Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/7718 E. 2023/20252 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7718
KARAR NO : 2023/20252
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, … Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.04.2022 tarihli ve 2022/77965 soruşturma, 2022/60118 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 03.08.2022 tarihli ve 2022/4406 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2023 gün ve 2023/37588 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2 inci maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172 nci maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3 üncü maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin boşandığı eşi olan şüpheli babanın müşterek çocuklarının bakımında gerekli özeni göstermediği ve yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla şikâyetçi olması üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde soyut beyan haricinde delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; mağdur …’in anne ve babasının (şüpheli) yıllar önce boşandıkları, velayet hakkının annede olduğu, şüpheli babanın …’da ikamet etmesi nedeniyle mağdur çocuğun babanın yanında da belli sürelerde kaldığı, yine bu şekilde babasının yanında kalmakta iken; yani şüpheli babanın gözetim ve bakım sorumluluğunda iken cinsel istismara uğradığı, üstelik …’da yaşayan şüphelinin yanında iken şüphelinin hiç tanımadığı erkekler ile alkol aldığı, ıssız bir ortama mağdur çocuğu ile birlikte gittiği, şüphelinin mağdur çocuğunu tanımadığı yabancı bir erkek ile tuvalete gönderdiği ve mağdur çocuğun tuvalette iken bu yabancı erkek tarafından cinsel istismara uğradığı, daha sonra mağdur çocuğun bu durumu babasına söylemesine rağmen şüpheli babanın hiçbir kolluk ve adli birime bu durumu haber vermediği ve çocuğu sağlık kuruluşuna götürmediği, üstelik velayet hakkı sahibi annesine de bu olayı anlatmaması için mağdur çocuğu tembihlediği, mağdur çocuğun uzun süre yaşadığı bu tramvatik olayı saklayarak psikoljisinin bozulması üzerine görmüş olduğu psikiyatrik tedavi sırasında bu olayın ortaya çıktığı hususlarının iddia edilmesi karşısında;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali” başlıklı 233. maddesinde, ” (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır… (3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenen atılı suçun oluşup oluşmadığının tespiti için öncelikli şüpheli babanın gözetimi altında iken gelişen cinsel istismar olayına ilişkin olarak halen derdest olduğu belirtilen soruşturma dosyasının incelenmek üzere celp edilmesi ile toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.”, 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.”, 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.”, 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde;
“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, 5271 sayıl Kanun’un “Soruşturma” başlıklı ikinc kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır.
İncelenen dosyada; şüpheli hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu bakımından, şikâyetçinin soyut beyanı dışında delil elde edilememesi nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında şüpheli babanın gözetimi altında iken gelişen cinsel istismar olayına ilişkin olarak derdest soruşturma dosyasının incelenmek üzere celp edilmesi ile toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 9. Sulh Ceza Hakimliği’nin 03.08.2022 tarihli ve 2022/4406 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine göre, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.07.2023 tarihinde karar verildi.