YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3224
KARAR NO : 2023/4320
KARAR TARİHİ : 19.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
KARAR : Direnme
… 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2022/508 Esas, 2023/30 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/7399 Esas, 2022/9577 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.11.2021 tarihli ve 2021/184 Esas, 2021/355 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye, mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2022/548 Esas, 2022/524 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının, katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/7399 Esas, 2022/9577 Karar sayılı kararı ile;
“Sanık hakkında 12 yıldan 18 yıla kadar ceza öngören TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrikten dolayı ceza belirlerken, maktulden kaynaklanan hareketlerin haksızlık içeriği dikkate alınıp azami ceza miktarına yakın düzeyde ceza belirlenmesi yerine, azami düzeyde ceza belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunması,”
Nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2022/508 Esas, 2023/30 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye, mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğuna,
2. Sanığın ağır tahrik altında eylemini gerçekleştirdiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Olay günü sanık ile maktul arasında iştirak halinde mülkiyete konu bir taşınmazın kullanımı konusunda tartışma yaşandığı, bu mülkiyet hakkında daha önce de konuşmaların olduğu ancak sanık, maktul ve her ikisinin ailelerinin olay öncesinde birbirlerine normal şekilde gidip geldikleri ve görüştükleri, husumet boyutunda bir anlaşmazlığın dosyaya yansımadığı, olay günü maktulün telefonla arayarak çağırması üzerine aynı arsa içerisinde maktule komşu olan sanığın evinden çıkarak konuşmaya başladıkları, konuşmalarından çıkan tartışmanın boğuşmaya dönüştüğü, boğuşma sonrası evine giden sanığın kendi evinden aldığı bıçağı maktulü hedef alarak, olay anını gören tek kişi olan katılan … A.’nın beyanına göre 5-6 kez sallaması ile aldığı darbelerden birinin göğüs bölgesine isabet etmesi neticesinde oluşan yaralanmasına bağlı olarak maktulün öldüğü, sanığın yaşanan olayda evine giderek almış olduğu bıçağın öldürmeye elverişliliği, bıçak ile gerçekleştirmiş olduğu eylem sayısı, maktul üzerinde hedef alınan vücut bölgesinin hayati önemi, göğüs bölgesi hedef alınarak gerçekleştirilen bıçak darbesinin ölümü meydana getirme olasılığının sanık tarafından da bilinebileceği nazara alınarak, bu halde açıklandığı üzere sanığın maktule karşı öldürmeye elverişli bıçak ile maktulde tek başına öldürücü mahiyette yaralanmaya sebep olan eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı, sanık savunmasında, maktulun kendisine odunla vurduğunu, sanığın eşinin de duruşmadaki beyanında da kolluk ifadesinden farklı olarak sanığın beyanına paralel beyanda bulunmuş ise de; sanığın ve eşinin beyanlarının sanığın daha az ceza almasına yönelik olduğundan bu yöndeki beyanlara İlk Derece Mahkemesince itibar edilmemiş, olay günü sanık ve maktul arasındaki yaşanan tartışma neticesinde ev dışındaki bağrışma seslerini duyarak dışarıya çıkan katılan …’in soruşturma aşamasında olayın yaşandığı gün sıcağı sıcağına vermiş olduğu ifadesindeki evin dışına çıktığında sanık ve maktul babasının boğuştukları yönündeki beyanının dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğundan görülerek bu beyana itibar edilmiş ve sanık ile maktul arasında meydana gelen karşılıklı boğuşma olayında, ilk haksız fiilin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenemediğinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2000/367 Karar sayılı kararı doğrultusunda ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hâlden sanığın yararlandırılması gerektiğinden, sanık hakkında asgari düzeyde haksız tahrik hükümleri uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Sanığın üzerine atılı suçu tevil yollu kabul ettiği belirlenmekle, olayın aynı zamanda tanığı olan katılan …’in aşamalarda istikrarlı anlatımlarda bulunduğu tespit edilmiştir.
3. Olay anını görmeyen ancak diğer hususlarda beyanları alınan tanıklar …. ve … ‘nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.
4. Maktul hakkında Adlî Tıp Kurumu … Morg İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından kesin ölüm sebebinin belirlenmesine yönelik düzenlenen 20.04.2021 tarihli otopsi raporunda dış muayenede sağ meme başının 5 cm. üst, 2 cm. iç kısmında yatay 2,7 cm., lateral ucu dar, medial ucu geniş açılı kesici delici alet yarası, göbek deliğinden 5 cm. sağ 3 cm. üst hizada oblik seyirli 1,5 cm. mediali dar açılı laterali geniş açılı medial ucundan göbek deliğine uzanan 2 cm.’lik yara kuyruğu olan kesici delici alet yarası tespit edildiği,
a) Maktulde göğüs bölgesi sağ meme başı yanında ve karın bölgesi göbek deliği yanında olmak üzere 2 adet kesici-delici alet yarası saptanmış olup, göğüs bölgesindeki yaradan giren kesici delici aletin iç organ yaralanması yaparak ölümü meydana getirmiş olduğu, diğer yaranın cilt-cit altı seyirli olup basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanma olduğu, tarif edilen diğer yaralanmaların sıyrık özelliğinde olup basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanma olduğu,
b) Kişinin ölümünün kesici delici aletle akciğer, perikard ve pulmoner arter yaralanması sonucu meydana gelmiş olduğu,
Görüşünün bildirildiği belirlenmiştir.
5. Sanığın, Gürsu Cüneyt Yıldız Devlet Hastanesince düzenlenen 07.02.2021 tarihli adlî muayene raporunda “sırtına odun darbesi almış, sağ bacağında sıyrıklar mevcut” şeklinde tariflenen ve diyagramda sırt bölgesi sağ tarafında yaralanma bulgusu işaretlenen yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu görüşünün bildirildiği tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Olay günü, sanık ile maktul arasında iştirak hâlinde mülkiyete konu arsanın kullanımı konusunu görüşmek için maktulün çağırması üzerine aynı arsa içerisinde maktule komşu olan sanığın evinden çıkıp maktulün yanına gittiği, aralarındaki konuşmanın tartışmaya ve boğuşmaya dönüştüğü, adlî muayene raporunda da belirlendiği üzere maktulün sanığın sırtına odunla vurduğu, evine giden sanığın buradan aldığı bıçağı maktulü hedef alıp 5-6 kez sallaması ile aldığı darbelerden birinin göğüs bölgesine isabet etmesi neticesinde oluşan yaralanmasına bağlı olarak maktulün öldüğü anlaşılmakla sanık hakkında 12 yıldan 18 yıla kadar ceza öngören 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik nedeniyle ceza belirlerken, maktulden kaynaklanan hareketlerin haksızlık içeriği dikkate alınıp azami ceza miktarına yakın düzeyde ceza belirlenmesi yerine, azami düzeyde ceza belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunmasında hukuka aykırılık bulunduğundan İlk Derece Mahkemesince haksız tahrik nedeniyle belirlenen ceza miktarına dair direnme kararı verilmesi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/7399 Esas, 2022/9577 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
19.06.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Yerel mahkemenin haksız tahrike ilişkin kabul ve uygulaması yerinde olduğundan, sayın çoğunluğun tahrike ilişkin kararına katılmamaktayım.
Sanık hakkında düzenlenen 07.02.2017 tarihli doktor raporunda; sağ bacağında sıyrıklar mevcut denilmiş, sırtına odun darbesi sanığın beyanı olarak yazılmıştır. Sağ koltuk altına bir işaret konulmuş, ancak buna ilişkin bir bulgu yer almamıştır. Raporda, maktu haliyle, sanık hakkında BTM’lik ibaresi bırakılmıştır. Sonuç olarak, sanığın doktor raporunda bulgu olarak sadece sağ baldırında iki sıyrık dışında herhangi bir darp cebir tanımlaması bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, sanık sırtına sopa ile darbe aldığını belirttiği halde, sırtta herhangi bir darbe izi bulunmamaktadır. Baldırdaki sıyrık ise sopayla oluşturulacak bulgu değildir. Bu itibarla, sanığın doktor raporunun incelenmesinde maktul tarafından oluşturulmuş herhangi bir darp cebir izine rastlanmamıştır. Kaldı ki, Dairemizce kasten adam öldürme suçlarında maktulün sanığı BTM’lik yaralaması TCK 29 maddesi gereğince asgari indirim olarak uygulanmaktadır.
Sanığın eşi tanık …’in sıcağı sıcağına alınan ilk ifadesinde, maktulün sanığa sopayla vurduğuna ilişkin ibare bulunmamakta, adı geçen tanık, olayın meydana geliş şeklini görmediğini söylemektedir.
Olayın meydana geliş şeklini gören tek kişi …’dır.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında iştirak halinde mülkiyete konu taşınmazın kullanımı konusunda çıkan tartışma üzerine sanığın olay yerine yakın yerdeki evine giderek aldığı bıçakla geri döndüğü, sanığın elinde bıçakla kendisine doğru geldiğini gören maktul, olay yeri ve
çevresinde bulunan çok sayıda tahta parçalarından birini eline alarak kendisini savunmaya çalıştığı, sanığın maktule doğru bıçakla 5-6 hamle yaptığı, bıçağın maktulün sağ göğsüne girmesi sonucu ölümün gerçekleştiği, bu oluş ve kabul çerçevesinde, işlenen suç olan kasten öldürme suçunun ağırlığı ile bu suça karşı tahrik kabul edilen hareket karşılaştırıldığında, asgari oranda indirim yapılması hak, nesafet ve adalet kurallarına uygun olacağı, bu itibarla, direnme kararını yerinde bulduğumdan, Dairemiz yerleşmiş kararlarına uygun düşmeyen sayın çoğunluk kararına katılmamaktayım.