Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/2302 E. 2023/2118 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2302
KARAR NO : 2023/2118
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/569 E., 2021/2477 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2014/867 E., 2019/395 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde katılma alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile katılma alacağına karar verilmiştir.

Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalı … vekili Av. Gizem Bal ile karşı taraf davacı … vekili Av. Sinan Cihan geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; davalı adına satın alınan konutun 1/2 sinin müvekkili adına tescil edilmesi gerektiğini, taşınmazın alınmasında müvekkilinin ve ailesinin yardımcı olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 hissesinin müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması haline fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazın 1/2 hissesi olan şimdilik 20.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiş; davacı vekili 19.01.2017 tarihli dilekçe ile talep miktarını yükselterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 hissesinin müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması haline fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 575.000,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın malikinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin şahsi ve ailesinin tasarrufu ile alındığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan hakkın şahsi hak niteliğinde olduğu, davacının tapu iptali ve tescil talep edemeyeceği; davalının babasına ait işyerinin 20.06.2002 tarihinde satıldığı, aynı gün davalının hesabına 500.000,00 USD yattığı, hesaptan aynı gün 100.000,00 USD, 11.07.2002 tarihinde 200.000,00 USD ve 25.07.2002 tarihinde 200.000,00 USD çekildiği, hesapta para kalmadığı, davalının annesi adına 17.07.2002 tarihinde, davalının ablası adına 29.08.2002 tarihinden birer daire satın alındığı, tasfiye konusu taşınmazın 14.01.2003 tarihinde davalı adına satın alındığı, davalının babası adına iken satılan taşınmaz üzerine satış bedelinin bakiye kısmı için konulan ipoteğin 01.10.2002 tarihinde çekildiği, üçüncü kişi …’in hesabına 01.10.2002 tarihinde 270.000,00 USD yatırıldığı, bu hesaptan davalı ve ailesine para gönderilmediği, satıştan alınan 500.000,00 USD’nin de tasfiye konusu taşınmaz satın alınmadan önce tüketildiği, davalının edinilmiş mal karinesinin aksini ispatlayamadığı; davacının tapu iptali ve tescil talebi kabul edilemeyeceğinden terditli talebinin kabulü gerektiği, taşınmazın güncel değerinin yarısı üzerinde davacının katılma alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 575.000,00 TL katılma alacağının karar tarihinden başlamak üzere yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; tarafların Ağustos/2002 yılında evlendiklerini, taşınmazın 5 … sonra alındığını, taşınmazın müvekkilinin babasına ait işhanının satışından elde edilen para ile alındığı, işhanının resmi senede göre 70.000,00 TL peşinat ve 30.09.2002 vadeli 430.000,00 TL olmak üzere 500.000,00 TL’ye satıldığını, peşinat olarak alınan 70.000,00 TL’nin 500.000,00 USD olarak hesaba yatırıldığını, 270.000,00 USD’nin de 01.10.2002 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin annesi adına alınan taşınmazın 160.000,00 TL’ye (95.790,83 USD), müvekkilinin kardeşi adına alınan taşınmazın 142.500,00 TL’ye (87.336,99 USD), tasfiye konu taşınmazın 165.000,00 TL (98.935,93 USD) alındığını, taşınmazın ikame ilkesine göre kişisel mal olduğunu, hesaptan paranın çekilmiş olmasının tüketildiği anlamına gelmediğini, tanık beyanlarıyla da taşınmazın kişisel mal olduğunun ispatlandığını, davacının doğruyu söyleme yükümlüğüne aykırı davrandığını, gerekçenin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, hukuki güvenlik ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında işaret edilen ve gerekçeli kararlarda bulunması gereken ölçü ve özen ilkelerinin bulunmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tasfiyeye konu taşınmazın evlilik birliği içinde satın alındığı, davalının savunmasında belirttiği babasına ait işhanının 20.06.2002 tarihinde satıldığı, aynı gün davalının hesabına 500.000,00 USD yatırıldığı, hesaptan aynı gün 100.000,00 USD, 11.07.2002 tarihinde 200.000,00 USD ve 25.07.2002 tarihinde 200.000,00 USD çekildiği; davalının annesi adına 17.07.2002 tarihinde, davalının ablası adına 29.08.2002 tarihinden birer daire satın alındığı, tasfiye konusu taşınmazın 14.01.2003 tarihinde edinildiği tarih ile banka kayıtlarının örtüşmediği, en son hesap hareketi tarihi ile taşınmazın edinilmesi arasında geçen zaman zarfının, sözü edilen meblağdaki para için makul kabul edilemeyecek olduğu, davalı tarafından edinilmiş mal karinesinin aksinin ispatlanamadığı belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; tarafların Ağustos/2002 yılında evlendiklerini, taşınmazın 5 … sonra alındığını, taşınmazın müvekkilinin babasına ait işhanının satışından elde edilen para ile alındığı, işhanının satışının asıl amacının müvekkilinin yapacağı evliliğe ve kuracağı hayata maddî anlamda katkı sağlamak olduğunu, işhanının resmi senede göre 70.000,00 TL peşinat ve 30.09.2002 vadeli 430.000,00 TL olmak üzere 500.000,00 TL’ye satıldığını, peşinat olana alınan 70.000,00 TL’nin 500.000,00 USD olarak hesaba yatırıldığını, 270.000,00 USD’nin de 01.10.2002 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin annesi adına alınan taşınmazın 160.000,00 TL’ye (95.790,83 USD), müvekkilinin kardeşi adına alınan taşınmazın 142.500,00 TL’ye (87.336,99 USD), tasfiye konu taşınmazın 165.000,00 TL (98.935,93 USD) alındığını, taşınmazın ikame ilkesine göre kişisel mal olduğunu, hesaptan paranın çekilmiş olmasının tüketildiği anlamına gelmediğini, tanık beyanlarıyla da taşınmazın kişisel mal olduğunun ispatlandığını, davacının doğruyu söyleme yükümlüğüne aykırı davrandığını, gerekçenin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, hukuki güvenlik ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında işaret edilen ve gerekçeli kararlarda bulunması gereken ölçü ve özen ilkelerinin bulunmadığını belirterek hükmün bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmazın edinilmesinde davalının kişisel malının kullanılıp kullanılmadığı ve ispatı noktasında toplanmaktadır. Dava, tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde katılma alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 Hukuk Usulü Kanunu’nu (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 222 nci maddesi, 225 … maddesinin ikinci fıkrası, 227 nci maddesi, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 … maddesi, 232 nci maddesi, 235 … maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası; 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun (4722 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. 4721 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) ve (4) nolu alt bentlerinde, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri ile kişisel mallar yerine geçen değerlerin kişisel mal olduğunu düzenlenmiş; aynı Kanun’un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında da bir eşin bütün mallarının, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olduğu düzenlenmiştir.

2. Eşler, 16.08.2002 tarihinde evlenmiş, 19.07.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 27.06.2015 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (4721 sayılı Kanunu md. 225/2). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Kanunu md. 10, 4721 sayılı Kanun md. 202/1). Tasfiyeye konu 1545 ada 169 parsel 16 nolu mesken, ada 233 parselde 8 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 14.01.2003 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 sayılı Kanun md. 179).

3. Somut olayda, Mahkemece, davalının kişisel mal savunmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle taşınmazın edinilmiş mal olduğu kabul edilerek katılma alacağının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, davalının babasına ait işhanının 20.06.2002 tarihinde satış bedelinin bir kısmının peşin, kalan kısmının 30.09.2002 tarihine kadar ipotek konulmak şartıyla satıldığı, davalının babasının alacağının tamamını aldığını belirterek 01.10.2002 tarihinde lehine olan ipoteğin kaldırılmasını talep ettiği; davalının annesi adına 17.07.2002 tarihinde, kardeş adına 29.08.2002 tarihinde birer daire satın alındığı; davalının banka hesabına babasına ait işhanının satıldığı gün 500.000,00 USD yattığı, hesaptan 20.06.2002 tarihinde 100.000,00 USD, 05.07.2002 tarihinde 200.000,00 USD ve 25.07.2002 tarihinde de kalan 200.000,00 USD’nin çekildiği, davalının babasının işhanının satış parası olduğu anlaşılan 500.000,00 USD’nin tamamının davalının annesine ve kardeşine alınan taşınmazların edinilmesinde kullanılıp kullanılmadığı, bakiye miktar kalıp kalmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.

4. Her ne kadar tasfiyeye konu taşınmazın alındığı tarihte davalının hesabında mevcut para bulunmasa da, tasfiye konusu taşınmazın evlenme tarihinden kısa süre sonra edinildiği ve davalının babasının işhanının satışından elde edilen paranın miktarı göz önünde bulundurulduğunda, 500.000,00 USD’nin davalının annesine ve kardeşine alınan taşınmazların edinilmesinde kullanılan miktar dışında bakiye bir miktar bulunması halinde bu miktarın tasfiye konusu taşınmazın edinilmesinde kullanıldığının kabulü gerekir.

5. O halde, Mahkemece, davalının annesi ve kardeşi adına alınan taşınmazların edinme değerlerinin belirlenerek 500.000,00 USD’nin tamamının kullanılıp kullanılmadığı ve bakiye miktar kalıp kalmadığı araştırılarak bakiye bir miktar kaldığının tespit edilmesi halinde, bakiye miktarın tasfiye konusu taşınmazın edinme değerindeki oranı (kişisel mal/edinilmiş mal oranı) bulunarak sonucuna göre alacağın hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde yatırana iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.