YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1203
KARAR NO : 2023/1370
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/287 Esas, 2022/1556 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/528 E., 2021/934 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … Sicil Müdürlüğü tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Sicil Müdürlüğü tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin müvekkili bankadan kullandığı kredilerin hesap kat ihtarına rağmen ödenmemesi üzerine borçlu şirket hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler başlatıldığını, rehnin konusu araçların bir kısmının satışının yapıldığını ancak bir aracın satışının sağlanamadığını ve takibin hali hazırda derdest olduğunu, takip kapsamında borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin adresine ödeme emri tebliğ edilemediğini, Ankara 3. İcra Müdürlüğünce borçlu şirketin terkin olarak görülmesi nedeniyle şirketin ihyasının gerektiğinden talebin reddedildiğini, ticaret sicilinden resen terkin edilerek, taraf ehliyetini ve tüzel kişiliğini kaybeden borçlu şirket açısından takibin kesinleştirmesi ve icra takip işlemlerine devam edilmesinin mümkün olmadığını, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı işlemi sonucu borçlu şirketin müvekkili bankaya borcu bulunmasına rağmen tüzel kişiliğinin sona erdirildiğini, tüzel kişiliğinin ihyası için kanunda her ne kadar 5 yıl içerisinde ihya davasını açılabileceği belirtilmişse de borçlu şirketin mal varlığının terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde hazineye intikal edecek olması ve bu durumda dava dışı borçlu şirketten alacağı bulunan müvekkili bankanın hak kaybına uğrayacak olması nedeniyle müvekkili bankanın, terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde ihya davasını ikame edebileceği, dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin ticaret sicilinden re’sen terkin edilmesi işlemi nedeniyle zarar gören müvekkili banka için haklı nedenler bulunduğunu ileri sürerek borçlu şirketin müvekkili banka açısından ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, Müdürlüğün, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanunun 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicil kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği gibi, davalı … Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirketin oda kaydından re’sen terkin edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ihya sebebine göre tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Sicil Müdürlüğü temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki hükme aykırı bir biçimde İlk Derece Mahkemesince 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından ihyası istenen şirkete ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini; ancak ihtarın taşınmış kaydı ile iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, şirketin adres değişikliğine ilişkin tescil zorunluluğunu yerine getirmediğini, basiretli tacir gibi davranmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından temsilcisi olduğu Kurumun işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, İlk Derece Mahkemesince ihya kararı Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/9390 E. sayılı icra takip dosyası ile sınırlı vermesine rağmen 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilip şirkete tasfiye memuru atanmadığını, terkinin mevzuat hükümlerine uygun gerçekleştirildiğini, davalı Kurum yasal hasım konumunda olduğundan aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin sicilden re’sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 16.09.2021 tarihinde açıldığı, ne var ki terkin işlemi 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun gözetilmediği, münfesih şirketin 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’na (5174 sayılı Kanun) göre odadan kaydının silinmesi sebebi ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca re’sen ticaret sicil kaydının silindiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re’sen terkininin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin de aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde görüldüğü; ancak İlk Derece Mahkemesince, şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı … Sicil Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, resen terkin edilen şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, ticaret siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Sicil Müdürlüğü temsilcisi temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup ihya davasının süresinde açılıp açılmadığı ve davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulmayacağı uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddenin birinci fıkrasının h bendi, 115 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Sicil Müdürlüğü’nün temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.