YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7484
KARAR NO : 2023/1539
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/957 Esas, 2021/844 Karar
HÜKÜM : Esas hakkında yeniden karar verilmesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1269 E., 2021/45 K.
Taraflar arasındaki hisse devrinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı şirket hakkındaki davanın esastan, davalı şahıslar hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin bir dönem davalı şirketin ortağı olduklarını, müvekkili …’in şirkette bulunan hissesini 19.02.2010 tarihli sözleşmeyle davalı …’e, müvekkili …’in ise 20.01.2011 tarihli sözleşmeyle davalı …’e devrettiğini, her iki sözleşmenin de noter huzurunda yapıldığını ancak davalı şirketin, söz konusu hisse devirlerini pay defterine işlemediği gibi Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil ve ilan da ettirmediğini ileri sürerek müvekkillerinin davalı şirkette bulunan hisselerini belirtilen tarihte devrettiklerinin tespiti ile devrin şirket pay defterine işlenmesine ve Ticaret Sicil Gazetesin’de ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 02.04.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararla, davaya konu hisse devirlerine muvafakat edilmesine ve devrin pay defterine işlenmesine karar verildiği ve kararın 07.05.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesin’de ilan edildiği, davanın bu suretle konusuz kaldığı ancak yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden başlangıçtaki haklılık durumunun tespiti gerektiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 520 inci maddesindeki koşullar gözetildiğinde davacıların dava açmakta haklı olduklarından söz edilemeyeceği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusuz kalmadığını, zira işbu davadaki taleplerinin, müvekkillerinin devirlerin yapıldığı tarihler itibariyle şirket ortaklığından ayrıldıkları ve bu tarihlerden itibaren şirket ortağı sıfatıyla herhangi bir sorumlulukları bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu, davalı şirketin 2010 ve 2011 yıllarında yapılan devirlere 2018 yılında muvafakat ettiğini ve pay defterine işlediğini, müvekkillerin o tarihten bu yana şirket ortağı sıfatları sebebiyle üçüncü kişilerin alacak ve sair taleplerine muhatap olduğunu ve mal varlıklarını üzerine haciz uygulandığını, müvekkillerinin davalı şirketçe sahte fatura düzenlendiğinden şüphelendiklerini, böyle bir durumda şirket ortağı sıfatıyla cezai sorumluluklarının söz konusu olabileceğini, davalı şirketin, hisse devirlerinin pay defterine işlenmesine ilişkin ortaklar kurulu kararında yer alan imzaların müvekkillerine ait olmadığını, davanın talep ettikleri şekilde karara bağlanmamasının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu hisse devirlerinin geçerli addedilebilmesi için devrin 6762 sayılı Kanun’un 520 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapılması gerektiği, davacıların davalı şirketteki hisselerinin tamamını noter hisse devir sözleşmesi ile diğer davalılara devrettiği sabit ise de bu hisse devir işleminin ortaklar kurulu kararı ile onaylanmamış olduğu, bu işlem yönünden anılan Kanun hükmündeki ¾ çoğunlukla devre izin verme koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, şirket ana sözleşmesinde de hisse devrinin ortaklar kurulunun onayı olmadan yapılabilmesine cevaz veren bir hüküm bulunmadığı, bu hale göre, davacıların davalı şirkette ortaklığının yasaya uygun şekilde noter hisse devir tarihinde sona erdirildiğinden söz edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilerek, davanın, davalı şirket yönünden esastan, davalı şahıslar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davalı şirket hakkındaki davanın esastan, davalı şahıslar hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirtilen hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu hisse devirlerinin, somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun’un 520 inci maddesi anlamında geçerli bir devir olup olmadığı ve davanın konusuz kalıp kalmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun’un 355 inci maddesi, 6762 sayılı Kanun’un 520 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Dava, hisse devrinin tespiti ile şirket pay defterine ve ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
2.Aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince, taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. Aynı ilke istinaf kanun yolu içinde geçerlidir. 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesine göre ise istinaf incelemesinin, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar haricinde, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
3.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince, yukarıda özetlenen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davalı şahıslar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu, davalı şirket hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında yeniden verdiği karar, istinafa başvuran davacılar bakımından İlk Derece Mahkemesi kararına nazaran daha aleyhe olup, aleyhe bozma yasağı ilkesine aykırıdır. Bunun yanında istinaf incelemesinin de 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesinde belirtildiği şekilde istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmadığı görülmektedir.
4. İlk Derece Mahkemesince verilen karar ve ileri sürülen istinaf sebepleri gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken iş, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesine tabi tutulması ve dava dilekçesindeki netice-i talep ve davadan sonraki süreçte yaşanan gelişmeler karşısında davanın konusuz kalıp kalmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
5. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, aleyhe bozma yasağına ve 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesine aykırılık teşkil eder şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.