YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10976
KARAR NO : 2023/2254
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1278 E., 2022/2237 K.
DAVA TARİHİ : 21.09.2018
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/139 E., 2020/258 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; davalı erkeğin kendisine değer vermediğini, saygı göstermediğini, kendisine farklı lakaplar taktığını, hakaret ettiğini, psikolojik problemleri olup garip davranışlar sergilediğini, normal bir cinsel hayatlarının olmadığını, evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, çocuklara ve kendisine manevî desteği olmadığını, evin tüm yükünün kendisinde olduğunu, davalı erkeğin kişisel hijyenine dikkat etmediğini, başka kadınlarla telefon görüşmeleri yaptığını, kendisinin yanında başka kadınlara baktığını, tehdit ettiğini iddia ederek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin kendisine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı 1.500,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile kendisi yararına 2.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasının davalı erkekten alınarak kendisine verilmesine, 300.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevî tazminatın davalı erkekten alınarak kendisine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek süresinde davaya cevap dilekçesi vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı kadının davalı erkeğin kendisini darp ettiğini, hakaret ettiğini, nişanlılık döneminden beri kendisini aldattığını, ev harcamalarına katılmadığını, çocuklarına destek olmadığını, davalının normal olmayan davranışlar sergilediğini iddia ettiği, dinlenen tanık beyanlarından davalı erkeğin davacıyı darp ettiğine, çocukları ile ilgilenmediğine ve dava dilekçesindeki bir takım anormal davranışlarına dair bilgilerinin bulunmadığı, bu nedenle bu hususların ispatlanamamış sayıldığı, her ne kadar davalı erkeğin davacıya hakaret ettiği, kendisini hayvan isimleri ile çağırdığı, farklı zamanlarda aldattığı sabit kabul edilmiş ise de bu hususlar gerçekleştikten sonra tarafların aynı evde yaşamaya devam ettiği, hatta boşanma davası açıldıktan sonra da bir yıl süreyle tarafların aynı evde yaşadığı anlaşıldığından davacı kadının davalı erkeğin aldatma, hakaret ve birlik giderlerine yeterli katkı sağlamama eylemlerini affettiği, davalı erkeğin kusuru ispat edilmiş ise de davacı tarafça affedildiği gerekçesi ile davacı kadının davalı erkek aleyhine açtığı boşanma, maddi, manevî tazminat davasının reddine, davacı kadın ve çocuklar yararına hükmedilen tedbir nafakalarının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı kadın vekili; davacı kadının talebi üzerine mahkemece davalı erkeğin evden uzaklaştırıldığını, her ne kadar mahkemece davacı kadının davalı erkeği affettiği değerlendirilmiş olsa da dinlenen tanık beyanlarından boşanma davası açılmasından sonra davalı erkeğin barışma teklifinin davacı kadın tarafından kabul edilmediğinin sabit olduğu, davacı kadının maddî imkansızlığı, çocukların … olması, uzaklaştırma talebinin bir yıl sonra kabul görmesi nedeni ile davacı kadının davalı erkekle aynı evde yaşamak zorunda kaldığını, süresinde davaya cevap vermeyen davalı erkeğin bu yönde bir savunmasının olmadığını, tanık beyanları ile davalı erkeğin kusurlu davranışlarının kanıtlandığını, bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın mümkün olmadığını, davacı kadının davasında haklı olduğunu, davacı kadın ve ortak çocuklar yararına hükmedilen tedbir nafakalarının davalı erkeğin gelirine göre az olduğunu ve kararda davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, hükümde kadın ve çocuklar lehine tedbir nafakasına hükmedildiği, her ne kadar hükmedilen nafakanın davacıdan alınarak davalıya verilmesine denmiş ise de, bu hususun maddî hata niteliğinde olduğu, hükmedilen nafakaların davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine karar verildiği anlaşılmış olmasına göre davacı kadının tüm istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı kadın vekili, davacı kadının vekilsiz olarak dava açtığını, dava dilekçesinde müşterek evin çocuklarına ve kendisine tahsis edilmesini ve davalı erkeğin evden uzaklaştırılmasını talep etmişse de Mahkemece davacı kadının bu taleplerinin bir yıl sonra dikkate alınıp davalı erkek hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini, bu dönemde de davalı erkeğin psikolojik şiddet uygulamaya devam ettiğini, dinlenen tanık beyanlarından da davalı erkeğin barışma isteklerini davacı kadının kabul etmediğinin anlaşıldığını, davalı erkek hakkında birden fazla uzaklaştırma kararı alındığını, davacı kadının maddî imkansızlık ve Mahkemece tedbir kararı verilmemesi nedeni ile tarafların aynı evde yaşamak zorunda kaldığını, davanın açılmasından sonra aynı evde yaşama süresinde davacı kadının eşini affettiğine dair herhangi bir olay olmadığını, davalı erkeğin kusurlu davranışlarının kanıtlandığını, bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın mümkün olmadığını belirterek kararın davacı kadın lehine bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların dava sonrasında da bir arada yaşayıp yaşamadıkları, davacı kadının davalı erkeğin kusurlu davranışlarını affetmiş sayılıp sayılmayacağı ve bu kapsamda davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.