabından davalı İştur…A.Ş’nin hesabına farklı tarihlerde toplam 697.500,00 TL’nin havale edildiği, sözleşme konusu hisse devrinin yapılmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu, davacı tarafın ödediği tutarların iadesini davalılar … ve İştur … A.Ş.’den talep edebileceği, sözleşmede taraf olmayan ve sözleşme uyarınca davacı tarafça herhangi bir ödeme yapılmayan davalı Aksiyon… A.Ş’ne husumet yöneltemeyeceği gerekçesiyle davalı Aksiyon… A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalılar … ve İştur… A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD’nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL’nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar … ve İştur… A.Ş.’den müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon..A.Ş.’ye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa davalı …’ın oğlu ve her iki şirketin yetkilisi olan …’ın 14.08.2013 tarihli emniyetteki ifadesinde aynen “… isimli şahıs, … isimli şahsı Aksiyon Elektrik Üretim AŞ ye ortak etmek amacıyla bizle tanıştırdı. babam ve … isimli şahıs ortaklık konusunda anlaşınca, babam … ve … arasında bir ortaklık sözleşmesi yapılmış. … ortak olmak amacıyla taahhüt ettiği sermayeyi başta 89.500,00 TL’yi elden babam …’a vermiş. Daha sonra 697.500 TL parayı kendine ait Halkbankası Şubesi hesabından bize ait olan İştur Enerji AŞ firmasının Halk Bankası Köroğlu Şubesi hesabına havale etmiştir.” bu ifadesinde …’ın davalı Aksiyon şirketinin hisselerinin devri için sözleşme yapıldığını ve paraların İştur şirketinin hesabına gönderildiğini açıkça kabul ettiğini, davalı …’ın da kendi ifadesinde her iki şirket için çalıştığını ve miktar konusunda yanılsa da paraları aldığını kabul ederek, bu paraların bir kısmını Aksiyon şirketine verdiğini; “… isimli şahıstan aldığı paranın 400.000,00 TL’sini yine Aksiyon isimli firmanın yetkilisi …’ye verdiğinden dolayı parayı geri ödeyemediğini beyan ettiğini, soruşturma dosyasına sunulan 28.12.2011 tarihli diğer iki sözleşmede ise …’ın Aksiyon..AŞ’nin gayri resmi ortağı olduğu hisselerinin bulunduğu, şirket adına tam yetkili olarak görüşmeler yapmaya, hisse satmaya yetkili kılındığının açıkça yazıldığını ve Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat AŞ kaşesiyle imzalandığını, bu delillere göre davacı … ile davalı … arasında yapılan sözleşme Aksiyon AŞ’nin yetkisi, bilgisi ve onayıyla gerçekleştiğini, hatta alınan bir kısım paraların Aksiyon şirketine verildiğini, dolayısıyla davalı Aksiyon A.Ş.’nin de yapılan ödemelerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen tüm miktarlardan davalıların tümünün müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, alacakların tümüne talepleri gibi dolar cinsinden karar verilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL cinsinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, sözleşmede tüm ödemelerin ABD doları üzerinden yazıldığını, kalan ödemelerin de sözleşmede yazan döviz vadelerine karşılık yapıldığını, dava konusu EFT’lerin ödeme gününe göre döviz karşılığı TL olarak gönderildiğini, nitekim ek raporda da müvekkilinin alacağının dolar üzerinden hesaplandığını, faiz başlangıcının ödemelerin yapıldığı günden itibaren olması gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, her halükarda davacının davalılara gönderdiği ve tebliğ ettiği Ankara 50. Noterliğinin 01.04.2014 tarihli ihtarnamesinin tebliğ tarihi olması gerektiğini, ihtarnamenin davalı İştur AŞ ile …’a 02.04.2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların temerrüde düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon…A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun kamu düzenine ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon…A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD’nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL’nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar … ve İştur.. AŞ.’den müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon…A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen tüm tutarlardan davalıların tamamının müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, alacağın tamamına USD cinsinden hükmedilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL üzerinden hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandığını, bu nedenle ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Aksiyon AŞ.’nin %50 hissesinin devralınması karşılığında davacılar ile davalı … arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davalı … ile İştur… A.Ş. ödenen hisse devir bedelinin iadesi için Aksiyon A.Ş’.ye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, ödemelerden anılan şirketin de sorumlu tutulup tutulamayacağı, varsa yapılan ödemelerin döviz cinsinden mi yoksa TL üzerinden mi talep edilebileceği ve faiz başlangıç tarihinin hangi tarih olduğu hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.