Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1785 E. 2023/3837 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1785
KARAR NO : 2023/3837
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1248 E., 2022/1374 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/124 E., 2022/118 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil SGK vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı işverenin Nato-Deca sözleşmeleri gereği İncirlik’te kurulu olan hava üssünde konuşlandırılmış ABD hava kuvvetleri personellerinin, kendileri ve aileleri için yürütülmesi gereken hizmetleri ABD hava kuvvelerinden ihale ile alan ve ABD personeli ve ailelerine hizmet sunan işveren konumunda olduğunu, davacının 1991 yılında davalı iş verence çocuk bakıcısı olarak işe alındığını, aralıksız ve kesintisiz bir şekilde halen çalışmaya devam ettiğini, ücretlerin elden ödendiğini, davacı ile aynı iş yerinde aynı koşullarda çalışan işçilerin açmış olduğu davaların sonuçlandığını, davanın reddedildiğini ancak Yargıtayca kararın bozulduğunu, sonrasında mahkeme tarafından davanın kabul edildiğini ve Yargıtayca onandığını, müvekkilinin çalışmalarının çoğunun Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediğini belirterek davacının 1991 yılından günümüze kadar davalıya ait iş yerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen, kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2015 yılında ABD’nin Türkiye’de bulunan müşterek savunma tesislerinin aracı üs bakım müteahhitliği ihalesini kaybettiğini ve Türkiye’den tamamen çekildiğini, davalı şirketin davacının halen işvereni konumunda olmasının imkansız olduğunu, müvekkili şirketin NATO anlaşmaları uyarınca ABD’nin Türkiye’de bulunan müşterek savunma tesislerinin aracı üs bakım müteahhitliğini yaptığını, bakım, onarım, iaşe ve ibate hizmetleri ile çalışan Türk işçilerin istihdam edilmesi işlerini beş yılda bir Amerikan şirketlerine ihale yolu ile verdiğini ve ihale edilen hizmetler için bir sözleşme yaptığını, işlerin ve istenilen hizmetlerin tanımının yapıldığı bu sözleşmenin, Türkiye Üs Bakım Sözleşmesi (Turkey Base Maintenance Contract TBMC) olarak anıldığını, müvekkili VBR şirketinin 2015 yılında söz konusu ihaleyi kaybettiğini ve yerine VBR’den tamamen bağımsız Vectrus Systems Corporation şirketinin geldiğini, davacının davayı VBR Şirketine yöneltmesinin iyi niyetli olmadığını, bu durumun dahi VBR şirketi ile davacı arasında iş ilişkisi olmadığının göstergesi olduğunu, şirketin Türkiye’den çekildiğini bile bilmeyen bir kimsenin bu şirketin halen işçisi olduğunu iddia etmesi dahi, iş ilişkisinin mevcut olmadığının kanıtlar nitelikte olduğunu, davacının, davalı şirketin Türkiye’den çekildiği 2015 yılı öncesinde de hiçbir zaman müvekkili şirketin işçisi olmadığını, davacı gibi İncirlik Hava Üssü’nde ev hizmetlerinde çalışan kişilerin hava üssüne giriş ve çıkış işlemlerini T.C. Hava Kuvvetleri Komutanlığı 10. Tanker Üs Komutanlığı’nın yürüttüğünü, gerekli evraklar ve izin prosedürlerinin bahse konu Komutanlık tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle iş ilişkisinin davacı ile 10. Tanker Üs Komutanlığı’nın bağlı bulunduğu ihbar edilen T.C. … arasında kurulduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, ayrıca görev ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, dava tarihinden beş yıl öncesine kadar olan hizmet tespiti talebinin zamanaşımına uğradığını, davalı VBR şirketinin, anılan sözleşme kapsamında, mevcut olan pozisyonlarda ve yalnızca ihale icabı yapması gereken görevleri gerçekleştirebilecek işçileri işe aldığını, 1988 yılından 2015 yılına kadar Türkiye Üs Bakım Müteahhidi olarak hizmet verdiğini, davacının, hiçbir zaman davalı iş yerinin çalışanı olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında iş ilişkisinin hiçbir zaman kurulmadığının, bu nedenle de şirketin davacıyı istihdam edip sigortasız çalıştırmasının da söz konusu olmadığını, ev hizmetlerinde çalışanların hiçbir zaman davalı şirketten talimat almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Feri müdahile usulüne uygun olarak davetiye tebliğine rağmen cevap lahiyası sunmadığı, vekilinin aşamalardaki beyanında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Mahkememizce yapılan yargılama, denetime elverişli gerekçeli uzman bilirkişi raporu, tanık beyanları dosyadaki bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı taraf her ne kadar iş veren olmadığını, davacı ile iş sözleşmesi olmadığını belirtmiş ise de emsal dosyalar olan ve yargıtay kanun yolundan geçen Yargıtay 10. Hukuk dairesinin 2020/6691 Esas, 2020/4907 Karar, yine aynı dairenin 2020/6690 Esas, 2020/4905 Karar sayılı ilamında davalının iş veren olarak kabul edildiği ve onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının hizmet cetveli incelendiğinde ise davalı şirket bünyesinde hizmet bildirimi olmadığı anlaşıldı. Kural olarak hizmet tespiti davalarında iş akdinin sona ermesinden itibaren 5 yıl içinde dava açılmalıdır. Ancak işe giriş bildirgesi, bildirim olması veya denetmen raporu gibi belgeler var ise hak düşürücü süreden bahsedilemeyecektir. Buna göre iş bu dosya yine emsal dosyalarda da dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere üsse giriş çıkışı davalı şirketin sağlaması, ev işleri, çocuk bakımı, temizlik, bahçıvanlık işlerinde çalışan kişilerin askeri personelin evlerinde çalışırken askerlerin ülkeden ayrılması halinde yeni gelen asker ile bu tür hizmetlerde çalışan işçilerin irtibatının şirket aracılığıyla sağlanması sebebiyle davacının hizmet cetvelinde yabancı askerler üzerinden yapılan bildirimlerin davalı şirketle organik bağ bulunması sebebiyle davalı şirket bünyesine geçtiğinden artık kesintili çalışma olana kadar hak düşürücü süreden bahsedilmeyecektir.

Somut olayda da mahkememizce tanıklar dinlendi, ancak iş yeri sahasının çok büyük bir alandan oluştuğu, aynı zamanda farklı bölümlerde çalışma olduğundan bir kısım tanıkların davacıyı hatırlamamalarının doğal olduğu kanaatine varıldı. Fakat Adana 1. İş Mahkemesinin 2017/278 Esas ve 2019/178 Karar sayılı dosyasında davalı iş yerinde 01.07.1998 – 09.07.2008 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilen ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/6692 Esas ve 2020/4908 karar sayılı ilamı ile onanan, kamu tanığı …’nın beyanında kendisinin çalışmaya başladığında davacının söz konusu iş yerinde çalışıyor olduğunu görevinin bebek bakıcılığı olduğunu, kendisinin işten ayrıldığında da davacının çalışmaya devam ettiğini ifade etmesi yine Adana 1. İş Mahkemesinin 2017/279 Esas ve 2019/179 Karar sayılı dosyasında davalı iş yerinde 01.07.1990 – 16.07.2008 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilen aynı zamanda Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/6693 Esas ve 2020/4909 Karar sayılı ilamı ile de onanan kamu tanığı …’ın beyanında, kendisi işe başladıktan 1 yıl sonra davacının çalışmaya başladığını, görevinin bakıcılık olduğunu, kendisinin işten ayrıldığında da davacının çalışmaya devam ettiğini ifade etmesi, davacı tanıklarınında davacının dava dönemi içerisinde devamlı ve sürekli çalıştığını belirtmeleri, tanık beyanlarını doğrulayacak şekilde Hava Kuvvetleri Komutanlığı 10. Tanker Üs Komutanlığı’ndan gelen kayıtlarda davacının 11.03.2003 tarihinden itibaren üsse giriş çıkış kaydının olması nedeniyle davacı ile davalı şirket arasında iş sözleşmesi olduğu kabul edildi.

Davacının 04.09.1973 doğumlu olması nedeniyle işe girişinin 18 yaşını ikmal ettiği 04.09.1991 olduğundan önceki talebin reddine karar verildi. Yine davacının hizmet cetvelinde 14.07.2008 tarihinden sonra davalı iş veren ile bağlantısı olmayan iş yerlerinden hizmet bildirim bulunması nedeniyle davacının 14.07.2008 – 15.03.2019 tarihleri arasındaki talepleri reddedildi. Davacının 04.09.1991 – 14.07.2008 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığı, ancak nüfus kaydında davacının 03.09.1995 tarihinde doğum yapmış olması nedeniyle Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/12129 Esas 2018/2584 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere doğumdan önce 6, doğumdan sonra 6 hafta olmak üzere 12 haftalık doğum izni dışlanmak yine yapılan bildirimler düşülmek suretiyle kuruma 4735 gün eksik bildirim olduğu tespit edilerek fazlaya ilişkin talebin reddiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği” gerekçelerine dayalı olarak “Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının davalı … 18005.001 sicil numaralı iş yerinde, davacının 03.09.1995 tarihinde doğum yapması nedeniyle 12 hafta dışlanmak suretiyle, 04.09.1991 – 14.07.2008 tarihleri arasında toplam 5.986 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığının tespitine, bu dönemde 4.735 günün kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinafında; davacı gibi çalışanlara yangın eğitimi verilmesinin, davacının davalının işçisi olduğunu ortaya koymayacağını, itfaiye hizmetlerinden sorumlu davalının, hizmet verilen üssün niteliğini de göz önünde bulundurarak, istisnasız üste bulunan herkese yangın eğitimi verdiğini, üs çalışanlarının konaklama ihtiyaçlarının da davalı şirket tarafından organize edildiğini, çalıştığı süre boyunca konutu kullanan kişinin, konutu sağlam teslim etmek zorunda olduğunu, bu teslim alma işleminin davalı tarafından yapıldığını, ancak konutun temizletilmesi gibi zorunluluğun bulunmadığını, bazı oturanların konutu kendi çalışanına temizletmiş olabileceğini, bu temizliğin zorunlu olmadığı gibi, davalıyla da ilgisinin bulunmadığını, aynı konularda açılan hizmet tespiti davalarının husumetten reddine dair verilmiş mahkeme kararlarının da bulunduğunu savunmuş Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Fer’i müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde; yapılan incelemeler neticesinde kurumun yapmış olduğu işlemler tamamen mevzuat dahilinde gerçekleştiğini, herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, davacının iddiaları maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olup usul ve yasaya uygun olmayan ilk derece mahkeme kararının kaldılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinden bildirimlerinin bulunmadığı, ilk sigortalılığın dava dışı işyerlerinden 2003 tarihinden itibaren yapıldığı, üsse giriş-çıkış çizelgelerinden davacının 11.03.2003- 29.03.2019 tarihleri arasında düzenli giriş çıkışlarının bulunduğunun belgelendirildiği, SGK Teftiş raporundan 01.11.2003 tarihinden itibaren sigortasız çalışan işçilerin belirlendiği, davalı şirket adına 18005.01.01 sicilli dosyada işlem gören işyerinin 01.07.1973 tarihinde tescil edildiği ve halen kaydının devam ettiği anlaşılmaktadır.

Davacının 1991 tarihinde işe girdiğini iddia etmekte olup, dinlenen bordro tanıklarının özellikle Meryem Ataş ve …’nın birbirini doğrular şekilde davacının 1991 yılında davalı işyerinde çalıştıklarını beyan etmişlerdir. İşyeri giriş-çıkış kayıtları ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde çalışmasının sabit olduğu, davacının çalışmasının kesintisiz olduğu anlaşılmakla davada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, dinlenen tanıklarının, iddia konusu çalışma olgusunu doğrulayan, işyeri ve davacının yaptığı işin niteliğine ilişkin somut, net anlatımları dikkate alındığında davacının davalı işyerinde 04.09.1991-14.07.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığına dair kabulünün yerinde olduğu” gerekçelerine dayalı olarak “Davalı Vinnel Brovn adlı şirketi ile feri müdahil kurum vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepler
Fer’i Müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiği, sigortalının şahsi dosyasının ve bilgisayar kayıtlarının tetkikinde, tescil tarihinin 18.07.2008 olduğu fakat davaya konu olan İncirlik bölgesindeki iş yerlerinden 10.11.2003- 14.07.2008 tarihleri arasına prim takip ve tahsilat servislerince hizmet yüklendiği, dinlenen bordro tanıklarının davacının çalışmasının ne şekilde olduğunu bilmedikleri, davacının davasını ispatlayamadığı, müvekkil kurumun yaptığı işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığı belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer’i müdahil SGK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.