YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10936
KARAR NO : 2023/2121
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1135 E., 2022/2038 K.
DAVACI-DAVALI : … vekili Av. …
DAVALI-DAVACI : Filiz …vekili Av. …
DAVA TARİHİ : 27.09.2018 – 24.10.2018
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/855 E., 2020/199 K.
Taraflar arasındaki boşanma ve tedbir nafakasının arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) … alt bendi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin 13.01.2015 tarihinde açtığı boşanma davasından dilekçeler aşamasında feragat ettiğini, davanın reddine karar verildiğini ve kararın 09.09.2015 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşme kararı verildikten sonraki 3 yıllık sürede taraflar arasında ortak hayatın yeniden kurulamadığını, fiilen tarafların bir araya gelmediklerini ileri sürerek davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca fiili ayrılık nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin açtığı boşanma davasından feragat ettiğini, bu işlemin haksız yere boşanmayı gerçekleştirmeye çalışması anlamına geldiğini, bu nedenle 3 yıllık sürenin bu şekilde başlatılmasının mümkün olmadığını, davanın reddini talep ettiğini, ilk boşanma davasını açmasından bu yana tarafların ayrı yaşadıklarını, kendisine 1.150,00 TL nafaka bağlandığını, erkeğin başka kadınlarla lüks içinde yaşadığını, çocuk istemesine rağmen erkeğin istememesi nedeniyle kendisini engellediğini, devamlı başka kadınlarla birlikte olduğunu belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tedbir nafakasının 2.000,00 TL’ye çıkartılmasına, boşanmaya karar verilmesi halinde kadın lehine 200.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminat ile aylık 2.000,00 TL tedbir, ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların Mahkemenin 2015/25 Esas ve 2015/217 Karar sayılı dosyası üzerinden görülmüş olan boşanma davasının ret ile sonuçlanmasından ve kesinleştiği 09.09.2015 tarihinden sonra tekrar bir araya gelmediğini, kanun koyucunun aradığı fiili ayrılık şartlarının gerçekleştiğini, 3 yıllık yasal sürenin geçmesine rağmen evlilik birliğinin yeniden kurulamadığını, erkeğin evi terk, fiili ayrılık, sadakat yükümüne aykırı davranışları ve evlilik birliğinin eşlere yüklediği temel ekonomik ve sosyal sorumluluklardan kaçınma şeklindeki boşanmaya yol açan davranışları yüzünden birlik görevlerini ihmal ederek bu olaylarda tam ve ağır kusurunun olduğu, kadının ise kusurunun olmadığı belirterek tarafların ekonomik sosyal durumu, kusur durumu ve kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği değerlendirilerek nafaka ve maddî ve manevî tazminat ödenmesine hükmedildiği gerekçesi ile her iki davanında kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca fiili ayrılık nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.250,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 125.000,00 TL maddî ve 22.000,00 manevî tazminata karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı-karşı davalı erkek vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) … alt bendi gereğince davacı-karşı davalı erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı- karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle, kusur belirlemesinin hatalı olduğunu ve kadın yararına tazminata hükmedilemeyeceğini, tazminatların miktarının yüksek olduğunu, davalı kadının boşanma sebebi ile davacı eşinin maddî desteğini kaybedeceği gibi bir hususun mevcut olmadığını, kadının emekli maaşı olduğunu, yoksulluğa düşmediğini, emekli maaşının asgari ücretin üzerinde olduğunu belirterek hükmün kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikteki geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, kadının tazminat ve nafaka taleplerinin kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarları noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4, 166 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 … maddeleri 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu, 370 … ve 371 … maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci, 51 … maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.