YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2008
KARAR NO : 2023/1409
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/160 E., 2016/150 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne
Taraflar arasındaki zilyetliğe dayalı tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1957 yılında ilân edilerek kesinleşen tesis kadastrosu, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca yapılıp 05.12.1985 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
2.Davacılar vekili dava dilekçesinde; … ili, …. ilçesi, …. Kasabası, … mevki, doğusu yol ve dere, kuzeyi … tarlası, batısı 137 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar, güneyi … mirasçıları tarlası ile çevrili yaklaşık 4.500 metrekarelik taşınmaza 8-10 senedir malik ve zilyet olduklarını, taşınmazın kendilerine babalarından kaldığını, zilyetliğin eklemeli 60-70 yıldır devam ettiğini, imar ve ihyanın tamamlandığını, sulama imkanlarının gelişmesi ile birlikte taşınmaza zeytin ve diğer muhtelif ağaçlar diktiklerini, taşınmazın orman olmadığını ve üçüncü kişi ve kurumlarla bir ilgisinin de bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu olan alanlardan olduğunu, zilyetlik koşulları ve imar ve ihya şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, imar planı içerisinde olan taşınmazların imar ihyaya konu olamayacağını, zilyetlik ile kazanım koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı … vekili; davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2016 tarih ve 2014/160 Esas, 2016/150 Karar sayılı kararı ile, … ili, … ilçesi, … Mahallesinde bulunan, bilirkişi kurulunun 20.08.2015 tarihli müşterek raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın, öncesinde davacıların murisine ait olduğu, uzun yıllardır kullanıldığı, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığı, davacılar ve murisleri tarafından malik sıfatıyla, nizasız fasılasız 20 yıl süreyle zilyet edildiği, bu sebeple olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı vekilinin yargılama sırasında davacı …’un veraset ilamında mirasçı olmaması sebebiyle bu davacı için davalarından feragat ettiğini beyan ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı …’un davasının feragat nedeniyle reddine, diğer davacıların davasının kabulü ile … ili, … ilçesi, … Mahallesinde bulunan bilirkişi kurulunun 20.08.2015 tarihli müşterek raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 4.258,34 metrekare taşınmazın davacılar adına Alanya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/834 Esas sayılı dosyasıyla verilen veraset ilamındaki miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılması sebebiyle zilyetlik ile mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazda imar ihyanın ne zaman başladığı ve zilyetlik süresinin hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile tespit edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taşınmazın fiili durumunu yansıtmadığını, davacıların imar ihyanın ne zaman başladığını ve ne şekilde yapıldığını ispatlayamadığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zilyetliğe davalı tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; orman bilirkişisinden aldırılan raporda, dava konusu taşınmaz bölümlerinin 1957 ve 1986 hava fotoğrafına göre açık alanda kaldığı belirtilmiş ise de, dosyada anılan hava fotoğrafları bulunmamakta olup, hava fotoğrafı ile zemin çakıştırması da yapılmadığından bu husus denetlenememektedir.
2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının tamamı ile yörede 6831 sayılı Kanun’a göre 1985 tarihinde yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunduğu anlaşıldığından, 1985 tarihinden sonraki hava fotoğraflarının tamamı ve varsa amenajman planı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ile yapılmış ise taşınmazın bulunduğu yöreye ilişkin imar planıyla ilgili tüm bilgi ve belgeler dosya arasına getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz bölümleriyle birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmaz bölümlerinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun), 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 Sayılı Kanun) ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 Sayılı Kanun)
karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümleri, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmaz bölümlerinin gerçek eğimleri klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmaz bölümlerinin üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hususlarını belirten, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
3. Ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın davacının kök murisi tarafından kendisine verilip verilmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümlerini sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmaz bölümlerinin evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 inci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; böylelikle, taşınmaz bölümlerinin dava tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kaldıklarının anlaşılması halinde imar planının onay tarihinden, aksi halde dava tarihinden önce davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.