YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/38965
KARAR NO : 2023/3560
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/89 E., 2021/306 K.
SUÇLAR : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, düzelterek onama
Sanık …’ın ilk hükmü süresinde temyiz etmediği ve lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlandığından hakkında bozma sonrası kurulan hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı belirlenmiştir.
Müştekinin 03.12.2012 tarihli duruşmada şahsi şikayetinin olmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında şikayetten vazgeçmekle kamu davasına katılma hakkının ortadan kalktığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği belirlenmiştir.
Sanıklar … ve … hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar … ve …’nun hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2013 tarihli ve 2012/315 Esas, 2013/107 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrası (j) bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca altı kere cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2013 tarihli ve 2012/315 Esas, 2013/107 Karar sayılı kararının sanıklar … ve … tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 02.02.2015 tarihli ve 2014/22322 Esas, 2015/1670″ Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçu yönünden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi; nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden sanıkların eylemlerinin zincirleme şekilde işlenen tek suç oluşturmasına rağmen altı ayrı mahkumiyet hükmü verilerek fazla ceza verilmesi ve kabule göre de hükmedilen cezalardaki uygulama hataları nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2015/89 Esas, 2021/306 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrası (j) ve (son) bendi, 43, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 208.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’in temyiz istemi; sahte kimlikleri düzenleyip kullananın ve bankalardan paraları çekenin kendisi olmaması, işlemediği suçlardan ceza verilmesi, dosya kapsamında atılı suçları işlediğine dair delil bulunmaması nedeniyle verilen mahkumiyet kararlarının bozulması talebine, ilişkindir.
2. Sanık …’nun temyiz istemi; suçlu olmamasına rağmen diğer kişilerin beyanıyla delil olmadan mahkumiyet hükümleri verilmiş olması ve elde edilen menfaat 37.500 TL olmasına rağmen bu miktarın çok üzerinde adli para cezasına hükmedilmesinin hukuka aykırı olması nedenleriyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
3. Sanık …’ın temyiz istemi; eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile kurulan hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
4. Müşteki … vekilinin temyiz istemi; takdiri indirim uygulanması, zincirleme suçtan hüküm kurulurken artırım oranının en alttan takdir edilmesi, ve müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedenleriyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların müştekilerin kimlik bilgilerini içeren sahte nüfus cüzdanlarını kullanmak suretiyle … Bank’ın 6 ayrı şubesinden toplam 37.550,00 TL kredi çekmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla dava açılmıştır.
2. Vefat eden sanık … … aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmiş, mahkemedeki savunmasında kendisinin sanıklardan …’ı tanıdığını, kendisinin durumunu eşinin hastalığını …’ın bildiğini, kendisini sanık … ve … ile tanıştırdığını, buluştuklarında kendisini … olarak tanıtan şahsın da orada olduğunu ve senin eşin ameliyattaymış, sana biz bu konuda yardımcı olacağız ancak senin bir fotoğrafın lazım birkaç kişide alacağım var, bana yardım edersen eşinin ameliyat sorununu çözeceğim dediğini kendisinin de fotoğraflarını verdiğini, sahte kimlikleri … olduğunu söyleyen şahsın getirdiğini bu kimliklerle kredi çektiğini, parayı da kendisini … olarak tanıtan şahsa verdiğini sanık …’in iki seferden sonra banka şubelerine gelmediğini, kendisinin … olarak bildiği şahsın huzurdaki sanık … olmadığını beyan etmiştir.
3. Sanık … mahkemedeki savunmasında, sanık …’ın sanık … …’i getirip tanıştırdığını, … … ile iki kere Bankaya gittiğini ilkinde kredi başvurusunda bulunmaya gittiklerini, ikincisinde Florya şubesinden para çekildiğini sonradan öğrendiğini bir daha kimseyi görmediğini, …’un …’tan bankadan para çekmek için adam istediğini, kendisinin …’ı … … ile tanıştırdığını … denen şahsın …’ye kimlik yaptığını, kendisinin altı kez para çekme işlemine katılmadığını, …’un kendisine 300, 500 TL para veririz dediğini ancak herhangi bir şekilde para vermediğini, …’un kendisini … olarak tanıştırmasını istediğini, huzurdaki sanığın … olmadığını beyan etmiştir
4. Sanık … mahkemedeki savunmasında sanıklardan sadece …’i tanıdığını diğerlerini tanımadığını …’in yanında bir süre muavin olarak çalıştığını, ufak tefek yanlışları olduğu için kavga ettiklerini kendisinin …’e bir yumruk attığını ve dişinin kırıldığını … olarak bahsettikleri şahsın soyadının … olduğunu, birçok dosya da kendisinin adını kullanarak bankadan kredi çektiğini beyan etmiştir
5. Sanık … mahkemedeki savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini iddianamede adı geçen diğer sanıkları ve müştekileri tanımadığını, kendisinin haftalık 200 TL’ye çalışan bir işçi olduğunu, 2004 yılında nüfus cüzdanını kaybettiğini, onun dışında anlatılan olaylarla hiçbir ilgisi olmadığını beyan etmiştir
6. Sanıklardan … ve … …’e soruşturma aşamasında diğer sanıkların fotoğraf üzerinden teşhislerinin yaptırıldığı görülmüştür.
7. Mahkemece, tüm sanıkların menfaat sağlamak konusunda fikir ve eylem birliği içerisinde oldukları ve tüm sanıkların suçu işleme kastı ile hareket ettiği kabul edilerek mahkumiyet kararları verilmiştir
IV. GEREKÇE
A. Müşteki … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Müştekinin 03.12.2012 tarihli duruşmada şahsi şikayetinin olmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında şikayetten vazgeçmekle kamu davasına katılma hakkının ortadan kalktığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği belirlenmiştir.
B Sanık …’ın Temyiz İstemi Yönünden
Sanık …’ın Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2013 tarihli ve 2012/315 Esas, 2013/107 Karar sayılı kararını süresinde temyiz etmediği ve lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlandığı anlaşılmakla; ilk hükmü süresinde temyiz etmeyen sanığın hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği belirlenmiştir.
C. Sanıklar … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 28.03.2013 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, hüküm tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olduğu halde yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
D.Sanıklar … ve … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2015/89 Esas, 2021/306 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, adli para cezasının ödenmemesi halinde kalan cezanın hapse çevrilmesine karar verilmesi dışında, bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. Müşteki … Vekilinin ve Sanık …’ın Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle müşteki … vekilinin 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 … maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, müşteki vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2020/39 Esas ve 2020/272 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sanık …’ın Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2013 tarihli ve 2012/315 Esas, 2013/107 Karar sayılı kararını süresinde temyiz etmediği ve lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlandığı anlaşılmakla; ilk hükmü süresinde temyiz etmeyen sanığın hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından, temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye …’ın karşı oyuyla, oy çokluğuyla; REDDİNE,
B. Sanıklar … ve … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (D) bendinde açıklanan nedenle Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2015/89 Esas, 2021/306 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği” ibaresinin çıkartılarak yerine “ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanunla değişik 106/3. maddesi gereğince infazı” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
C. Sanıklar … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Bakırky 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2015/89 Esas, 2021/1306 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.
Karşı Oy:
Sayın çoğunluğun sanık …’ın Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2013 tarih 2012/315 Esas 2013/107 karar sayılı kararını süresinde temyiz etmediği, lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlandığı, ilk hükmü süresinde temyiz etmeyen sanığın bozmanın sirayeti nedeniyle kurulan yeni hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin CMUK’ nin 317 maddesi uyarınca reddine ilişkin görüşüne katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
Öncelikle ilk hükmü temyiz etmeyen sanığın bozmanın sirayeti sonucu kurulan yeni hükmü temyizde hukuki yararının olmadığı kabulü ile temyiz isteminin reddine ilişkin Ceza Genel Kurulu ve özel dairelerin istikrar kazanmış uygulamalarının var olduğunun kabulü gereklidir.
Bizce Yargıtay içtihatları ile istikrar kazanmış bu uygulama gerek CMUK ve CMK mevzuatına ve gerekse hukukun genel ilkelerine uygun düşmemektedir. Kanunların yorumlanması ve içtihatlar akla, mantığa, hukukun genel ilkeleri ve hayat tecrübelerine uygun olduğu ölçüde bağlayıcı olmalıdır. Buna uygun bulunmayan yorum ve içtihatların istikrar kazanmış olsa bile hukuki güvenlik ve istikrar amacıyla uygulamaya devam edilmesi doğru olmayacaktır.
Bu düşünceden hareketle gerek 1412 sayılı CMUK’nin 326 ve gerekse CMK’nın 306 maddeleri sanık lehine bozulan hükümlerde bozma nedeninin hükmü temyiz etmeyen diğer sanıklara uygulanmasının olası olması durumunda bu sanıklarda temyiz isteminde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından yararlanır” hükmünü ihtiva ettiği nazardan uzak tutulmamalıdır.
Diğer taraftan temyiz kanun yolu kural olarak tüm hükümlere açık ancak istisna olarak temyiz edilemeyeceği kanunda belirtilen hükümler yönünden kesindir. İstisnalar içerisinde sayılmayan bir hükmün temyiz kanun yoluna tabi olmadığının belirtilmesi istisnaların yorum yoluyla ve erişim hakkını sınırlayacak biçimde genişletilmesi hukukun genel ilkelerine aykırıdır. Bozmanın sirayeti üzerine kanunda belirtilen istisnalar içerisinde yer almayan hükümlere karşı temyiz kanun yolunun açık olması gerekir. Zira bozmanın sirayeti sonucu kurulan hükümlerin temyizinin mümkün bulunmadığına ilişkin bir düzenleme söz konusu değildir.
Hal böyle olunca temyizi mümkün bulunmadığına ilişkin bir düzenleme bulunmayan hükümlerin kanunda yazılı temyiz edilemeyeceğine dair istisnalar içerisinde yer almayan bozmanın sirayeti sonucu kurulan hükümlerin hukuki yarardan bahsedilmek ve istisnanın genişletilmesi ve erişim hakkının sınırlanması sonucunu doğuracak biçimde temyizinin mümkün olmadığına ilişkin içtihatların hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun sanık …’ın temyiz isteminin reddine ilişkin görüşüne katılmak mümkün bulunmamıştır.