Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2011/15299 E. 2012/48754 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15299
KARAR NO : 2012/48754
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret, Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Sanığın savunmasında katılan sanık …’e söylediğini kabul ettiği “kendine güveniyorsan içeri gel hesaplaşalım” sözünün tehdit niteliğinde olmasına, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı, öngörülmektedir. Aynı Yasanın 7. fıkrası uyarınca da hükümlük kararında bu durumun belirtilmesi gerekmektedir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 sayılı Kanunun 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede seçenek yaptırımların ve adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durumda, 5237 sayılı TCK.nun 58, 5275 sayılı Kanunun 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında hapis cezasına değil seçenek cezaya hükmedildiği için, hükümlülük kararında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilemeyeceği, sonucu ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sanık hakkında hükmolunan cezanın niteliği itibariyle 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 6. fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasındaki “5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinde ifadesini bulan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına” ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkarılmasına karar verilmek suretiyle, sair yönleri Usul ve Yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a) 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki düzenlemenin, “…belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma…”yı öngördüğü, yasada geçen “etkinlik” kavramının ise, “…insanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylem-çalışma, iş yapma, işlerlik ve devinimi ” ifade ettiği, bu fıkraya göre belirli yerler ve etkinlikler; sanığın suç işlemesinde, suça yönelmesinde ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeler kullanmasında çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunan yada sanığın yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinliklerdir. Bu bağlamda sanık hakkında hükmedilecek seçenek yaptırımın infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, sanığın yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, sanığın sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara ve toplumsal kurallara …, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak niteliğinde olması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının, 5237 sayılı TCKnun 50/1-d maddesi uyarınca “sanığın 58 gün süreyle katılan sanık …’in evine 15 metreden fazla yaklaşmaktan men edilmesi” yaptırımına çevrilmesi,
b) 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde düzenlenen seçenek yaptırımın süresinin, sanık hakkında hükmolunan sonuç hapis cezanın yarısı ile bir katına kadar olan bir süre olduğu ve bir katından da hükmolunan sonuç hapis cezasının kendisinin anlaşılması gerektiği gözetilerek, 5237 sayılı TCK.nun 125/1-4, 129/3, 62/1. maddeleri uyarınca sanık hakkında 29 gün hapis cezası belirlenmiş olması karşısında, aynı Yasanın 50. maddesinin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımın süresinin de belirlenen 29 gün hapis cezanın yarısı olan 14 gün ile bir katı olan 29 gün arasında takdir edilecek bir süre olması gerektiği gözetilmeden, hükmolunan sonuç hapis cezasının 2 katı olarak hesaplandığı anlaşılan 58 gün süre ile seçenek yaptırımın uygulanmasına karar verilerek fazla ceza tayini,
c) Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas ilam görülmediği halde, temel ceza belirlenirken mükerrir olması da gerekçe gösterilerek seçenek cezalardan hapis cezasının seçilmesi ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi gereğince tekerrür hükümleri uygulanması,
Kabule göre de; sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde; sanığın adli sicil kaydında yazılı ilamlardan hangisinin tekerrüre esas kabul edildiğinin gösterilmesi ve sanık hakkında hükmolunan cezanın hapis cezası olmaması karşısında, 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 6. fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.