Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/22916 E. 2023/5379 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22916
KARAR NO : 2023/5379
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2015 tarihli ve 2015/111 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs ve zincirleme surette resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesi ve 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ile her iki suç açısından da 53 üncü maddesi uyarınca İzmir Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli ve 2015/21 Esas, 2015/270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs ve zincirleme surette resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 30.10.2018 tarihli ve 2016/4552 Esas, 2018/7291 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkum olması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4.İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli ve 2018/524 Esas, 2019/208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, ek savunması da alınarak 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 3.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
b. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddelerinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii süre tutum dilekçesi vermiş olup gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi vermemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’nın … Market… Şirketi’nin sahibi olduğu, sanık … ile uzun zamandır tanıştığı, sanığın katılana ait iş yerinde zaman zaman nakliye işi yaptığı ve müşterilerden tahsilat işlemlerine de yardımcı olduğu, katılandan … adlı müşterinin 10.000,00 TL tutarında alışveriş yaptığı, borcunun 4.000,00 TL lik kısmı için 2011 yılının ağustos ayında her biri 400,00 TL lik sıralı on adet bonoyu ciro ederek verdiği, sanığın … …’nın bu bonolardan beş tanesini ödemek istediğini belirtmesi üzerine katılanın beş adet bonoyu tahsil amacıyla ciro ederek sanığa verdiği, sanığın bu bonolardan dört adetinin miktarını 40.000,00 yaparak tahrif etttiği, yasal unsurları haiz bu bonolardan ikisini kullanarak 30.01.2012 tarihinde İzmir 17. İcra Müdürlüğünde ve 29.05.2012 tarihinde İzmir 23. İcra Müdürlüğünde ayrı ayrı cebri icra yoluyla tahsile kalkışarak nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği anlaşılmıştır.
2. Katılanın bu takipten haberdar olması üzerine itirazda bulunduğu ve ayrıca menfi tespit davası açtığı, bilahare cebri icra yoluyla takibe konulan iki bono da dahil olmak üzere tahrif edilen dört bonodan dolayı katılanın borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. Ekspertiz raporuna göre suça konu iki bonunun da 400,00 TL den 40.000,00 TL’ye sonradan ekleme suretiyle yükseltildiği ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir.
4. Mahkeme gözlemine göre bonoların yasal unsurlarının olduğu ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
5. Sanığın savunmasında, katılanla tavuk çiftliği kurmak üzere anlaştıklarını ve katılanın bu sebeple kendisine borçlandığını belirtmesine rağmen bu alışverişe ilişkin herhangi bir belge, bilgi ve kayıt sunamadığı anlaşılmıştır.
6. Mahkemece sanığın iki ayrı bonoyu miktarında tahrifat yapmak suretiyle farklı zaman dilimlerinde icra takibine kalkıştığı, bu takiplerin bilahare iptal edildiği ve tahsilatın gerçekleştirilemediği, sanığın bu şekilde kamu kurum ve kuruluşu niteliğindeki icra müdürlüğünü aracı kılarak zincirleme surette nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve zincirleme surette resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği sabit görülerek mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli ve 2018/524 Esas, 2019/208 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.