Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14597 E. 2023/670 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14597
KARAR NO : 2023/670
KARAR TARİHİ : 25.01.2023


MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/898 E., 2022/1174 K.

HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/196 E., 2019/48 K.

Taraflar arasındaki davacının müteveffa babasından dolayı kendisine bağlanan yetim aylığının kesilmesine ve ödenen yetim aylıklarının davacı aleyhine borç olarak kaydedilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti, aylıklardan yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 25.07.1992 tarihinde vefat eden SSK sigortalısı eşinden dolayı 506 sayılı Kanun kapsamında dul aylığı almakta iken eşinin vefatından birkaç yıl sonra yaptığı başvuru sonucunda 23.12.1991 tarihinde vefat eden Bağ-Kur emeklisi babasından dolayı da 1479 sayılı Kanun’un 45/c maddesindeki şartları taşıdığı için ölüm aylığı bağlandığını, SGK … İl Müdürlüğü’nün 17.01.2018 tarih B.13.2SGK.1.710.851 sayılı yazısıyla Bağ-Kur emeklisi babasından dolayı almakta olduğu ölüm aylığının geçmiş dönemde fazla ödendiği gerekçesiyle adına 17.833,76 TL borç çıkarıldığının bildirildiğini ve almakta olduğu ölüm aylıklarından %25 oranında kesinti yapılmak suretiyle tahsil edildiğini, adına çıkarılan borcun kaldırılması ve yapılan kesintilerin iadesi için yapılan 26.02.2018 tarihli başvuruya, davalı Kurumun 17.02.2018 tarih 74395078 3 363.977 sayılı yazısı ile 2013/26 sayılı genelgeye istinaden hak sahibi kız çocukları için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı getirildiğini, denetmenler tarafından yapılan inceleme sonucu 01.02.2011 tarihinden 31.12.2011 tarihine kadar ve 01.02.2014 tarihinden 31.12.2015 tarihine kadar gelirinin brüt asgari ücretin üzerinde olduğu tespit edildiğinden dolayı babasından almış olduğu maaşların borç olarak çıkarıldığını, bu nedenle eşinden almış olduğu maaştan %25 oranında kesinti yapılmakta olduğunun bildirildiğini belirterek davacıya babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ve adına borç çıkarılmasına ilişkin kurum işlemlerinin iptaline, davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, aylıklarından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa bağlanmış olan ölüm sigortası aylığına ilişkin, sigortalıların öldüğü tarihte geçerli olan mevzuatın esas alınacağını, davacının ölüm sigortası kapsamında ödenen aylığın davacının babasının ölüm tarihinin 23.12.1991 olması sebebiyle mülga 1479 sayılı Kanunun 45 inci maddesine göre ölüm aylığından yararlanmak için aranılan “geçimini sağlayacak başkaca bir geliri olmamak kaydıyla yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanır” düzenlemesi karşısında kurum denetmenlerince yapılan inceleme neticesinde davacının 2011-2014-2015 yıllarına ait her türlü kazanç ve iratta elde etmiş olduğu gelirin toplamının, brüt asgari ücretin üzerinde olduğunun tespiti ile iptali istenen kurum işleminin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın kabulü ile davacıya babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ve davacı adına borç çıkartılmasına ilişkin kurum işleminin iptali ile davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacının ölüm sigortası kapsamında ödenen aylığının, davacının babasının ölüm tarihinin 23.12.1991 olması sebebiyle mülga 1479 Sayılı Kanun’un 45 inci maddesinde ölüm aylığından yararlanmak için aranılan “geçimini sağlayacak başkaca bir geliri olmamak kaydıyla yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanır” düzenleme karşısında Kurum denetmenlerince yapılan inceleme neticesi davacının 2011-2014-2015 yıllarına ait her türlü kazanç ve iratta elde etmiş olduğu gelirin toplamı, brüt asgari ücretin üzerinde olduğu tespiti üzerine Kurum işlemi yapıldığını, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, davalı Kurum tarafından yeni bir yasal düzenleme olmaksızın getirilen 2013/ 26 sayılı Genelgeye istinaden dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının babasının ölüm tarihi dikkate alınarak aylık bağlanması gerektiği belirtilerek davanın kabulüne dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davalı Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.