YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3718
KARAR NO : 2023/20292
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1043 Değişik İş.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli, 2021/144 Esas ve 2021/611 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddi kararına ilişkin Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.10.2022 tarihli ve 2022/1043 Değişik İş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarih ve KYB- 2023/28730 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarih ve KYB- 2023/28730 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Cumhurbaşkanına hakaret suçunda ağırlaştırıcı hal olarak düzenlenen aleniyetin gerçekleşmiş sayılabilmesi için, failin bulunduğu ve suçu oluşturan söz veya hareketin gerçekleştiği yerin belirli olmayan çok sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılayabilme olasılığı olan veya suç mağdurunun bu hareket ve sözleri işittiği ve algıladığı yerin bu tür bir ortam olması ve failin de bunu bilmesi yeterli olması karşısında, somut incelemeye konu dosyada, Cumhurbaşkanına hakaret içeren ifadeler bulunduğu değerlendirilen ve “Dr. … grubu” isimli … sayfasında herkese açık kaynaklardan görülebilecek şekilde yapılan paylaşımda, aleniyet unsurunun gerçekleştiği ve verilen cezada anılan Kanun’un 299/2. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik yapılan incelemede; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı açıklanmayan hüküm ile bu hükmün açıklanmasının geri bırakılması olmak üzere iki karardan oluşur. İtirazın reddi ile kesinleşen karar somut olayda geri bırakılma kararıdır. Olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma konusu olan karar kurulan ve açıklanmayan hüküm değildir. Geri bırakılma kararıdır. Sanığın suça konu yaptığı paylaşımda aleniyet unsurunun gerçekleştiği ve verilen cezada 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğine ilişkin hukuka aykırılık iddiasının, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak yeni mahkumiyet hükmü kurulması sonrasında olağan kanun yoluna tabi olarak incelenmesi mümkün olduğu nazara alınarak, bu karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.