YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5051
KARAR NO : 2023/3471
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1363 E., 2022/1027 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün
kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/179 E., 2020/88 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacısı … tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; duruşma talebinin nitelikten reddine karar verilerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, İstanbul ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 7522 ada 4 parsel sayılı 141,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 Sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Asıl davada davacı … dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.
3. Birleşen davada davacı … vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın geldisi olan 709 parsel sayılı taşınmazın 1967 tarihinde yapılan kadastro tespiti sonucunda, tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, …, …, …, … ve … adlarına tespit ve tescil edildikten sonra, 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) gereği 1981 yılında kadastro çalışması yapılarak taşınmazın 2/B vasfı ile orman dışına çıkartıldığını, taşınmazın 1985 tarihinde kayıt malikleri tarafından müvekkiline satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını ve tapu kaydına müvekkilinin malik lehdar olarak adının yazıldığını ancak, Pendik Kadastro Mahkemesinin 2008 yılında Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen kararı ile şahıslar adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına orman olarak tapuya tesciline karar verildiğini, taşınmazın 2008 yılına kadar hukuken müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, emlak vergilerinin 1985 tarihinden önce tapu malikleri tarafından, 1985 tarihinden 2018 tarihine kadar müvekkili tarafından ödendiğini ve taşınmaz üzerinde müvekkilinin zilyetliğinin kesilmediğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119 ve devamı maddelerinde yazılı şekilde düzenlenmediğini, delillerin tebliğ edilmediğini, taşınmazın 2/B vasfında olması nedeniyle orman idaresinin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacı …’in özel parselasyona bağlanan dava konusu taşınmazı 1993 tarihinde satın aldığı, taşınmaza ilişkin vergileri ödediği, emlak vergi kaydının taşınmaza uyduğu, ve davacının izni ile taşınmazın komşuları tarafından fiilen kullanıldığı, birleşen davanın davacısının ise taşınmaz üzerinde fiili kullanımının bulunmadığı” gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, çekişmeli 7522 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki “kullanıcısının tespit edilemediğine dair” şerhin iptali ile “taşınmazın 1993 tarihinden beri …’in kullanımında” olduğuna dair şerh yazılmak suretiyle tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanımın bulunmadığının tespit edildiğini, tespit tutanağı ile keşif zaptı arasındaki çelişkinin giderilmediğini, tespit bilirkişileri, muhtar ve teknisyenlerin dinlenmediğini, keşifte davacı tarafından gösterilen köylüsünün beyanına dayalı hüküm kurulduğunu, taşınmaza ilişkin davacı tarafından verilen emlak vergi kaydının bulunmadığını, taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen garaj ve kömürlüğün komşular tarafından yapıldığının ve kullanıldığının ifade edildiğini, davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle dayanak tapu kayıtlarının kapsamında olduğundan bahisle 1967 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dayanak kayıt malikleri adına tespit edildiği, Hazine’nin taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdit sınırları dahilinde kaldığı gerekçesiyle tespite itiraz ettiği, yargılama aşamasında dayanak tapu kayıt maliklerinin 1985 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle …’a devrettikleri, Kadastro Mahkemesi’nin kesinleşen hükmüyle taşınmazın dayanak kayıt kapsamının kayıt malikleri adına, kayıt miktar fazlasının Hazine adına orman vasfıyla tescil edildiği, bilahare 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda kullanım kadastrosu çalışmalarının yapıldığı, tespitte kullanıcısı olmadığının belirlendiği ve Hazine adına tespit edildiği, asıl dosya davacısının kullanım iddiasıyla, birleşen davacının dayanak tapu kaydı kapsamı, emlak vergilerinin ödenmesi ve hukuken sürdürülen zilyetlik iddiasıyla tespite itirazda bulundukları, asıl davanın davacısı ve birleşen davanın davacısının taşınmaz üzerinde fiili kullanım emarelerine rastlanılmadığı, basit kömürlük tarzı depolama alanı olduğunun ve komşularınca istenildiğinde kaldırılmak üzere kullanıldığının belirlendiği, birleşen davacının dayanak kayıt kapsamına ilişkin itirazlarının kesinleşen 709 parsele ilişkin Kadastro Mahkemesi kararı gereği dayanak kaydın miktarı itibariyle geçerli bulunduğu, miktar fazlasının orman olarak tescil edilmiş olması nedeniyle yerinde olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle asıl ve birleşen davanın tümden reddi gerekirken, asıl davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu” gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asıl davanın davacısı … temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Asıl davanın davacısı … temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarla sınırlarını ayıracak şekilde çevrili olduğunu, özel parselasyon krokisine göre kök zilyet tarafından devredildiğini, taşınmaz içerisinde hem garaj inşaası hem de depo olarak kullanılan yapıların bulunduğunu, bu yapıların hem kendisi, hem de kendisinin onayı ile komşuları tarafından kullanıldığını, taşınmaz üzerindeki yapıların kadastro tespitinden çok eski yıllara ait olduğunu, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunduğunu ve taşınmaza ait tüm emlak vergilerini ödediğini açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davanın davacısı …’in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.