Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7983 E. 2023/1704 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7983
KARAR NO : 2023/1704
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1546 Esas, 2021/711 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/308 E., 2019/146 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı aleyhine dört adet fatura alacağına dayalı olarak İskenderun 1. İcra Müdürlüğünün 2015/3555 E. sayılı dosyasında davalı aleyhine başlatılan icra takibinde davalının davalının borca ve yetkiye itirazının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, takip konusu faturalar davacı ve davalı defterlerine işlendiğini, davalının itirazının iyi niyetli olmadığını ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, takip konusu faturaların kapalı fatura olduğunu, bedellerinin ödendiğinin kabulü gerektiğini, taraflar arasındaki inşaat malzemeleri alım satımında ticari teamül gereği malzemelerin bilahare faturadan sonra gönderildiğini, bu malzemelerin 3-4 tır ile taşınabileceğini, malların teslimine dair teslim alan kısmının boş olduğunu, davacının malları hangi tarihte hangi araçlarla gönderdiğini ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesinde de zaten malların teslim edildiğine dair bir iddianın yer almadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafın 2014 yılı ticari defterleri defterlerine göre davalı taraftan takip konusu faturalar dahil 726.583,30 TL alacaklı olduğu, ancak sadece 178.062,31 TL olan faturaların takibe konu edildiği, davalı tarafın 2014 yılı ticari defterlerinde sadece icraya konu edilen faturaların kayıtlı olduğu, bu faturalar ile ilgili olarak davalı tarafça iade faturası düzenlenerek borç alacak ilişkisinin davalı tarafından sonlandırıldığı, iade faturalarının davacının 2015 yılı defter kayıtlarına alınmadığı, bu iade faturalarının veya içeriği malların davacı tarafa teslimine ilişkin belge bulunmadığı, iade niteliğindeki faturaların teslim külfetinin davalıda olduğu, iadeye ilişkin fatura dışında belge bulunmadığından davalı tarafın davacı tarafa 178.062,31 TL borçlu olacağı, fatura tarihini takip eden 30 uncu gün faiz başlangıç tarihi kabul edildiğinde takibe kadar 6.957,84 TL işlemiş faiz bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, takip konusu faturaların her iki taraf ticari defterlerine işlendiği, davalı tarafça düzenlenen iade faturalarının sadece davalının 2015 yılı defterlerine kaydolduğu davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafça düzenlenen iade faturalarının BA/BS formlarda yer almadığı, davalı tarafın yemin deliline dayanması nedeni ile 05.12.2018 tarihli celsede davacı şirket adına yetkili kılınan…’in davaya ve İskenderun 1. İcra Müdürlüğünün 2015/3555 E. sayılı icra takibine konu 16.10.2014 tarih ve 024349, 25.10.2014 tarih ve 024442, 024443, 024444 numaralı faturaların içeriğinde belirtilen malları davalı Saraç İnş. Teks. Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti.ne gönderdiğine ve teslim ettiğine yemin ettiği, dava konusu uyuşmazlıkta iade faturalarına konu malların teslim alınmadığı hususunun ispat yükünün davalıda olduğu, kesin delil mahiyetindeki yemin karşısında malların teslim alınmadığı ve bu sebeple borçlu olunmadığı konusundaki maddi vakıaların davalı tarafça ispatlanamadığı, asıl alacak miktarının likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne İskenderun 1. İcra Müdürlüğünün 2015/3555 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın 178.062,31 TL asıl alacak, 6.957,84 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak miktarı üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yeminin usulüne uygun olarak yaptırılmadığını, davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirkete herhangi bir mal teslimi yapmadığını ancak yaptığına ilişkin yemin ettiğini, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, yargılamanın aksi yönde cereyan ettiğini, davanın kısmen kabulüne karar verildiği icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacı tarafından düzenlenen ve takibe konu edilen dört adet faturayı alıp defterine işlediği ve vergi dairesine bildirdiği, faturanın alınıp ticari defterlere işlenmesi ve vergi dairesine bildirilmesinin malların teslim alındığına karine olduğu, davalının bu karinenin aksini yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğu, her ne kadar davalı davacıya dört adet iade faturası düzenlediğini iddia etmişse de iade faturası örnekleri dosyaya sunulmadığı gibi iade faturalarının vergi dairesine de bildirilmediği ve iade faturalarının davacıya gönderildiğinin de ispat edilemediği ayrıca davacı defterlerinde de iade faturalarına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, İlk Derece Mahkemesince ispat yükü kendisine geçen davalının dayandığı delillerle takibe konu faturalardan dolayı davacıya borçlu olmadığını yazılı delillerle ispat edememesi sebebiyle davalıya yemin delilini hatırlatması doğru olduğu gibi davalı tarafından teklif edilen yeminin davacı şirket temsilcisi tarafından eda edilmesi üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu, her ne kadar davalı yeminin usulüne uygun yaptırılmadığını iddia etse de davacı temsilcisinin taraflar arasındaki ihtilafa (malların teslim edilip edilmediği) uygun olarak malların davalı şirkete teslim edildiği konusunda yemin ettiği, bunun dışında malların hangi nakliye yöntemleri ile nerede ve nasıl teslim edildiğine ilişkin hususların ihtilafın çözümüne bir etkisi bulunmadığından davalının yeminin usulüne uygun olmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, alacak faturalara dayalı olup likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yeminin usulüne uygun icra ettirilmediğini, şekli olarak yemin ettirilip yemin tahtınsa sormak istenilen hususların sordurulmadığını, bu hali ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 233 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 237 nci maddesinde yer alan düzenlemelere riayet edilmediğini, takip konusu fatura içeriğindeki malların davalıya tesliminin davacı tarafça ispatı gerekirken belgeler üzerinden hatalı değerledirme ile davalının kabulüne karar verildiğini, davanın kısmen kabulüne karar verildiği yani alacak miktarı yargılamayı gerektirdiği halde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı odluğunu belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturaya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık takip konusu faturaya konu malların teslim edilip edilmediğinin ispatının hangi tarafa ait olduğu hususundadır.

2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi

2.6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesi

3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 207 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,

492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,

1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”

2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.