YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5215
KARAR NO : 2023/6889
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/258 E., 2019/297 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalıların Bağcılarda ki iş yerinde 01.12.1999 tarihinde çalışmaya başladığını, bu çalışması işten çıkarıldığı, 31.12.2004 tarihine kadar devam ettiğini, Sigorta sicil numarası … olduğunu, davalılar müvekkilin sigortasını tam olarak yatırmadıklarını, davalı işyerinin hepsinin aynı binada ve hep birlikte iş yapmalarına rağmen, işçilerin hangi şirket nam ve hesabına çalıştığı belli olmadan kendilerine verilen tüm işleri yapmalarına rağmen, müvekkilin sigortalan farklı şirketlerde farklı zamanlarda gösterildiğini ve işe giriş çıkışı yapıldığını, Müvekkili 01.12.1999-31.12.2004 tarihleri arasında eksiksiz olarak davalılar işyerinde 470.00 TL ücret ile, Sosyal Sigortalar Kanunu’nu tabi olarak çalıştığının tespitine ve bu tarihler arasında Sosyal Sigortalar Kanunu’nun sağladığı bütün sigorta kollarından yararlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili tarafından verilen cevapta özetle; …’a ait işyerinin … Sigorta Müdürlüğünde … sicil nolu işyeri dosyasında işlem görmekte olup 15.09.1998 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığını, davalılardan YEK Tekstil’in …sicil no ile işlem görmekte olup 15.05.2002 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığını, davacının …’a ait işyerinde 01.04.2000-30.09.2002 tarihleri arasında sigorta bildiriminin yapıldığı, YEK Tekstilden iş yeri girişinin yapılmış olup 10.06.2006 tarihinde çıkış verildiğini, tekrar …’a ait iş yerinden giriş yapılarak 30.09.2002 tarihinde çıkış verildiğini, işyeri 31.12.2004 tarihi itibariyle gayr-i faal olduğunu, davacı 506 sayılı Kanun kapsamında olmadığı tarihlerde diğer davalılara ait işyerinde çalıştığını iddia ettiğini, davacının ise 04.05.1997-25.1998 tarihleri arasında diğer davalıların faaliyette bulunduğunu resmi belgelerle ispat etmesi gerektiğini, davacının dava konusu dönemlerde değişik işyerlerinden çalışmalarının bildirildiğini, çalışmanın geçtiği iddia edilen dönemde Kurum Müfettişliğince veya Yoklama Memurluğunca işyerinde teftiş, tahkikat, durum tespiti yapılmadığını, davacının çalışmaya başladığı tarihten itibaren çalıştığını 506 sayılı Kanun’un EK- 40 maddesine göre 30 gün içinde Kuruma bildirmediğini, davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunu, tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile (işyeri kayıtları, ücret tediye bordrosu, makbuz, ticari defterler, zabıta kayıt ve defterleri, vergi karnesi vs…) ispatlanması gerektiğini, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında H.M.U.K.’nun 289 uncu maddesi gereğince bu iddianın yazılı deliller ile ispatının gerektiğini, bu nedenlerle; davanın esasına karşı beyanda bulunmak hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Özetle; davacının davalı … Tekstil Ltd. Şti.’nde;
01.12.1999-31.12.1999 tarihleri arasında 30 gün günlük brüt 3.120.000 TL
01.01.2000-01.04.2000 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 3.660.000 TL
Davacının Er Yaşar Konfeksiyon (…) a ait işyerinde;
01.04.2000-30.06.2000 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 3.660.000 TL
01.07.2000-30.09.2000 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 3.960.000 TL
Davacının Davalı Y.E.K. Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde
30.09.2000-31.12.2000 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 3.960.000TL
01.01.2001-30.06.2001 tarihleri arasında 30 gün günlük brüt 4.898.250 TL
01.08.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 150 gün günlük brüt 5.598.000 TL
01.01.2002-15.05.2002 tarihleri arasında 135 gün günlük brüt 7.400.025 TL
Davacının … ‘ a ait işyerinde;
15.05.2002-30.06.2002 tarihleri arasında 45 gün günlük brüt 7.400.025 TL
01.07.2002-30.09.2002 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 8.362.500 TL
Davacının davalı Yöke Tekstil Konf. San. Tic. Ltd. Şti.’nde
01.10.2002 -31.12.2002 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 8.362.500 TL
01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arasında 30 gün günlük brüt 10.200.000 TL
01.01.2004-30.06.2004 tarihleri arasında 180 gün günlük brüt 14.100.000 TL
01.07.2004-31.12.2004 tarihleri arasıda 180 gün günlük brüt 14.805.000 TL ücretle çalıştığının tespitine, dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum ve … vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece özetle; “… Somut olayda, davacı adına Kuruma davalı değişik işverenler tarafından yapılan bildirimler ile davacı ve tanıkların gerçekte işverenin tek olduğuna yönelik iddiaları ile davalı tarafın savunmaları karşısında, davacının çalıştığı sürelerde işverenin veya işverenlerinin kim olduğu usulünce yapılacak araştırma neticesi tam olarak saptanmalı, bu yapılırken varsayımdan uzak hukuki gerekçelere dayanılmalı, Mahkemece, re’sen araştırma ilkesi ışığında; davacının hizmet döküm cetvelinde bulunan tüm işyerlerindeki bordrolu tanıklar resen belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davalı şirketlere ait işyerlerinin kapsama alındığı tarihler ile şirketlerin tescil edildiği tarih arasındaki süre yönünden, sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede işyeri olan işveren ya da bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; kurumdan tüm davalı işyerleri hakkında hazırlanan müfettiş raporları ile davalı işyerlerine ait işyeri dosyaları celbedilmeli, davacıya yapılan ödemelere ait kayıtlar getirtilmeli, davalı şirketlerin kurum kayıtlarında ve ticaret sicilinde görünen sorumlu yetkililerinin ve belirtilen tarihlerde sözkonusu işyerlerini fiilen kimlerin işlettiği ve aralarında herhangi bir devir olgusunun bulunup bulunmadığı araştırılmalı, talebe konu bildirimlerin çalışılan işyerlerinden yapılmadığının anlaşılması halinde ilgili bildirimlerin iptalleri sağlanarak böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılmalı ve nihayetinde davacının çalıştığı iddia edilen süreler ve aldığı ücretler tereddütsüz belirlenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; “Davanın kısmen kabulü ile davacı …’ın 1-055909 sicil numaralı … Tekstil Limited Şirketinde, 06.09.2000-31.12.2000 tarihleri arasında 114 gün, günlük 3,96 TL, 01.01.2001-22.03.2001 tarihleri arasında 82 gün, günlük 4,66 TL, YEK Tekstil Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinde, 12.04.2004-30.06.2004 tarihleri arasında 76 gün, günlük 14,10 TL, 01.07.2004-31.12.2004 tarihleri arasında 128 gün, günlük 14,85 TL ücretle çalıştığının tespitine, 2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, … 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu’nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
2. Eldeki davada, mahkemece gerekçeli kararda hiçbir hukuki gerekçe gösterilmemiş, kabule konu sürelerin nasıl belirlendiği, hükümde redde konu dönem ve tarafların hangi esasa göre tespit edildiği açıklanmamış, sadece mahkemece usule ilişkin yapılan işlemler ve taraf beyanları yazılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiştir. O halde, öncelikle yapılması gereken iş; özellikle Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddeleri de gözetilerek kabul ve ret gerekçesinin açıkça kaleme alınarak kararda gösterildiği denetlenebilir bir hüküm kurmak olmalıdır. Bunun yanında davacının talebine konu davalılar arasında bağlantı varsa davanın beraber görülebileceği aksi halde farklı işverenlerle ilgili dosyaların tefrik edilerek davaların ayrı ayrı görülmesi gerektiği göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca davacının talebiyle ilgili gereken araştırmalar yapılmamış, yeterli bordro ve komşu iş yeri tanığı dinlenmemiş, ifadeler arasındaki çelişkiler giderilmemiş, davacıyla birlikte dava açan kişilerin dosyaları ve buradaki deliller incelenmemiş, mahkeme kabulüne konu dönemlerde davacının başka bir ilde kayıtlı çalışmasının bulunmasına rağmen anılan durum irdelenmeden aynı tarihlerde farklı bir ildeki işveren nezdinde çalıştığı kabul edilmiştir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.