Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/9938 E. 2023/2385 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9938
KARAR NO : 2023/2385
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2013/541 E., 2014/519 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde katkı payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası ve akrabaları tarafından yaptırılan 724 parselde bulunan taşınmazın müvekkilinin davalıya güvenmesi ve örf ve adetler gereği davalı adına tescil edildiğini, davalının taşınmazın inşasında hiçbir katkısı olmadığını belirterek tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması halinde müvekkilinin katkısı oranında yarısından aşağı olmamak üzere müvekkili adına tescilini, bunun da mümkün olmaması halinde taşınmazın bedelinin müvekkiline verilmesini, sair her türlü talep ve dava haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı erkek cevap dilekçesinde; işyerinden aldığı tazminatla 1985 yılında bir gecekondu yaptığını, 1987 yılında gecekonduyu satarak bedelinin bir kısmı ile arsa aldığını, kalan parayı da davacının babasına borç verdiğini, arsayı da 1995 yılında satarak üzerine de bir miktar para daha ekleyerek başka bir arsa satın aldığını, 1996 yılında bu arsayı satarak üzerine de bir miktar para ekleyerek dava konusu taşınmazı satın aldığını, 1998 yılında üzerine kayıtlı iki adet aracı satarak ve ağabeyinden aldığı altın borç ile inşaata başladığını, kaba inşaatı bu paralarla karşıladığını, evin bütün doğrama işlerini marangoz olan ağabeyinin karşılıksız olarak yaptığını, diğer tüm masrafları kendisinin karşıladığını, evin 1999 yılında tamamlandığını, davacının çalışmadığını, davacının ve ailesinin katkısının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmazın 01.01.2002 tarihinden önce edinildiği, mal ayrılığı rejimine tabi olduğu, taşınmazın arsası ve üzerine yapılan binanın edinilme tarihi itibariyle davalının kişisel malı olduğu, davacının taşınmazın edinilmesinde, değerinin artmasında veya korunmasında katkısını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; davalının ekonomik durumu kötü olduğu için müvekkilin babası ve akrabalarının yardımı ile evin yapıldığını, örf ve adetler gereğince taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, davalının aldığı tazminatla evi yaptırmasının mümkün olmadığını, davalı tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, davacı tanık beyanlarıyla taşınmazın müvekkilinin aile tarafından edinildiği ve binanın yapıldığının, davalının katkısının olmadığının ispatlandığını, müvekkilinin babasının evlilikleri boyunca ekonomik olarak yardımcı olduğunu, müvekkilinin katkılarının hiçe sayıldığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmalık, taşınmazın edinilmesinde davacının katkısının olup olmadığı ve katkının ispatı noktasında toplanmaktadır. Dava, tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde katkı payı alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 … maddesi, 438 … maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi 6 ncı maddesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi; 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (743 sayılı Kanun) 170 … maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi, 646 ncı maddesi; 4722 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 … maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerlidir (743 sayılı Kanun md. 170). Bu nedenle de, 742 sayılı Kanun’da, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5 … maddesi yollamasıyla 818 sayılı Kanun’un (ve de 6098 sayılı Kanun) genel hükümleri göz önünde bulundurularak “Katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira , 818 sayılı Kanun ve de 6098 sayılı Kanun, 4721 sayılı Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (818 sayılı Kanun md. 544, 6098 sayılı Kanun md. 646).

3. Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (743 sayılı Kanun md.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (743 sayılı Kanun md. 189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.

4. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala, düzenli gelir dışındaki diğer mal varlığı (ziynet, miras, bağış vb.) ile toplu katkıda bulunulduğu iddia edildiğinde; katkıda kullanılan mal varlığı değerinin, tasfiyeye konu malın satın alma tarihindeki bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanarak, bulunan bu katkı oranının, tasfiyeye konu malın dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle, davacı eşin katkı payı alacağı miktarı belirlenir.

5. Bu açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, öncelikle katkıda kullanılan mal varlığının (ziynet, miras, bağış vb.) katkı tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem satın alma bedeli hem de dava tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir.

6. Somut olaya gelince; eşler, 11.11.1981 tarihinde evlenmiş, 13.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün,27.12.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (4721 sayılı Kanun md. 225/2). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı Kanun md. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Kanun md. 10, 4721 sayılı Kanun md. 202/1). Tasfiyeye konu 724 parsel sayılı taşınmazın 216/73712 hissesi, eşler arasında mal ayrılığının rejiminin geçerli olduğu 04.04.1996 tarihinde satın alınarak davalı erkek adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 sayılı Kanun md. 179).

7. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece, taşınmazın arsası yönünden ret kararı yerinde ise de, üzerine yapılan ev yönünden karar hatalı olmuştur. Şöyle ki, dosya kapsamına dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre, davacı kadının babasının taşınmazın üzerine yapılan evin inşaatı için yapılan masraflarda yardımcı olduğu, davacı kadının babasının yaptığı yardımlar nedeniyle dava konusu taşınmazın üzerine yapılan evin edinilmesinde az da olsa katkısının olduğu anlaşılmakla, davacı kadının taşınmazın üzerine yapılan evin edinilmesine bir miktar katkısının olduğunun kabulü gerekir. O halde, Mahkemece, taşınmazın üzerine yapılan ev yönünden, yasal düzenleme ve Dairemizin ilkeleri uyarınca, davacının bir katkı oranı belirlenemediği takdirde, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 6098 sayılı Kanun’un 50 nci maddeleri uyarınca, davacı kadının babasının inşaatın masraflarına yaptığı katkı göz önünde bulundurularak hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilerek hesaplanacak katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı kadının vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davacı kadın vekilinin taşınmazın üzerine yapılan eve yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.