YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10631
KARAR NO : 2023/1363
KARAR TARİHİ : 17.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 02.07.2021
SAYISI : 2019/1250 E., 2021/1124 K.
…
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/333 E., 2019/79 K.
Taraflar arasındaki 3201 sayılı Kanun Kapsamında borçlanılarak elde dilen hizmetlerin geçtiği ilgili yıllara mal edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davalı … Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yurt dışı çalışanı olarak 3201 sayılı Kanun gereği borçlanma yaparak emekli olduğunu, hizmet başlangıç tarihinin 1989 yılı olduğunu, maaş bağlama işleminde 2000 yılından sonraki dönemin dikkate alındığını, 1989 yılı başlangıç yılı esas alınarak yeniden hesaplanarak alması gereken maaşın tespitini ve bulunan miktar üzerinden ödenmesini, geriye dönük eksik ödenen ödemelerin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, aylığında da katsayının yanlış uygunlandığını, maaşın düşük çıktığından yeniden hesaplama yapılarak maaşın belirlenmesini talep etmiş ve 23.01.2019 tarihli dilekçesi ile talebini 21.340,16 TL olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığını belirtmiş, davacı hakkında kurumca borçlanılan sürelerin zaten davacı lehine mal edilmiş olduğunu buna göre bağlanan aylığında da herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamından ve itibar edilen bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere; davacının talebinin davalı kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığının eksik hesaplandığından bahisle emekli maaşının düzeltilmesi olduğu, davalı kurumca borçlanma sürelerini ödeme tarihinden geriye giderek 06.12.1991-17.09.1996 ve 11.06.2001-04.05.2011 tarihleri arasına mal ederek aylık hesabına dahil edildiği, davacının ise yurt dışındaki çalışmalarının başladığı 20.01.1974 tarihinden başlayarak mal edilmesini talep ettiği, davacının borçlanma talep yazısında borçlanma sürelerine ilişkin olarak herhangi bir tarih belirtilmediği, yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunda ve mülga 506 sayılı Kanunda kısmi borçlanma halinde borçlanılan sürelerin hangi yıllara mal edileceğine dair hüküm bulunmamakla birlikte yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince de kısmi borçlanma halinde, yaşlılık aylığı tutarının sigortalının borçlandığı döneme göre farklılık arz etmesi nedeni ile Kurumun sigortalıyı bu yönde bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile, aksi yönde sigortalı lehine uygulama yapılmasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığı da gözetilerek borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi ve sigortalının talebine göre ilgili aylara mal edilmesi gerektiği kabul edilerek , davanın kabulüne, davacının yaşlılık aylığının dava tarihi 20.07.2017 tarihi itibari ile 1.463,76 TL olduğunun tespitine, 20.09.2016 tarihi itibari ile birikmiş aylık farkı 16.688,63 TL ek ödeme farklı 667,55 TL toplam 17.356,18 TL olduğunun tespitine, 20.07.2017 tarihi itibari ile eksik ödenen aylık farkının 3.830,75 TL eksik ödenen ek ödeme farkı 153,23 TL olmak üzere toplam 3.983,98 TL olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre kurum işlemlerinde herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki bilgi ve belgelerin tetkikinde; davacının 20.01.1974-04.05.2011 tarihleri arasında yurt dışı hizmetinin bulunduğu, davacının 3201 sayılı Kanuna göre aylık talebinde bulunanlara mahsus beyan ve taahhütname ile 21.06.2012 tarihinde yurt dışı hizmet borçlanma talebinde bulunduğu, yurt dışı hizmet borçlanma talep formunda borçlanma istediği süre olarak yurt dışı hizmetlerinin tamamının işaretlendiği ayrıca bir süre belirtilmediği, kurum tarafından borçlanma talebinin kabul edildiği, davacının yurt dışı borçlanma ödeme tutarı olarak 50.000,00 TL 12.09.2012 tarihinde Ziraat Bankasına yatırdığı, davacının borçlanma sürelerinin 17.09.1996-06.12.1991 tarihleri arası 1721 gün, 11.06.2001-04.05.2011 tarihleri arası 3564 gün olarak kabul edildiği, … 19. İş Mahkemesinin 13.03.2014 tarih, 2013/75 esas, 2014/84 karar sayılı kararı ile; davacının yurt dışında sigortalı olarak çalıştığı ve 18 yaşının doldurduğu 20.01.1974 tarihinin Türkiye’de sigortalılığının başlangıç tarihi olarak tespitine, kuruma tahsis talep tarihi olan 25.09.2012 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitine ve bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.10.2012 tarihinden itibaren yaşlılık almaya hak kazandığının tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay 10. HD’nin 06.06.2016 tarihli ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; davacı tarafından yapılan borçlanmanın mal edileceği sürelere ilişkindir. Davalı kurum yapılan borçlanma sürelerini ödeme tarihinden geriye doğru giderek 06.12.1991-17.09.1996 ve 11.06.2001-04.05.2011 tarihleri arasına mal ederek aylık hesabına dahil etmiştir. Davacı ise borçlanma sürelerinin yurt dışındaki çalışmalarının başladığı 20.01.1974 tarihinden başlayarak mal edilmesini talep etmektedir. Davacının borçlanma talep yazısında borçlanma sürelerine ilişkin olarak herhangi bir tarih belirtilmediği, yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunda ve mülga 506 sayılı Kanunda kısmi borçlanma halinde borçlanılan sürelerin hangi yıllara mal edileceğine dair hüküm bulunmamakla birlikte yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince de kısmi borçlanma halinde, yaşlılık aylığı tutarının sigortalının borçlandığı döneme göre farklılık arz etmesi nedeni ile Kurumun sigortalıyı bu yönde bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile, aksi yönde sigortalı lehine uygulama yapılmasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığı da gözetilerek borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi ve sigortalının talebine göre ilgili aylara mal edilmesi gerektiği, bu durumda davacı talebinde olduğu gibi borçlanılan sürelerin 20/01/1974 tarihinden başlayarak borçlanılan süre 5285 gün ( 14 yıl 8 ay 5 gün ) kadar devam ettirilmesi ve bu şekilde aylık hesabında çalışmaların 20.01.1974-25.09.1988 tarihleri arasında olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmış olup, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; yukarıda belirtilen gerekçeye göre yapılan hesaplamada, davacının yaşlılık aylığının, dava tarihi olan 20.07.2017 tarihi itibari ile 1.463,76 TL olduğu, 20.09.2016 tarihi itibari ile birikmiş aylık farkı 16.688,63 TL ek ödeme farkı 667,55 TL toplam 17.356,18 TL olduğu, 20.07.2017 tarihi itibari ile eksik ödenen aylık farkının 3.830,75 TL eksik ödenen ek ödeme farkı 153,23 TL olmak üzere toplam 3.983,98 TL olduğu belirtilmiştir.
İncelemede; İlk İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin, istinaf edenin sıfatına ve istinaf sebeplerine göre 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre kurum işlemlerinde herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanunun 5 inci ve 5510 sayılı Kanun geçici 2 nci maddesi atfı ile 506 sayılı Kanun’un geçici 82 nci maddesi ile birlikte 60 ıncı maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.
3201 sayılı Kanunun, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.
Eldeki davada ise, açıklanan 5 inci madde gereğince irdeleme yapılarak aldırılacak rapordan sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…