Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/9670 E. 2023/20201 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9670
KARAR NO : 2023/20201
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/280 E., 2016/125 K.
SUÇLAR : Hakaret, tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kozan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/280 Esas, 2016/125 karar sayılı kararıyla sanık hakkında,
1. Tehdit suçundan, 2 kez, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına,
2. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 43 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına,
3. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına,
4. Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 35 nci maddesi uyarınca 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Tebliğname’de, hükümlerin onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, hükmolunan cezaları haketmediğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR Cezaevinde hükümlü olarak bulunan sanığın, tedavi için diş polikliniğine götürüldüğü, doktor olan mağdur … M. Ç.’den muayene sırası alındığı, ancak sanığın başka doktor tarafından tedavisinin yapılmasını istediği ve mağdurun gıyabında “Manyak bu ya, yanlış dişi çekecek.” deyip, sinkaflı sözler söylediği, akabinde şikâyetçi ….’ye tekme sallayarak yaralamaya teşebbüs ettiği, şikâyetçiler …. ile….’ya yönelik “Bırakın lan Allahını kitabını sinkaf ettiklerim.” diye bağırdığı ve “Siz görürsünüz, cezaevine girdiğimde o cezaevini nasıl karıştırıyorum.” diyerek, şikâyetçi….’ye ayrıca “Senle görüşeceğiz, senin yanına bunu bırakmam.” demek suretiyle tehditte bulunduğu, şikâyetçilerin ve mağdurun anlatımları, tanık Ö. Y.’nin beyanı, 18.03.2015 tarihli tutanak içeriği ve tüm dosya kapsamıyla, Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gıyapta hakaret suçunun en az üç kişi ile ihtilat edilerek işlenmesi gerekliliğinin yanı sıra, muhatapların bu sözleri bizzat anlamaları ve ifadelere vakıf olmalarının zorunlu olması ve sanığın, mağdur … M. Ç.’ye yönelik hakaret sözlerini sadece tanık Ö. Y.’nin duyduğunu belirtmesi karşısında, olay tutanağında imzası bulunan diğer mümzilerin de tanık sıfatıyla dinlemesi, sonucuna göre ihtilat unsurunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve Kanun’a uygun olmayan gerekçeyle mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. 18.03.2015 tarihli olay tutanağında ve şikayetçilerin soruşturma aşamasındaki beyanlarında, hükümlü olan sanığın diş tedavisi için götürüldüğü poliklinikte mağdur doktora muayene olduktan sonra farklı bir doktora gitmek istediğini belirtmesi üzerine böyle bir seçim hakkının olmadığı kendisine söylendiğinde mağdurun gıyabında sinkaflı sözler söylemesi ve tedavi olmayı istememesi üzerine mahkûm koğuşuna alındığı, ring aracına bindirilmek üzere koğuştan çıkarılmak istenildiğinde ise koğuştan çıkmak istemediği ve şikâyetçi ….’ye doğru tekme salladığı, ring aracına alınma esnasında da şikâyetçiler …. ve….’ye tehdit niteliğinde sözler söylediğinin belirtilmesi karşısında, yaralamaya teşebbüs ve tehdit eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
3. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi ve somut olay kapsamında, 18.03.2015 tarihli olay tutanağında, sanığın, hakaret ifadelerini hastanede mahkûm koğuşuna alındığı ve koğuştan çıkarıldığı sırada söylediğinin belirtilmesi, şikâyetçi ….’nin Kozan Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki beyanında ise sanığın ring aracına alınması esnasında davaya konu sözleri söylediğini ifade etmesine karşın, hakaret suçunun işlendiği yerin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesinden sonra aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığının delillere dayalı olarak değerlendirmesi gerektiği düşünülmeden, sanığın cezasında anılan Kanun maddesi uyarınca artırım yapılması,
4. Kabule göre de,
a. Hakaret suçunda aleniyetin uygulanmaması halinde,
7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “Basit Yargılama Usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, b. Sanığın hakaret ve tehdit eylemlerini kısa zaman aralığı içerisinde, aynı suç işleme kararı kapsamında ve birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleştirmesi, dolayısıyla eylemlerin hukuken bir bütün halinde birer kez hakaret ve tehdit suçlarını oluşturması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri kapsamında her iki suçtan birer kez cezalandırılmasına karar verilip 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalarında artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, atılı suçlar yönünden ikişer kez mahkûmiyetine karar verilmesi,
c. Sanığın, şikayetçiler …. ve….’ye karşı hakaret suçunun, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı ve kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesine karşın, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, aynı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bentlerindeki iki nitelikli halin gerçekleştiği dikkate alınıp, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
d. Sanığın, şikâyetçiler …. ve….’ye yönelik işlediği hakaret suçunda, eylemin iki şikâyetçiye yöneltilmesiyle zincirleme suç hükmünün uygulamasının asgari şartlarının oluşması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının tatbiki sırasında artırım oranın alt sınırdan orantısız biçimde uzaklaşılarak belirlenmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.