YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11367
KARAR NO : 2023/5486
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.12.2010 tarihli ve 2010/580 Esas, 2010/1030 sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar 10.02.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Sanığın denetim süresi içerisinde 16.03.2014 tarihinde işlemiş olduğu trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen 1.500,00 TL adli para cezasının kesinleşmesi üzerine hükmün açıklanması amacıyla mahkemeye ihbarda bulunulmuştur.
2. Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/427 Esas, 2015/692 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına ve sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, muayene işlemlerinin sahte olduğunu bilmediğine, suçlamayı kabul etmediğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde yapılan trafik kontrolü sırasında sanığa ait 10 T 6483 plakalı aracın durdurulduğu, araca ait motorlu araç trafik belgesinin arka yüzünde bulunan birinci, ikinci ve üçüncü sıralarında yer alan muayene işlemlerinin sahte olarak oluşturulduğundan şüphe duyulması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında muayene işlemlerinin sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun belirlenmesi nedeniyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında; aracın kendisine ait olduğunu, 2004 yılında satın aldığını, 2005, 2006 ve 2008 yıllarına ait muayene işlemlerini farklı şahıslara yaptırdığını, ancak muayeneleri yaptırırken sadece aracın ruhsatı verdiğini, aracı teslim etmediğini, daha sonra muayenesi yapılmış vaziyette geri aldığını, muayene işlemlerinin sahte olduğunu bilmediğini ifade ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Suç konusu motorlu araç trafik belgesinin arka yüzünde 1, 2 ve 3 üncü sıradaki “ARACIN MUAYENESİ” bölümlerinde bulunan soğuk mühür izlerinin tamamen sahte olarak oluşturulmuş mühürler ile basılmış olduğu, yine arka yüzünde bulunan hologramların tamamen sahte olarak oluşturuldukları, mevcut durumları itibariyle aldatma kabiliyetine haiz olduklarına dair 09.03.2010 tarih ve BLG-2010/ 0616 sayılı ekspertiz raporunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır.
4. Sanığın denetim süresi içesinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılıp hükmün açıklanması için ihbarda bulunulmuş ve yargılama sonucunda hüküm açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Dosyada mevcut Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 09.03.2010 tarih ve BLG-2010/ 0616 sayılı ekspertiz raporunun içeriği, suça konu motorlu araç trafik belgesinin orijinal olup arka yüzünde bulunan muayene işlemlerinin sahte olduğunun belirlenmesi ve dosyada içerisinde bulunan suça konu belgenin fotokopisi üzerinde yapılan gözlemde muayene işlemlerinde bulunması gereken unsurların tam olduğunun anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan ve dosyadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip, atılı suçun sübutu ve nitelemesi yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin sekizinci fıkrasının (son) cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 10.02.2011 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 16.03.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.03.2011 tarihli ve 249/24 sayılı kararı ile benzer birçok kararında da vurgulandığı üzere; aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması ve bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde fail hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Ancak 43 üncü maddede yer alan ve failin eylemleri arasındaki sübjektif bağı ifade eden “bir suç işleme kararının” bulunmaması veya eylemlerin yenilenen kast ile işlenmesi ya da eylemler arasında hukuki kesinti meydana gelmesi halinde ise artık fail hakkında zincirleme suç hükümleri değil gerçek içtima kuralları uygulanacaktır. Somut olayda; sanık hakkında suç konusu motorlu araç trafik belgesinin arka yüzünde 13.12.2005 – 13.12.2006, 20.04.2007 – 20.04.2008, 16.05.2008 – 16.05.2009 tarihlerini kapsayacak şekilde yapılan muayene işlemlerinin sahte olduğunun iddia olunması, sanığın savunmasında muayene işlemlerini farklı tarihlerde farklı kişilere yaptırdığını kabul etmesi karşısında; suça konu motorlu araç trafik belgesinin aracın muayenesi hanesindeki üç adet muayene işleminin sahte olarak ayrı tarihlerde yapıldıkları ve her üç işlem arasında 1 yılı aşkın süre geçtiği cihetle, bir suç işleme kararından bahsedilemeyeceği, her üç muayene işlemine ilişkin sahtecilik eylemlerinin yenilenen kasıtla işlenen birbirinden bağımsız olarak gerçekleşen üç ayrı suçu oluşturduğu ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç kez cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde tek hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/427 Esas, 2015/692 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.06.2023. tarihinde karar verildi.