YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3492
KARAR NO : 2023/5709
KARAR TARİHİ : 23.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1057 E., 2020/1128 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2016/457 E., 2020/117 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait Gümüşhane Merkez Karamustafa Köyündeki iş sahasında 27.09.2015 tarihinde davacıların murisi/desteği oğulları…’nın orman alanındaki kesim yapılan bölgede çalıştığı sırada yaklaşık %60 eğemli zemin üzerinde tek başına bir adet 3,06 m boyunda, 17 cm eninde olan ağaç tomruğu kaldırıp yola doğru atmaya çalıştığı sırada dengesini kaybederek elindeki tomruğun kafasına çarparak yere düşürmesi neticesinde ölümüne neden olduğunu, kaza nedeniyle Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesinde yürütülmekte olan dava olduğunu, C.Başsavcılığının 2015/1481 Soruşturma sayılı dosyasında alınan 3 kişilik bilirkişi raporunda davalı işverenin gerekli emniyet tedbirlerini almaması, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun rapor edildiğini, müvekkillerinin murisi… ‘nın kaza tarihinde 30 yaşında olduğunu, Ticaret Meslek Lisesi mezuru olarak davalı şirkette çalıştığını, mirasçıları olan müvekkillerinin gerçek manada tek fiili ve maddi destekçisi olduğunu, evin tüm geçiminin vefat eden destek …tarafından sağlandığını, çalışıp anne ve babasını baktığını, vefatı nedeniyle anne ve babasının hayattaki en büyük desteklerinden ömür boyu ayrı kalmanın acısını tüm gerçekliğiyle hissettiklerini, müvekkillerin desteklerini kaybetmelerinin kendileri için adeta maddi yıkım olduğunu, müvekkillerden birlikte yaşadığı anne Penpe ve baba…oğlu…’nın desteğinden mahrum kaldığını belirterek fazlaya dair hakkı sokla kalmak daydıyla şimdilik ayrı ayrı 1.000 TL destekten mahrum kalma tazminatının, meydana gelen ölüm nedeniyle duydukları manevi acı ve üzüntünün giderilmesi için her biri için ayrı ayrı 70.000,00 TL manevi tazminatın ve dini vecibeler kapsamında yapılan cenaze gideri nedeniyle her biri için ayrı ayrı 100 TL cenaze gideri masrafının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemlerini anne Penbe için, 73.769,06 TL’ye baba…için 120.502,54 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili, müteveffanın ölümü ile ilgili olarak Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/220 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, iş bu dosyanın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, müteveffanın tamamen kendi kusuru ve dikkatsizliği sonucu kaza yaptığını ve vefat ettiğini, bu hususların yargılama sırasında ortaya çıkacağını, davacının dilekçesinde de bahsettiği gibi müteveffanın 40 günlük işçi olmayıp 3 ay içinde bitirilmesi planlanan orman işinde 2,5 ay kadar çalışmışken kaza yaptığını ve vefat ettiğini, işçinin sigorta kayıtlarında çalıştığı sürenin ortada olduğunu, davacıların destekten yoksun kalma konusundaki taleplerinin de hukuka uygun olmadığını, davacı …’in sağlıklı ve çalışabilir durumda ve çalışan bir aile babası olduğunu, oğullarının desteği ile geçindikleri hususunun doğru olmadığını, bu taleplerinin de yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; mahkemece, davanın kısmen kabul – kısmen reddi ile, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davanın kabulü ile, … için 120.502,54 TL tazminatın olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiz niteliğindeki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, … için 73.769,06 TL tazminatın olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiz niteliğindeki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, cenaze masraflarına ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, … için 50,00 TL cenaze masrafının olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz niteliğindeki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, … için 50,00 TL cenaze masrafının olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz niteliğindeki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat taleplerine ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, olayın özelliği, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile davacıların ölene yakınlıkları dikkate alınarak takdiren … için 25.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz niteliğindeki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, olayın özelliği, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile davacıların ölene yakınlıkları dikkate alınarak takdiren … için 25.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz niteliğindeki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, olayın müteveffanın kusurundan kaynaklandığını, ölenin 3 aylık bir iş için işe alındığını, iş akdinin düzenli şekilde devam edeceğinin var sayılarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, davacılardan özellikle …’nın çalışabilir durumda, sağlıklı bir aile babası olduğunu, oğullarının desteği ile geçimini sağladığının doğru olmadığını, ceza davasındaki kusur kesinleşmemişken bu dosyadaki kusura yönelik ayrıca bir itirazda bulunmalarının beklenmemesi gerektiğini, kusurun hatalı olduğunu, derdest olan ceza davasının kusur yönünden kaldırıldığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; somut olayda; davacılara 5510 sayılı Kanun kapsamında…’nın hak sahipleri sıfatıyla ölüm geliri bağlandığı ve gelirlerinin asgari ücretten az olduğu, davalının davacı babanın destek tazminatına ihtiyacı olmadığına ilişkin istinaf talebinin yerinde görülmediğini, somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporu olayın oluşuna uygun olup, davalı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediğini, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ceza dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini TBK’nun 73 üncü maddesi kapsamında ceza mahkemesi tespitinin hukuk hakimini bağlayacağını kusurun belirlenmesinin tazminatı etkileyeceğini, müteveffanın 40 günlük işçi olmadığınıi, 2,5 aydır çalıştığını kendi dikkatsizliği sonucu kaza geçridiğini, eylemli destek olgusu olmadığını, davacı babanın sağlıklı ve çalışabilir durumda olduğunu ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre çiftçilik ve hayvancılık ile geçindikleri, 20-25 baş hayvanı olup kira vermeden köyde kendi evlerinde yaşadıklarını, tazminata faizin ticari faiz olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının hak sahibi anne ve babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, , kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; tazminatın belirlenmesi noktasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417/3, 49,50,51,52,53, 55 ve 56 ncı maddeleri, olayın iş kazası olarak kabulü ile bağlanacak gelir noktasında 5510 sayılı Kanunun 13, 16, 17, 20 ve 21 inci maddeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, anne ve babanın destek tazminatının belirlenmesi noktasında 22.06.2018 tarih 2016/5 E – 2018/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve faiz noktasında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 1 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, davacı anne ve babanın destek tazminatı hakkının bulunduğunun 22.06.2018 tarih 2016/5 E – 2018/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeler ve dosya kapsamındaki delillere göre tespit edilmiş olmasına, iş kazasının gerçekleşmesinde davacıların desteği sigortalının %30 oranında kusurunun iş bu dava dosyasında belirlendiği, davalının (şahsi ve üçüncü kişilerin kusuru nedeniyle) % 70 oranında tespit edilen kusurdan davacılara karşı müteselsilen sorumlu olduğu, ancak davalının şahsi kusuru ile üçüncü kişilere isabet edecek kusur oran ve aidiyetinin kendileri arasında açılması mümkün rücu davasında tartışılarak sonuca ulaştırılabilmesinin mümkün olmasına göre bu hususun bozma sebebi yapılmasına gerek olmadığı dikkate alınarak,kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar ile temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Maddi tazminattan yapılacak indirimler hususunda davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesinin oluşturmakta olup, anılan maddede “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe gire 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/1 inci maddesinde “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.” 21/4 üncü maddesinde ise “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
3.Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2 inci maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
4. Somut olayda davacı anne ve babaya kurum tarafından gelir bağlanmış olmasına rağmen hükme esas alınan 05.02.2019 tarihli hesap raporunda anılan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısımları tenzil edilmeden sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
5. O halde mahkemece yapılacak iş, davacı anne ve babaya bağlanan gelirlerin rücuya kabil kısımlarını tazminat alacaklarından tenzil ederek davacı baba için (120.502,54 TL – [İPSD:11.879,60 TL x %70]=) 112.249,82 TL, anne için (73.769,06 TL – [İPSD: 11.207,67 TL x %70]=) 65.923,69 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
6. Ayrıca bilindiği üzere iş kazasından kaynaklı tazminat alacağına uygulanacak faiz, kaza tarihinden işlemekte olup, bu faizin de 3095 sayılı Kanun gereğince belirlenecek yasal faiz oranı olduğu açıktır. Bu yönle mahkemece verilen kararda temyize getirilen destekten yoksunluk tazminatları ile ilgili yasal faiz yerine ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
7. Öte yandan karar başlığında davalı şirketin tam unvanı olan Yıldız Bakır Madencilik San. A.Ş. yerine sanayi ve anonim şirketi ibareleri yazılmadan eksik unvan belirtilerek karar verilmesi de hatalı olmuştur.
8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
9. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilere Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
10. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmü kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımları düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz itirazları ile kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re’sen dikkate alınarak Bölge Adli Mahkemesi kararının kaldırılarak; Gümüşhane Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 19.02.2020 tarih ve 2016/457 Esas- 2020/117 Karar sayılı ilamının:
a) Karar başlık ve içeriğinde yer alan “Yıldız Bakır Madencilik” ifadesinin silinerek yerine “Yıldız Bakır Madencilik San. A.Ş.” sözcüklerinin yazılmasına,
b) Hüküm fıkrasının 2, 5, 6 ve 7 nolu bentlerinin silinerek yerine;
“2-Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davanın kabulü ile;
A) … için 112.249,82 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B) … için 65.923,69 TL madd, tazminatın olay tarihi olan 27.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
“5-Alınması gereken 15.593,35 TL harcın davacı tarafça davanın açılması sırasında yatırılan 485,69TL ve 657,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile kalan 14.450,66 TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,”
“6-Davalı dava ve duruşmalarda kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.uyarınca maddi tazminat istemlerinin kısmen reddolan kısmı nedeniyle 3.400,00 TL manevi tazminat istemlerinin kısmen reddolan kısmı nedeniyle 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,”
“7-Davacı dava ve duruşmalarda kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.uyarınca maddi tazminat isteminin kısmen kabul edilen kısmı üzerinden 20.885,98 TL, manevi tazminat isteminin kısmen kabul edilen kısmı nedeniyle 7.300 TL olmak üzere davacı lehine toplam 28.185,98 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacının temyiz başvurusu olmaması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında davacı lehine 25.556,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcükleri yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.