Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/191 E. 2023/4038 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/191
KARAR NO : 2023/4038
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2893 E., 2022/2640 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/371 E., 2022/229 K.

Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından mürafaa istemli temyiz edilmiş, Mürafaa yapılmak üzere tayin olunan 11.04.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davacı asil … ve adına Av. … ile davalı … Hafr.Taş.İnş.Sağ.Hiz.San. ve Tic.Ltd.Şti. ve davalı … adlarına Av. … geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı mürafaaya başlanarak, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra mürafaaya son verilerek, aynı gün; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 24.08.2000 tarihinde önceki davada davalı olan Aslantaş İnşsaat San Tic Ltd Şti tarafından inşa edilen Yurtkent Sitesi isimli inşaatta çalışırken 9. Kattan düşmesi nedeniyle %100 sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle … İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine … 2. İş Mahkemesinin 15.05.2008 tarih ve 2007/674 E- 2008/296 K sayılı ilamıyla 196.990,92 TL’ye karar verildiği, bu kararın … 1. İcra Müdürlüğünün 2017/505 Esası üzerinden icra takibine konulmasına rağmen tahsil edilememiş olması nedeniyle iş bu dava dosyasında Davalı şirketlerin adreslerinin aynı olması, her 3 şirketin de hakim hissedarının davalı … olması, davalı olan her iki şirketin… Grup Şirketi adı altında Web sitesinde gösterildiği ve kazaya konu Yurtkent sitesini tamamlanmış iş olarak gösterilmiş olması nedeniyle, davalılar… Hafriyat Taş İnş Sağ Hiz Ltd Şti, Aslanlı İnş Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti, ve Mehmet Ziya Aslan’dan aynı miktarda 196.990,92 TL’nin kaza tarihinden işleyecek faiziyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Genç Aslanlar Hafriyat Taş. İnş. Sağ. Hiz. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def’inde bulunmuş, organik bağ bulunmadığı ve diğer itirazlarda bulunarak davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def’inde bulunmuş, organik bağ bulunmadığı, müvekkili hakkında açılmış kamu davası olmadığından şahsi kusurunun bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

3.Davalı …İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin unvan değiştirerek Taşkonak Yapı İnş Taah San ve Tic Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def’i ile önceki kararda tazminattan sorumlu … Şirketi ile müvekkili şirket arasında organik bağ olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE KALDIRMA KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ilk kararında; Davacının iş kazası geçirdiği şirketin bildirilen sicil numarasına 27.09.1985 tarihinde …İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin tescil edildiği, …İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ise 18.08.2017 tarihinde yapılan tescil ile ünvanının … şeklinde değiştiği, … Harfiyat Taş… Ltd şirketinin kurucu ortaklarının da …, … ve… olduğu, tüm bu şirketlerin kurucu ortakları arasında …’ın yer aldığı, her iki davalı şirket, resmi internet sitelerinde tamamlanan projeler başlığı altında davacının kaza geçirdiği Yurtkent Sitesi inşaatına yer ver verdikleri, … 2. İş mahkemesi ilamında yazılı borçlu şirket adresi ve işçi vizite kağıdı ve Borçlu şirket adına kayıtlı … Plaka sayılı araç ruhsatında borçlu şirketin gösterilen adresleri “…- …” adresi olduğu, davalı … şirketinin 18.01.2008, 310 sayılı ve 26.02.2008 tarihli ve 7007 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki adresinin “…. …Osmangazi/…” olduğu tüm bu değerlendirmeler ışığında davacının kaza tarihinde çalışmış olduğu şirket ile diğer davalılar arasında organik bağ bulunduğu tespit edilmiş olup, … 2. İş Mahkemesi’nin 2007/674 Esas 2008/296 Karar sayılı onanarak kesinleşen mahkeme ilamı ile geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde aralarında organik bağ buluduğu tespit edilen şirketlerin de sorumlu olduğu anlaşılarak davacının davasının kabulü ile … 2. İş mahkemesinin 2007/674 esas sayılı dosyasındaki karar ve … 1. İcra müdürlüğünün 2017/505 (eski 2008/9342 ) esas sayılı dosyalarındaki alacak ve ferileri ile ilgili olarak tahsilde tekerrür olmamak şartı ile 196.980,92 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin 16.06.2020 tarihli kararında; Somut olayda; davacı 24.08.2000 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle hüküm altına alınan maddi tazminatın tazminat dosyasının davalısı ile eldeki davanın davalıları arasında organik bağ olduğu gerekçesiyle davalılardan talep etmekte olup, davacının işgöremezliği bakımından değişen ve gelişen bir durumun varlığının da iddia ve ispat edilemediği gözetilerek, davalıların zamanaşımı def’iinin değerlendirilmeden, işin esasına girilmiş olup, Mahkemece varsa iş kazası hakkında ceza dosyası celp olunarak, önce zamanaşımı def’iinin değerlendirilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile karar verildiğine işaretle HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 05.09.2020 tarihli kararıyla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

4. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.11.2021 tarih ve 2020/10330 Esas – 2021/14297 Karar sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp, davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a, 362 ve 366. maddeleri uyarınca reddi ile ek kararın onanmasına karar verilmiştir.

5. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; Somut olayda; davacı 24.08.2000 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle hüküm altına alınan maddi tazminatın tazminat dosyasının davalısı ile eldeki davanın davalıları arasında organik bağ olduğu gerekçesiyle davalılardan talep etmekte olup, davacının iş göremezliği bakımından değişen ve gelişen bir durumun varlığının da iddia ve ispat edilemediği, davalılar tarafından zamanaşımı def’inde bulunulduğu, dava konusu iş kazasına ilişkin olarak açılan bir ceza davasının bulunmadığı da gözetilerek dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Zamanaşımının gerçekleşmediğini, mahkemece verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Uyuşmazlığın, 24.08.2000 tarihinde iş kazası geçiren davacının % 100 maluliyeti nedeniyle açılan maddi tazminat davasının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplandığı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 146 ıncı maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olduğu, Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılması gerektiği, zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması, bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda ise zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerektiği, somut olayda, dava konusu iş kazasının meydana geldiği tarih ve maluliyetin kesinleştiği tarihler dikkate alındığında, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu ve kaldırma kararı doğrultusunda ceza davasınında açılmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin kararı yerinde olduğu, her ne kadar davacı daha önce kesinleşen … Ltd. Şti. ile davalılar arasındaki organik bağın dava açılmadan önce öğrenildiğini, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğramadığını iddia etmişse de, zamanaşımı nedeniyle bu iddialarına itibar edilmeyerek, yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince zamanaşımı müessesinin hak düşürücü süre gibi değerlendirildiği ve her davalıya özgü ve ayrı ayrı bir değerlendirme yapılmadığı, yıllar içinde yapılan uygulama ve oluşan içtihatlar çerçevesine zamanaşımı başlangıç tarihinin sadece olay tarihi değil, olaya sebebiyet veren ve sorumluğu olan kişileri de öğrenmeyle igilidir. Öğrenme olmaz ise hakkın kullanımının imkansız olacağını, İş bu davada, esas sorumlu şirket yanında sonradan aralarında organik bulunan diğer taraflara açıldığını, organik bağ olan yeni davalılar esas davalı ile aynı kişilik olmayıp, bu kişilerin esas davalı ile organik bağ ilişkisinin saptandığı tarihin bu kişilere karşı işleyecek zamanaşımının başlangıcı olarak esas alınması gerektiğini, olay sırasında 16 yaşında olan davacının inşaatın 9 uncu Katından düşerek yaralanmış ve belden aşağı felç olarak ağır şekilde yaralanmış olduğunu, % 100 sürekli iş göremezliğe uğradığını, bu durumun T.C.K da 89. Madde bilinçli taksir veya taksirle yaralanmaya sebebiyet vermek suçu kapsamında olup, şikayet olup olmamasının bir önemi olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 tarih ve Esas 2014/21-282 karar 2015/1548 sayılı kararına göre “uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğu, nun öğrenildiği tarih” zamanaşımı başlangıç tarih olup, iş bu davanın davalılarının sorumluğu ve organik bağları bu dava açılmadan önce 01.05.2017 (Zamanaşımı başlangıç tarihi) tarihinde WEB sitesi taramalarında diğer davalı şirketlerin, iş kazası olan inşaatı kendi faaliyetleri içinde göstermiş olmalarıyla öğrenilmiş ve aynı yıl içinde dava açıldığından davanın zamanaşımından reddine dair kararın hatalı olduğundan bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının maddi tazminat alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunun 125 inci ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 146 ıncı maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalıların zamanaşımı def’ilerinin ilk derece mahkemesi kararında belirtilen gerekçelerle kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmasına göre, kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil eden hususların re’sen dikkate alınacağı gözetilerek davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2. 6100 sayılı HMK’nun 297 inci maddesinde düzenlenen “Hükmün Kapsamı” içerisinde “1/b” bendinde “Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin” hükümde yer alması gerektiği belirtilmiştir.

3. Somut olayda, dava dikekçesinde davalı olarak gösterilen …İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin 08.08.2017 tarihli genel kurul kararı kapsamında … Ticaret Sicil Müdürlüğüne 18.08.2017 tarihinde tescille unvan değiştirerek “Taşkonak Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.” unvanını aldığının anlaşılmasına göre anılan şirketin eski unvanının karar başlığına belirtilmemesi gerekirken bu hususta yanılgıya düşülerek, aynı davalı şirketin birden fazla unvanının yazılmak suretiyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

4. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

5. O halde, temyiz eden davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek HMK’nun 369 uncu maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmü bozulmalıdır.

6. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımları düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile: İlk Derece Mahkemesi kararının karar başlığında ve hüküm içeriğinde yer alan “…İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.” ibarelerinin silinerek hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2.İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının yatıran davacıya iadesine,

3. Kararın niteliği dikkate alındığında davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,

11.04.2023 gününde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, davacı işçinin iş kazası sonrası sürekli iş göremezlik nedeni ile açtığı maddi tazminata ilişkin kararın icra yolu ile infaz edilmemesi üzerine, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sureti ile organik bağ içinde ve müşterek müteselsil sorumluluğu olduğ iddia edilen davalılardan tahsili isteminde zamanaşımının iş kazası tarihinde başlayıp başlamayacağı” noktasında toplanmaktadır.

2. İlk derece mahkemesinin “davacının iş kazası geçirdiği Aslanlı İnş… Ltd şirketinin bildirilen sicil numarasına 27.09.1985 tarihinde rslanlı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin tescil edildiği, …İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ise 18/08/2017 tarihinde yapılan tescil ile ünvanının … şeklinde değiştiği, … Harfiyat Taş… Ltd şirketinin kurucu ortaklarının da …, … ve… olduğu, tüm bu şirketlerin kurucu ortakları arasında …’ın yer aldığı, her iki davalı şirket, resmi internet sitelerinde tamamlanan projeler başlığı altında davacının kaza geçirdiği yurtkent sitesi inşaatına yer ver verdikleri, … 2. İş mahkemesi ilamında yazılı borçlu şirket adresi ve işçi vizite kağıdı ve Borçlu şirket adına kayıtlı … Plaka sayılı araç ruhsatında borçlu şirketin gösterilen adresleri “… …” adresidir. Davalı … şirketinin 18.01.2008 310 sayılı ve 26.02.2008 tarihli ve 7007 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki adresi” Demirtaşpaşa mah. …Osmangzi/… olduğu tüm bu değerlendirmeler ışığında davacının kaza tarihinde çalışmış olduğu şirket ile diğer davalılar arasında organik bağ bulunduğu tespit edilmiş olup, … 2. İş Mahkemesi’nin 2007/674 Esas 2008/296 Karar sayılı onanarak kesinleşen mahkeme ilamı ile geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde aralarında organik bağ buluduğu tespit edilen şirketlerin de sorumlu olduğu” gerekçesi ile davanın kabulü ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tazminatın tahsiline dair kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin zamanaşımı defini değerlendirmesi için kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

3. İlk derece mahkemesi dosyanın iadesi sonrası bu kez “davacının iş göremezliği bakımından değişen ve gelişen bir durumun varlığının da iddia ve ispat edilemediği, davalılar tarafından zamanaşımı def’inde bulunulduğu, dava konusu iş kazasına ilişkin olarak açılan bir ceza davasının bulunmadığı da gözetilerek dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

4. Kararın temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile “organik bağ içinde ve müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğu iddia edilen davalılar yönünden iş kazası tarihi itibari ile on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu” gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

II. USUL AÇISINDAN:
5. Öncelikle zamanaşımı defi maddi hukuka ilişkin bir itiraz olup, Bölge Adliye Mahkemesinin 6100 sayılı HMK.’un 353/1.a bentlerinde yer almadığı halde kendisi değerlendirip karar vermesi gerekirken, gönderme kararı vererek ilk derece mahkemesinin direnme hakkını alması açık bir usul kuralının ihlalidir.

III. ESAS AÇISINDAN:
6. Kural olarak tüzel kişiler, kendisini oluşturan kişilerden ayrı bir kişiliğe ve malvarlığına sahiptir. Bu bakımdan tüzel kişiden alacaklı üçüncü kişilerin, tüzel kişiyi oluşturan kişilere başvurarak alacaklarını talep edebilmeleri kural olarak mümkün değildir. Bu durumun kötüye kullanılması hâlinde ise tüzel kişiler hukukuna hâkim ayrılık ilkesi göz ardı edilerek tüzel kişiden alacaklı üçüncü kişilerin, tüzel kişiyi oluşturan kişilere başvurulabilmesi somut olayda mümkün hâle gelebilir. Uygulamada “tüzel kişilik perdesinin kaldırılması” şeklinde ifade edilen bu kurum, ağırlıklı olarak hakkın kötüye kullanılması yasağına dayandırılır.

7. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, en temel anlamıyla tüzel kişinin ayrılığı ilkesinin somut olayda göz ardı edilmesi ve tüzel kişiden alacaklı üçüncü kişilerin, tüzel kişiyi oluşturan kişilere başvurulabilmesi anlamına gelir.

8. Tüzel kişinin ortaklarının şahsî malvarlıkları ile tüzel kişilik mal varlığının veya ortaklar ile tüzel kişinin alanlarının birbirine karışması tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hallerinden biridir. Bu hallerden biri de tüzel kişinin öz varlığının yetersizliğidir.

9. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına karar verilmesi hâlinde, tüzel kişi ile onu oluşturanlar veya ona hâkim olanlar sanki aynı kişiymiş gibi değerlendirilir. Tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması hâlinde, tüzel kişinin borçları, tüzel kişinin ortaklarına teşmil edilerek onlardan talep edilebilir hâle gelir(Çamoğlu, Ersin, “Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Yıl 2016, Cilt XXXII, Sayı 2, s. 5-17; Ulusoy, Erol, “Şirketler ve Bankacılık Hukukunda Kapsama Alma ve Sorumlu Kılma Amacıyla Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması”, I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması (2 Şubat 2008), … 2008, s. 351-405, Kaşak, F. E. Tüzel Kişilik Kavramı ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi • Cilt 26, Sayı 2, Aralık 2020, ISSN: 2529-0142, ss. 1242-1263).

10. “Organik Bağ” tüzel kişiye karşı olan alacakların takip edilmesinde, bu takibin asıl borçlu şirket ile birlikte onunla belirli bir düzeyde hukuki ilişkiye ve bağa sahip olan şirkete karşı yapılabilmesini sağlayan bir hukuki yoldur. Bu halde iktisadi bütünlük aranmaz. (Y. 22. HD. 14.05.2013 tarih ve 2012/22684 e, 2013/10887).

11. 6098 sayılı TBK’nın 155 inci maddesine göre “Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur”. Kanunun 154/2 maddesinde ise; “Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa” zamanaşımının kesileceği düzenlenmiştir.
12. İcra İflas kanununda da borçlar kanunundan ayrı olarak zamanaşımı ile ilgili düzenlemeler mevcuttur. İcra İflas kanununun 39 uncu maddesinde ilamların icrası ile ilgili zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Yasaya göre ilâma dayanarak yapılan icra takibi, son işlem üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar. Kısaca bir alacağın tahsiline mahkemece karar verilmiş dahi olsa ilgili alacak son işlem üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır.

13. Belirtmek gerekir ki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve bu kapsamda organik bağın halinde asıl borçlu tüzel kişi ile onu oluşturan kişiler, ilama bağlanmış alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Zamanaşımının da Türk Borçlar Kanunu’nun 154/2, 155 ve İcra İflas Kanunu’nun 39 uncu maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Zira tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile tüzel kişi ile onu oluşturanlar veya ona hâkim olanlar sanki aynı kişiymiş gibi değerlendirilecektir. Dolayısı ile ilama bağlanan alacak yönünden zamanaşımı asıl tüzel kişi yönünden kesildiği için diğerleri içinde kesilmiş ve ilama bağlanmıştır.

14. AİHM ve AYM kararları çerçevesinde değerlendirme yapıldığında da; asıl olan ilkenin usul kuralları veya maddi hukuka ilişkin zamanaşımı süreleri uygulanırken yargılamada hakkaniyete zarar verecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınılması ve mahkemeye erişim hakkının bu şekilde yorumlanması gerekir.

IV. SOMUT UYUŞMAZLIK
15. Dosya içeriğine göre davacı kayden görünen işveren asıl tüzel kişi işyerinde 24.08.2000 tarihinde iş kazası sonrası sürekli iş göremez halde yaralanmış ve bu işveren karşı … 2. İş Mahkemesinde açtığı dava sonrası 2007/674 Esas 2008/296 Karar ile 196.980,92 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 28.5.2009 gün ve 2008/17708 E, 2009/7435 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

16. Kesinleşen ilam üzerine alacaklı … 1. İcra Müdürlüğünün yenilen 2017/505 (Eski 2008/9342) Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapmıştır. İcra takibi ile alacağın tahsil edilmediği anlaşılmaktadır.

17. Davacı alacağın tahsil edilememesi üzerine iş kazası tarihinde aynı işi yapan ve asıl borçlu işverenle organik bağ içinde olduğunu ve bu nedenle müşterek müteselsil sorumlu olduklarını iddia ettikleri diğer kişilere karşı tahsilde tekerrür olmamak sureti ile ilama bağlanan alacağın tahsilinin 23.10.2017 tarihli dava dilekçesi ile talep etmiştir.

18. Davacı taraf, tüzel kişilik mal varlığının veya ortaklar ile tüzel kişinin alanlarının birbirine karışması yanında kayden asıl borçlunun öz varlığının yetersizliğine dayanmıştır. Bu haller tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hallerindedir. Zamanaşımı … 2. İş Mahkemesine açılan dava ve kesinleşen karar ile tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve organik bağın kanıtlanması halinde müşterek ve müteselsil sorumlu olan diğer kişiler yönünden kesilmiştir. Kaldı ki ortada bir ilam vardır. İlama bağlanmış alacağın, kayden asıl borçlunun mal varlığının yetersizliği nedeni ile organik bağ içinde olan tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması sureti ile sorumlu olduğu iddia edilen davalılardan talep edilmektedir. Burada bu sorumlu kişiler yönünden zamanaşımı iş kazası tarihinden itibaren değerlendirilemez.

V. SONUÇ:
19. Sonuç itibari ile ilama bağlanmış alacağın, asıl borçlu olan tüzel kişinin öz varlığının yetersizliği nedeni ile tahsil edilememesi nedeni ile tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması suretiyle organik bağ içinde olan ve bu kapsamda müşterek ve müteselsil sorumlu olan davalılardan tahsili istemi olup, asıl borçlu ile aynı kişi sayılan kişiler yönünden de zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığından, işin esasına girilerek karar verilmesi yönünde yerel mahkeme kararının bozulması gerekir. Çoğunluğun aksi yönde ve yukarda açıklanan ilkelere ve özellikle mahkemeye erişim hakkını sınırlayan onama görüşüne katılınmamıştır.