Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/2836 E. 2023/5708 K. 23.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2836
KARAR NO : 2023/5708
KARAR TARİHİ : 23.05.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/316 E., 2021/547 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Kısmen Ret

Taraflar arasında iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasında mahkemece verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar ile davalılardan … vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 15.08.2013 tarihinde orman kesim bölgesinde traktör boş iken dar olan yolda yapılan manevra sırasında traktörün yuvarlanması neticesinde sigortalı …’ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalan müvekkillerinin her biri için belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile eşi … için 50.000,00 TL, çocukları …, …için 35.000,00’er TL, annesi … ve babası … için 25.000,00’er TL, kardeşi … için de 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş yargılamanın devamında, maddi tazminat istemini eş için 124.975,83 TL’ye, çocuklardan …için 21.397,51 TL’ye anne için 14.620,60 TL’ye arttırmış diğer müvekkilleri yönünden artırımda bulunmamıştır.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın iş kazası olmadığını, çalışma sahası ve çalışma saatleri arasında ve işverene ait olan bir araçta meydana gelmediğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, esas yönünden ise olayın tamamen müteveffanın kendi kusuru ile meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayın haksız fiile dayanan tazminat talebi olması nedeni ile davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, yine husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, esasa girilecek olması halinde ise yapılan işlemlerde müvekkil idarenin sorumluluğu ve kusuru bulunmadığından idareleri açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARI
A) İlk Mahkeme Kararı
Mahkemenin 26.02.2016 tarih ve 2014/177 Esas, 2016/101 Karar sayılı ilk kararında özetle; 20.05.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre davalı … ın % 50, sigortalı … ın ise olayda % 50 oranında kusurlu bulundukları, davalı … idaresinin kusurunun bulunmadığı, davacı tarafa SGK tarafından ödenen peşin sermaye bedelleri dikkate alındığında; bu bedellerin hesaplanan miktarlardan daha fazla olduğu anlaşılmakla davacı tarafın maddi tazminat taleplerinin reddine, lkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gözetilerek davacı eş … için 15.000,00 TL, davacı çocuklardan…için 10.000,00 TL ve …için 10.000,00 TL, davacı annesi … için 5.000,00 TL ve babası için 5.000,00 TL ve kardeşi davacı … için de 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

B) İlk Bozma Kararı
Kararın davacılar ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 07.11.2017 tarih ve 2016/8180 Esas, 2017/8970 Karar sayılı ilamında özetle; tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin Kurumca davacılara bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilecek kısımlarının maddi tazminat miktarlarından tenzil ederek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi, davacı anne ve baba yararına ayrı ayrı hükmedilen 5.000,00 TL, davacı eş yararına hükmedilen 15.000,00 TL, davacı çocuklar yararına ayrı ayrı hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat tutarlarının az olduğu belirtilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

C) İkinci Mahkeme Kararı
Mahkemenin 10.03.2020 tarih ve 2018/9 Esas, 2020/69 Karar sayılı ikinci kararında özetle; Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin ve filli ödemelerin rücu edilebilecek kısmı hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmek suretiyle, sigortalının eşi … lehine 118.871,31 TL, çocuk …lehine 18.345,25 TL, anne … lehine 11.834,47 TL ve baba … (mirasçıları) lehine 18.145,22-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15/08/2013 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, çocuk…ve kardeş …’nin maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, manevi tazminat talepleri yönünden;sigortalının eşi … için 25.000 TL, davacı oğlu …için 20.000 TL, davacı oğlu…için 20.000 TL, davacı anne için 15.000 TL, davacı baba (mirasçıları) için 15.000 TL davacı kardeş için 2.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.08.2013 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

D) İkinci Bozma Kararı
Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.04.2021 tarih ve 2020/7558 Esas, 2021/5201Karar sayılı ilamında özetle; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddiyle; Orman İşletme Müdürlüğünün iş kazasının gerçekleşmesine bir dâhilinin bunmadığı gibi davalı … ile bu davalı arasındaki ilişkinin asıl – alt işveren ilişkisi olmadığı anlaşılmakla; davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi, maddi tazminatın tespiti noktasında davacı baba tarafından Türk Borçlar Kanununun 50 nci maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden kendisine sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp, Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı kanıtlanamadığından hesap bilirkişiden alınan ve davacılar vekilinin 18.12.2019 tarihli talep artırım dilekçesinin dayanağını oluşturan 31.05.2019 tarihli hesap raporu doğrultusunda davacı eş, anne ve çocukların maddi tazminat alacakları hakkında karar vermek, davacı baba için de hakkaniyete uygun makul bir maddi tazminatın belirlenerek, taleple bağlı olarak bu davacı yönünden de maddi tazminata hükmedilmesi, davacı baba yönünden talep artırımında bulunulmadığı halde talep aşılarak karar verilmesinin hatalı olduğuna işaretle karar bozulmuştur.

IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR
Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararda özetle; 23.06.2015 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda davalı …’ın dava konusu kazada %50 oranında kusurlu olduğu, müteveffa …’ın dava konusu kazada %50 oranında kusurlu olduğu ve davalı … Genel Müdürlüğünün kusurlu olmadığının belirtildiği anlaşılmakla anılan davalı aleyhine açılan davanın reddine, davalı … aleyhine açılan dava yönünden ise bozmaya uygun olarak; sigortalının eşi … lehine 124.975,83 TL, çocuk …lehine 21.397,51 TL, anne … lehine 14.620,60 TL ve baba … (mirasçıları) lehine 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.08.2013 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, çocuk…ve kardeş …’nin maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, manevi tazminat talepleri yönünden; sigortalının eşi … için 25.000 TL, davacı oğlu …için 20.000 TL, davacı oğlu…için 20.000 TL, davacı anne için 15.000 TL, davacı baba (mirasçıları) için 15.000 TL davacı kardeş için 2.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.08.2013 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılardan … vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı … kusurunun az kabul edildiği kusur raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğu, işçilerin güvenli bir şekilde çalışmaları için gerekli önlemleri almadığını, İşçiyi koruyacak bir araç temin edilmemesi nedeniyle işverenin kusurunun daha ağır kabul edilmesi gerektiğini, müteveffanın ehliyetsiz olduğu bilinmesine rağmen iş makinesi kullandırıldığını, müteveffa oğlu …’ın işaretçi olma yeterliliği olmayan 17 yaşında bir lise öğrencisi olduğu halde müteveffaya %50 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın müteveffanın oğlu davacı … gözü önünde gerçeklemiş olması nedeniyle …’ın duyduğu üzüntü ve ızdırabın fazla olduğunu, ölümle birlikte çocukların baba, anne ve babanın çocuk, kardeşin ve eşin duydukları manevi kayıplara göre manevi tazminatların az olduğunu, orman emvali satışının dikiliden yapılmış olmasının davalı … Müdürlüğünün asıl işveren sıfatını ortadan kaldırmayacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu olayla ilgili yürütülen soruşturma neticesinde müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, sigortalının olay günü müvekkiline ait olmayan araçla çalışma saatleri haricinde gerçekleşen kazadan sorumlu tutulamayacağını, olay anında kullanılan aracın muayenesinin dolduğu, müteveffanın sürücü ehliyeti olmamasına rağmen aracı kullanması nedeniyle tam kusurlu olduğu halde kusur raporunda müvekkiline ve müteveffaya %50’şer kusur vermesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının, hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417, 49,50,51,52,53,55 ve 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6631 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ile 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.

3. Değerlendirme
a) Davalı … vekilinin davacı baba … mirasçıları lehine hükmedilen maddi tazminat ile davacı kardeş … lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 432/4 üncü maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3.Mahkemenin 25.11.2021 tarihli kararıyla baba … lehine 1.000,00 TL maddi tazminata, kardeş … lehine 2.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, hükmedilen bu tazminatların birbirlerinden ve diğer tazminat hükümlerinden bağımsız ayrı birer dava olarak karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 4.270,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalının bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar verilmiştir.

b) Davacılar vekilinin tüm hükümlere, davalı … vekilinin ise (a) bendi haricindeki maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gözetilerek, temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, anılan hükümlere yönelik davacılar ve davalı … vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle bu hükümlerin onanmasına karar verilmiştir

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1.Davalı … vekilinin davacı baba … mirasçıları lehine hükmedilen maddi tazminat ile davacı kardeş … lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2. Davacılar vekilinin tüm hükümlere, davalı … vekilinin ise 1 nolu bentte belirtilen hükümler haricindeki maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenlerine göre reddiyle Mahkeme kararının ONANMASINA,

3. Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,4. Dosyanın kararı verene Mahkemeye gönderilmesine,

23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.