YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6184
KARAR NO : 2023/19726
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/1253 Değişik İş
SUÇ : Hakaret
İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yönelik itirazın reddi kararı
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli hakkında hakaret suçundan Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen17.03.2022 tarihli ve 2022/1524 soruşturma, 2022/733 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.03.2022 tarihli ve 2022/1253 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35861 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35861 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
Dosya kapsamına göre, eşinin tedavisi için hastaneye giden şüphelinin damar yolunun açılamaması nedeniyle … isimli hemşirenin yanında hemşire olan müştekiye hitaben “Gerizekalı.” şeklinde hakaret ettiği, müştekinin bunu Döndü’den öğrendiği şeklindeki olay nedeniyle Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığınca gıyapta hakaret suçunun yasal unsurları oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığında dair karar verilmiş ise de,
Şüphelinin alınan savunmasında özetle müştekiyi kastederek, …’a şikayete konu sözleri söylediğini, daha sonra müştekinin yanına gelerek ‘”Bana mı gerizekalı dediniz’.” diye sorması üzerine “Sana dedim işini düzgün yap orada gevşek gevşek gülme.” şeklinde cevap verdiğini belirterek sözlerini yinelemesi ve kabul etmesi, …’ın tanık beyanı ile şüphelinin söylemini kabul etmesi karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluştuğu, söz konusu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. İkinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un “6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonraki Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise;
(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye “araştırma mecburiyeti ilkesi”; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise “kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan
hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. – Finlandiya kararı 2007; Sürmeli – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; şüpheli hakkında, hakaret suçundan yapılan soruşturmada gıyapta hakaret suçunun unsurları oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, şüphelinin savunmasında, şikayetçiye yönelik şikayete konu sözleri tanık D.S.’nin yanında söylediğini, daha sonra yanına gelen şikayetçinin “Bana mı gerizekalı dediniz.” diye sorması üzerine “Sana dedim işini düzgün yap orada gevşek gevşek gülme.” diyerek sözlerini yinelemesi karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyadaki mevcut delillerin iddianame düzenlenebilmesi ve suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır.
Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm delillerin, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.03.2022 tarihli ve 2022/1253 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.