Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5786 E. 2023/1357 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5786
KARAR NO : 2023/1357
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/480 Esas, 2021/520 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/303 E., 2017/938 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. …. ile Av. … ile davalı …Denizcilik vekilleri Av. … ile Av. … ….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında müvekkilinin dağıtıcı, davalının imalatçı tayin edildiği 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede müvekkilinin Türkiye Bölgesinde münhasır tek yetkili satıcı olarak yetkilendirildiğini, buna göre bölgede imalatçının motorlu yat ürünlerini yalnızca davacının tespit ve tayin edeceği nihai alıcılara satmak üzere üreteceğini, davacının da bu ürünleri nihai alıcılara satacağını, davalıya doğrudan bir talep gelse bile imalatçının bunu müvekkiline yönlendirmesi gerektiğini, davalının 2020 yılı liste fiyatları üzerinden ürün modeline göre %20, %23, %25 indirim yapmayı kabul ettiğini, münhasırlığı ihlal edip Türkiye’deki alıcılara doğrudan satış yaptığı halde davalının 07.04.2011 tarihli ihtarı ile sözleşmeyi asgari hedeflere ulaşılamadığı yönündeki gerçeğe aykırı gerekçelerle feshettiğini, oysa tek bir satışla bile müvekkilinin hedefi tutturduğunu, bir Türk alıcı olan “Plastech International” firmasına satışı sürecinde müvekkilinin birebir yer aldığını, işbu satış kapsamında davacıya 87.500 euro bayi komisyonu ödeneceği kararlaştırıldığı halde bu ödemenin de yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması halinde davacının 175.000 euro distribütörlük geliri kazanacağını, ancak davalının hakim konumunu kullandığını, sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkilinin tek satıcılık gelirinin sadece bu satış bakımından acentelerin elde ettiği provizyon (komisyon) gelirine dönüştüğünü, 05.05.2010 tarihli bu satışın davacının asgari sipariş yükümüne dahil olduğunu, davacının halen distribütörlüğünün devam ettiği dönemde tayin ve tespit ettiği ve Türk firması olan Genel Denizcilik A.Ş.’ye davalının haber vermeden 22.10.2010 tarihinde münhasırlığı ihlal edip doğrudan yine ihraç eder gibi tekne sattığını, ancak sözleşmenin uygulanması halinde bu teknenin de önce davalının müvekkiline, davacının da alıcıya satacağını, ancak davalının bu sözleşmeyi davacıya tanıdığı indirimin çok altında bir bedelle doğrudan sattığını, davacının 1.200.000 euro zarara uğradığını, bu iki satıştan uğranılan zararın 1.287.500 euro’ya ulaştığını, yine davalının 21.07.2010 tarihinde Viko Yachting Limited firmasına “…78 Fly” model tekneyi öncelikle %23 indirimi ile müvekkiline satması gerekirken münhasırlığın ihlal edilip doğrudan satış yaptığını, bu işten davacının 547.400 euro kâr kaybettiğini, yine “…HT 78” modelindeki teknenin münhasırlık ihlal edilerek 1.500.000 euro’ya HMG 05 L.L.C’ye satıldığını, davacının bu işten de 501.400 euro zarar gördüğünü, bu kapsamdaki toplam zararın 2.336.300 euro’ya denk geldiğini, müvekkilinin distribütörlük sözleşmesini ifa adına ofis kiraladığını, çeşitli reklam giderleri yaptığını, erken fesih sebebiyle bu yatırım ve harcamalar nedeniyle zarar gördüğünü, haksız erken fesih sebebiyle müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek tespit edilen satışlar sebebiyle şimdilik 5.000 euro fiili kâr kaybının, henüz tespit edilmeyen, davalının defter ve kayıtları incelenerek bulunacak, doğrudan yapılan satışlar sebebiyle uğranılan fiili kâr kaybından 1.000 euro’nun, 5.000,00 TL yatırım maliyetinin, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 25.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 27.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile davalının münhasırlık hükmüne aykırı olarak doğrudan gerçekleştirdiği satışlar neticesinde müvekkilinin mahrum kaldığı kâr kaybının 2.493.550 euro olarak tespitini, fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydı ile tespit edilen zararın şimdilik 1.200.000 euro tutarındaki kısmının 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.01.2010 tarihinde 3 yıl süreli tek satıcılık sözleşmesinin aktedildiğini, davacının asgari satış hedefini tutturamadığından ve diğer bir kısım yükümlülükleri yerine getirmediğinden müvekkilinin 07.04.2011 tarihinde tek taraflı ve haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, davacının 2.5 Milyon euro ürünü kendi nam ve hesabına alması gerekirken 10.01.2010 ila 10.02.2011 tarihleri arasında herhangi bir alım yapmadığını, dava dilekçesinde belirtilen satışların tamamının Türkiye dışına gerçekleştirildiğini, ihracat satışlı bu teknelerin hiçbirine Türk Bayrağı çekilmediğini, davacının bu satışlarda kendi nam ve hesabına işlem yapmadığını, sadece Plastech satışında aracılık yapan davacıya komisyon ödendiğini, bu satışın sözleşme kapsamı dışında kaldığını, davacının kendi nam ve hesabına hareket etmediğini, davacının komisyonu müşteriden tahsil ettiğini, fesih haklı olduğundan müvekkilinin denkleştirme tazminatı, yatırım bedeli veya her ne isim altında olursa olsun bir ödeme yükümünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Plastech International ile ilgili satış yönünden davacı komisyon ücreti olarak bir miktar aldığını, HMG 05 firması ile ilgili satışın yurt içi satışı olduğunu ispatlayamadıklarını belirterek bir nevi bu taleplerinden vazgeçtiği, diğer dört adet satış incelendiğinde ise, üçüncü bilirkişi heyeti tarafından birinci ek raporda da vurgulandığı üzere sunulan mailler incelendiğinde, 78-6 Viko, Fly 55-18 Sopistica Yachting, Fly 78-5 Doruk Company satışlarının davacı ile davalı arasında imzalanan 2010 tarihli sözleşmeden önce 2009 yılında yapıldığı, bu satışlarla ilgili davalının münhasırlığı ihlal ettiği hususunun doğru olmadığı, 102-Rph Genel Denizcilik- …-Nuway satışı yönünden ise, teknenin 2009 yılından dava dışı kişiye satıldığı, 2009 yılında alıcının vefat etmesi üzerine Genel Denizcilik – …’e geçtiği, …’in yurt dışı kaynaklı firma olduğu, ihraç kayıtlı olarak bu alıcıya satılıp ihraç edildiği, kaldı ki ikinci ek raporda belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan sözleşme 3.5 inci maddesi gereğince de davacının bu satış yönünde de talepte bulunamayacağı, davalının sözleşmenin feshinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11.05.2010 tarihli satışın Genel Denizcilik A.Ş.’ye yapıldığını, müşteri kabul protokolünde bu hususun belirtildiğini, yöneticilerinin alıcı görünen … ile aynı olduğunu, yine adres ve faaliyet merkezlerinin aynılık taşıdığını, …’in imza yetkilisinin davacının ortağının sınıf arkadaşı olduğunu, satışın Türkiye bölgesinde gerçekleştiğini, satışı yapan görünen ve bayi olduğu söylenen yurt dışı şirketinin de davalıya ait olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme döneminde gerçekleşen bu satışın tek başına limiti karşıladığını, davalının bu şekildeki doğrudan satışının tek satıcılık sözleşmesinin ihlali niteliği taşıdığını, feshin haksızlığını ve müvekkilinin kâr payına hak kazandığını ortaya koyduğunu, davalının savunmalarını genişlettiğini, raporu hükme esas alınan bilirkişilerin bu hususa dikkat etmeksizin rapor sunduklarını, kararın gerekçelendirilmediğini, gerekçenin kararın kendisini çürüttüğünü, davalının hiçbir teknesini yurt içine satmadığını, dilekçelerinde belirttikleri 6 adet teknenin tamamının tek satıcılık sözleşmesi imzalandıktan satıldığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sophistica Yachting Ltd. Şti. satışıyla ilgili olarak dosyaya sunulan satış sözleşmesi incelendiğinde, FLY 55-18 kodlu teknenin, …Tic. Ltd. Şti. tarafından Sophistica Yachting Ltd. Şti.’ne satılmasına ilişkin 18.06.2009 tarihli sözleşme olduğu, satışın tek satıcılık sözleşmesinin imzalandığı 10.01.2010 tarihinden öncesinde gerçekleştiği, davalının, doğrudan alıcıya satış yaparak münhasır tek satıcılık sözleşmesini ihlal ettiğinin kabul edilmeyeceği, faturanın, sözleşmenin yapılması ile değil, ifası ile ilgili bir belge olduğu, dolayısıyla satış sözleşmesinin fatura tarihinde yapıldığına da delil teşkil etmeyeceği, Doruk Company Ltd.’ye satılan teknenin satışına ilişkin sözleşmenin FLY 78-5 kodlu teknenin, …Tic. Ltd. Şti. tarafından Doruk Company Ltd.’ye satılmasına ilişkin 19.11.2009 tarihli sözleşme olduğu, satışın tek satıcılık sözleşmesinin imzalandığı 10.01.2010 tarihinden öncesinde gerçekleştiği, açıklamaların bu satış için de geçerli olduğu, dolayısıyla bu satış nedeniyle davacının sözleşmeye dayanarak komisyon alacağından kaynaklı kâr mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı, Viko Yachting Ltd.’ye satılan FLY 78-6 kodlu teknenin satışına dair yazılı sözleşme bulunmadığı gibi, sözleşme öncesi icap kabul aşamasına ilişkin herhangi bir delilin de sunulmadığı, Vergi Tekniği Raporu’ başlıklı raporda, dava konusu teknelerin imalat ve inşaa tarihlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğu, bu raporda Viko Yachting Ltd.’ye satılan teknenin imaline 2008 yılında başlanıp imalatın 2010 yılı Haziran ayında bitirildiğinin tespit edildiği, Ekim-Aralık 2009 dönemine ait alıcı-satıcı arasındaki mail yazışmalarında teknenin imal ve inşasına ilişkin detayların konuşulduğu, bu yazışmaların, vergi denetim raporunda belirtilen tarihleri doğruladığı, söz konusu satışa ilişkin faturanın 21.07.2010 tarihli olmasının yine yukarıda belirtildiği üzere, sözleşmenin ifa aşamasına ilişkin olduğu, henüz alıcısının belirli olmadığı bir dönemde üretime başlanmasının ticari hayatın gereklerine ve hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, tek satıcılık sözleşmesini ihlal ettiğinin kabul edilmeyeceği, zira satışın, davanın tarafları arasındaki sözleşmesel hak ve yükümlülüklerin henüz doğmadığı bir dönemde yapıldığı, … Ltd.’ye satılan RPH 102-3 kodlu teknenin satışı için 22.10.2010 tarihli fatura ile, davalı tarafından paravan şirket üzerinden … Ltd’ye satıldığının iddia edildiği, 07.10.2010 tarihli müşteri kabul tutanağı ve 22.10.2010 tarihli teslim tutanağına delil olarak dayanıldığı, bu tekneyle ilgili olarak vergi denetim raporunda teknenin imal ve inşasına Nisan 2008 yılında başlandığı, imalatın Haziran 2010 yılında bitirildiği tespitine yer verildiği, davacının delil olarak dayandığı fatura, müşteri kabul formu ve teslim tutanaklarının sözleşmenin ifa aşamasına ilişkin olduğu, sipariş üzerine davalı tarafça imalata başlandığı, imalat başlangıç tarihi tek satıcılık sözleşmesinin kurulduğu 10.01.2010 tarihten önce olduğuna göre, satış sözleşmesinin de tek satıcılık sözleşmesinden önce kurulduğu, 15.07.2015 tarihli bilirkişi raporu ve ihracat beyannamelerine göre teknelerin imalatında kullanılan malzemenin 2009 yılında dahilde işleme rejimi ile ithal edilmiş olmasının bu hususu doğruladığı, her ne kadar bu satışla ilgili olarak 22.10.2010 tarihli teslim tutanağında, 11.05.2010 tarihli satış sözleşmesinden bahsedilmiş ise de, taraflarca ibraz edilmiş böyle bir sözleşmeye dosyada rastlanmadığı, bu kapsamda teslim protokolünün içeriğini doğrulayacak başkaca bir bilgi, belge ve delilin de bulunmadığı, davalının, imal ettiği tekneleri, aralarındaki sözleşme uyarınca davacıya Türkiye bölgesinde münhasır satış yetkisi vermiş olmasına rağmen, sözleşme süresi içerisinde doğruda alıcıya satmak suretiyle sözleşmeyi ihlal ederek davacının kâr mahrumiyetine sebep olduğu yönündeki iddiayı ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının ispat yükünü yerine getiremediği, fatura ve müşteri kabul-teslim tutanakları sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğundan bu belgelerin sözleşmenin kurulduğu tarih bakımından ispata yeterli olmadığı, dava konusu satışların sözleşme öncesi satışlar olduğu, bu nedenle satışların yurt dışı satış olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmadığı, dolayısıyla davacının tek satıcı olarak sözleşmede kararlaştırılan yıllık 2.500.000 euro sipariş, alım taahhüdünü yerine getirdiğinin de ispatlanamadığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, sözleşme süresi içerisinde davacının faaliyetleriyle Türkiye bölgesinde yapıldığı iddia edilen satışların sözleşme süresi içerisinde yapıldığının ispatlanamamış olması nedeniyle davacının kâr mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Baraka” teknesinin taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin imzalanmasından sonra 11.05.2010 tarihinde … Ltd.’ye satıldığının davalının imzasını içeren 22.10.2010 tarihli teslim tutanağında yazıldığını, davalının elindeki sözleşmeyi dosyaya sunmadığını, sözleşmenin tam metninin dosyada bulunmamasının konuyla ilgili olmadığını, önceki alıcının vazgeçmesi üzerine boşta kalan “Baraka” teknesinin satışıyla ilgili tüm görüşme ve pazarlıkların müvekkilince gerçekleştirildiğini, bu teknenin ortakları ve yöneticileri Türk olan şirkete satıldığını, davalının müvekkilini devreden çıkarıp satışı doğrudan kendisinin gerçekleştirdiğini, … Ltd.’nin imza yetkilisinin müvekkilinin yetkilisinin arkadaşı olduğunu, sadece bu satışın tutarı ile bile müvekkilinin hedefi tutturduğunu, varsayımlara dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, vergi raporlarının satışların 2008- 2009 yıllarında yapıldığını kanıtlamadığını, adi sözleşmelere itibar edilemeyeceğini, müşterinin davalı yanca bulunduğunun kabulü halinde dahi doğrudan satış hakkı olmadığından münhasır satıcılık yetkisinin ihlal edildiğini, … Ltd. bir Malta şirket olarak görünse de teknenin satışı için pazarlık ve hazırlıkların Türkiye’de yürütüldüğünü, satış, devir, teslim sözleşmesinin yurt içinde imzalandığını, müşteri kabul formunda dahi Genel Denizcilik ismine yer verildiğini, bayi olduğu iddia edilen Nuway Yachting Ltd.’nin yöneticiliğinin de davalının yöneticisi tarafından yapıldığını, davalının süresinden sonra sunduğu delilleri itibar edilemeyeceğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 145 inci maddesine aykırı karar verildiğini, Viko Yachting Ltd., Sophistica Yachting, Doruk Company satışlarının da taraflar arasındaki sözleşme tarihinden önce yapıldığı tespitlerinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tek satıcılık sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı, diğer satışların yanı sıra … Ltd.’ye yapılan tekne satışının da tek satıcılık sözleşmesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde 102-RPH kodlu bu teknenin 2009 yılından önce dava dışı kişiye satıldığı, bu satışın akim kalması üzerine bu kez Genel Denizcilik- …’e geçtiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5 inci maddesi uyarınca davacının bu satış yönünden talepte bulunamayacağı kabul edilmiş, karara karşı sadece davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

3.Anılan teknenin öncelikle davalı şirket tarafından …Ticaret Ltd. Şti.’ne, ardından sırasıyla Nuway Yachting Ltd.’ye ve … Ltd.’ye satıldığına dair faturalar dosyaya sunulmuş, 07.10.2010 tarihli müşteri kabul formunda müşteri adı Genel Denizcilik … şeklinde gösterilmiş, 22.10.2010 tarihli Teslim ve Kabul Protokolünde ise satıcı ve alıcılar arasındaki 11.05.2010 tarihli satış sözleşmesinin koşul ve şartlarına tabi olarak teslimin gerçekleştirileceğinin ilan olunduğu belirtilmiştir. Her ne kadar 11.05.2010 tarihli sözleşme dosyaya sunulmamışsa da sözleşme tarihinin taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemi içerdiği anlaşılmaktadır.

4. Taraflar arasındaki Dağıtım Anlaşması başlıklı sözleşmenin 3.5 inci maddesinde imalatçının dünya çapında imalatçının şirketinin herhangi bir yönetim kurulu üyesine doğrudan satış yapmasına izin verildiği, dağıtıcının herhangi bir tazminat için yetkilendirilmediği kararlaştırılmışsa da dava konusu satış doğrudan bir yönetim kurulu üyesine yapılmadığından belirtilen hükmün somut olaya uygulanması yerinde görülmemiştir.

5. İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere 102-RPH kodlu ürünün daha önceki müşterisine satışının akim kalması nedeniyle ürünün teknenin imal ve inşasına başlama tarihinin satış aktinin kurulduğu tarih olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Davalının satıcı sıfatıyla taraf olduğu 22.10.2010 tarihli Teslim ve Kabul Protokolünde açıkça 11.05.2010 tarihli satış sözleşmesine atıf yapılmış, bu satış sözleşmesi dosyaya sunulmamış olup satışın taraflar arasında sözleşmenin yürürlükte bulunduğu dönemde yapıldığının kabulü gerekir.

6. Bu sebeple müşteri kabul formunda müşteri adı Genel Denizcilik … şeklinde belirtilen dava konusu satışın davacının münhasır satıcılık hakkını ihlal ettiğinin, dolayısıyla davalının sözleşmeyi haksız feshettiğinin kabulü ile davacının alacak istemi yönünden tarafların iddia ve savunmaları ile sözleşme hükümlerinin bütün olarak değerlendirilip ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.