YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1809
KARAR NO : 2023/3414
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/410 E., 2022/414 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu 23 ada 89 No.lu parselin müvekkilinin baldızı adına kayıtlı olduğu dönemde müvekkili ile baldızının anlaşarak vekil edeni tarafından taşınmaz üzerine 3 katlı bir ev inşaa edildiğini, ikinci katın müvekkiline diğer katların ise karşı tarafa kalacak şekilde bölüşüldüğünü, fakat o yıllarda müvekkiline ait daireye davalılardan…’ın kiracı olarak yerleştiğini, inşaatın 1981 senesinde tamamlanmasına rağmen müvekkili adına 13.04.1983 tarihinde ¼ hissenin devredildiğini, bu arada davalıların müvekkilinin haberi olmadan binanın alt katından toprak tahliye etmek suretiyle kat sayısını dörde çıkardığını, davalı …’ın bir kaç yıl kira ödenmesine müteakip diğer kiraların ödenmediğini, yapılan tüm uyarılara rağmen taşınmazın boşaltılmadığını, vekil edenin payını 06.05.2011 tarihinde dava dışı …’a devrettiğini belirterek, el atmanın önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (06.05.2011 tarihinden geriye doğru 4 yıla ilişkin) 20.400,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak vekil edenine ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, davacının iddia ettiği gibi binanın davacı ile müvekkillerinin miras bırakanı arasında ortak olarak yapılmadığını, arsa üzerindeki muhdesatın müvekkillerinin annesi ve babası tarafından inşa ettirildiğini, davacının sadece binanın kaba inşaatının yapımında kalfa olarak çalıştığını, ücretinin karşılığı olarak da akrabalık ilişkisi sebebiyle arsanın 1/4 payının kendisine verildiğini, davacının arsa üzerindeki muhdesat üzerinde hiçbir hakkı olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24/12/2015 tarihli ve 2012/368 Esas- 2015/675 Karar sayılı kararı ile davalılar … ve … yönünden açılan davanın reddine, davalı … yönünden açılan el atmanın önlenmesi davasının kabulüne ve ecrimisil talebinin ise kısmen kabulü ile; 18.684,00 TL bedelin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Şevket Bostan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 03.03.2020 tarih ve 2018/11468 Esas- 2020/2111 Karar sayılı ilamıyla davacının el atmanın önlenmesi davası yönünden aktif husumet ehliyetinin yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, ecrimisil istemine yönelik ise; davaya konu edilen taşınmaz yönünden, tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, her paydaşın payına özgülenen bir kısım bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek hüküm eksik inceleme ve araştırma nedeniyle bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırmalara göre; davanın davalılar … ve … yönünden reddine, davacının, el atmanın önlenmesi talebi yönünden davasının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, davacının ecrimisil talebine ilişkin davasının 14.227,04 TL yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Şevket Bostan temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazda bulunan yapının kaçak olduğunu, kaçak yapı ile ilgili ecrimisil talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, aralarında fiili paylaşım yapıldığını, davacının arsa üzerindeki muhdesata hiç bir katkısı olmadığı, çıplak mülkiyetin davacıya ait olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi,
3. Dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. El birliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı …’nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.