Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/10762 E. 2023/19296 K. 01.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10762
KARAR NO : 2023/19296
KARAR TARİHİ : 01.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/37 E., 2015/933 K.
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma, ret

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, sanık …’ın yokluğunda verilen kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesi uyarınca tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adresine Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhi bulunan tebligatın bu adrese yapılmasında zorunluluk bulunduğu, buna karşın gerekçeli karara ilişkin sanığın MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, eski hale getirme talebinin ve öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanıklar hakkında ayrı ayrı görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci, üçüncü, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 51 inci maddesinin üçüncü ve altıncı fıkraları uyarınca ertelenmesi, 1 yıl süre ile denetim altına alınmasına,
2. Sanık … hakkında şikâyetçi B.B.’ye yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 51 inci maddesinin üçüncü ve altıncı fıkraları uyarınca ertelenmesine, 1 yıl süre ile denetim altına alınmasına,
3. Sanık … hakkında; şikâyetçiler M.K. ve S.A.’ya yönelik hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla aynı maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 51 inci maddesinin, üçüncü ve altıncı fıkraları uyarınca ertelenmesine, 1 yıl 3 ay süre ile denetim altına alınmasına, hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz isteğinin; kararın usule, yasaya, maddi gerçeklere ve hakkaniyete aykırı olduğu, vesaire ilişkindir.
Sanık …’ın temyiz isteğinin; savunmasının alınmadığı, yokluğunda yargılamanın yapıldığına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Telefoncular çarşısında faaliyet gösteren … ve …’nın işlettiği işyerine kaçak cep telefonu geleceğine ilişkin ihbar üzerine, …’nın polis memurlarını fark ederek kendilerine gelen koliyi kuryenin el arabasından alıp pasajın içine doğru kaçıp esnafların oturduğu çay ocağına girdiği, Polis memurlarından B.B.’nin de çay ocağına girdiği, bu sırada …’nın da çay ocağına gelerek “Bir paket kaçak telefona mı kaldınız, s… gidin dediği, diğer polis memurlarının da çay ocağına girdiğinde, her üç şüpheli ve orada bulunan diğer kişilerin arbede çıkardıkları, polis memurlarını itip kaktıkları, bu arbededen yararlanan …’nın koliyi …’nın elinden alıp kaçtığı, …’nın takiple yakalandığında koliyi vermek istemediği, o sırada yanında olan polis memurları M.K. ve S.A’ya hitaben “ kargo kolisini vermiyorum, bir kargo kolisine mi kaldınız, s… gidin”, ” bunlar kim a… koyarım..” dediği şikâyetçileri elleriyle ittirerek mukavemet ettiği, …’nın şikâyetçi S.A.’nın elindeki silahını almak için onun bileğinden tuttuğu, bu sırada şüphelilerden …’ın silahını beline takmaya çalışan polis memuru S.A.’nın arkasından boğazına sarıldığı ve kolundan tutarak görevini yapmasını engellediği, olay nedeniyle polis memurlarının basit tıbbi müdahale ile iyileşir şekilde yaralandıkları iddialarıyla haklarında açılan davada sanıkların atılı suçları işlediği Mahkemece kabul olunmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … ve Sanıklar … ve … Müdafiinin Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçuna Yönelik Temyiz Sebeplerinin İncelenmesinde
1.Şikayetçilerin beyanı, olay tutanağı, doktor raporları, ile anlaşılacağı üzere sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde, Mahkemenin delilleri takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Görevi yaptırmamak için direnme suçuna yönelik sair yönlerden yapılan incelemede; sanıklara yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülükleri bulunan sanık … hakkında,5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uygulanmamış ve daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkûmiyeti bulunan sanık … hakkında aynı Kanun’un 51 inci maddesine göre erteleme hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmemiş, sanıkların direnme eylemlerini birden fazla görevliye karşı işlemesine karşın, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uygulanmamış ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından, sanık … ve sanıklar … ve … müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B.Sanık … Müdafiinin Hakaret Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Sebeplerinin İncelenmesinde
1.Şikâyetçilerin beyanı ile olay tutanağından anlaşılacağı üzere sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde, Mahkemenin delilleri takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Hakaret suçuna yönelik sair yönlerden yapılan incelemede; vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın anılan Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın şikâyetçi B.B.’ye hakaret ettikten kısa bir süre sonra şikâyetçiler M.K. ve S.A.’ya hakarette bulunduğunun anlaşılması karşısında, aynı olayın devamı kapsamında aynı yer ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen hakaret suçunun, hukuken tek bir fiille gerçekleştirildiği, sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanıklar Hakkında Görevi Yaptırmamak için Direnme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık … ve sanıklar … ve … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Sanık … Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2023 tarihinde karar verildi.