Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/731 E. 2023/3139 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/731
KARAR NO : 2023/3139
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1670 E., 2021/2712 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/218 E., 2019/329 K.

Taraflar arasındaki şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davalılar vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekilleri Av. … ve Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalılar arasında adi yazılı şekilde düzenlenen 03.04.2014 tarihli “…. Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile müvekkilinin, mülkiyeti Hazineye ait İstanbul ili, … ilçesi, …. Mahallesi, 261 ada 5 parselde bulunan 2/B arazisi üzerindeki hak sahipliğini, Milli Emlak Müdürlüğü’ne ödenmesi gereken 8.782.400,00 TL ile müvekkiline ödenmesi kararlaştırılan 6.000.000,00 TL toplamı 14.782.400,00 TL karşılığında davalılara sattığını, anılan taşınmazın davalılar adına tescili için müvekkili tarafından noterde düzenlenen 03.04.2014 tarihli muvafakatnamenin verildiğini,

2. Sözleşmenin 7 nci maddesinde ayrıca, dava konusu 261 ada 5 parsel sayılı 5.132,80 m² alanlı arsanın, ekteki krokide gözüken ….’a ait konutun yer aldığı 600 m²’lik kısmının ifrazı ile oluşturulacak yeni parselin davalılar tarafından tapuda ….’a devredileceğinin, buna karşılık bahsi geçen arsanın bitişik köşesinde bulunan …..’a ait 342,38 m2 alanlı 487 parsel sayılı taşınmazın müvekkilince davalılara devredileceğinin kararlaştırıldığını,

3. Sözleşme gereğinin yerine getirilerek, 261 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 6292 sayılı yasa uyarınca 15.05.2014 tarihli satış işlemi ile tapuda davalılar adına 1/2’şer hisseli olarak tescil edildiğini, ancak davalılarca sözleşme tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde yapılması gereken 600 m²’lik kısmın devir işleminin yerine getirilmediğini, bunun üzerine noterde düzenlenen 24.2.2016 tarihli ihtarname ile davalı tarafa, sözleşmenin 7 nci maddesi uyarınca 600 m²’lik kısmın devir işlemlerini yerine getirmelerinin ihtar edildiğini, buna karşılık davalılarca noterde düzenlenen 14.04.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmenin satış vaadine ilişkin maddelerinin kanunen aranan geçerlilik şartlarına uygun düzenlenmediğinden geçersiz olduğu iddia edilerek, taleplerin yerine getirilmeyeceğinin bildirdiğini,

4. Davalıların kötüniyetli olarak sözleşmedeki edimlerini yerine getirmekten kaçındıklarını ileri sürerek, davalılar adına kayıtlı 261 ada 5 parsel sayılı taşınmazda müvekkiline ait konutun yer aldığı 600 m²’lik kısmın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini; olmadığı taktirde dava konusu taşınmaz bölümünün dava tarihi itibariyle belirlenecek değerinin, sözleşmede belirtildiği üzere taşınmazın devri için tanınan 2 yıllık sürenin sona ermesinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, tapulu bir taşınmaz olan dava konusu 5 no.lu parselin 600 m²’lik kısmının devri vaadinin, satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olup, noter huzurunda resmi şekilde yapılması gerektiğini, davacı tarafın ise adi yazılı şekilde düzenlenmiş olan sözleşmenin 7. maddesine dayanarak kendisine tapu devri yapılmasını talep ettiğini, davaya konu 600 m²’lik bu kısmın müvekkillerine ait 5 no.lu parselden ifrazının inşaat ve imar hukuku açısından mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini,

2. Öte yandan davacı tarafça, taşınmazın 293,80 m²’lik kısmının yola terk edilmesi gerektiğinin müvekkillerine bildirilmediğini, bu kısmın yol olarak terkin edilmesi nedeniyle müvekkillerinin zararı olan 846.143,00 TL’nin davacı tarafından karşılanması gerektiğini; ayrıca davacının, sözleşmenin 7 nci maddesi gereği tapuda adına kayıtlı 487 parsel sayılı taşınmazı müvekkillerine devretmeden dava konusu yeri isteyemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 261 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacının 6292 sayılı Yasa uyarınca hak sahipliğinin bulunduğu, davacı ile davalılar arasında adi yazılı şekilde düzenlenen 03.04.2014 tarihli sözleşme ile davacının, hak sahipliğinden kaynaklanan alım hakkını davalıların kullanmasına muvafakat ettiği, tarafların temelde anlaştıkları sözleşme hükümleri çerçevesinde hareket ederek taşınmazın davalı tarafça satın alınmasının sağlandığı, davalıların taşınmazı satın alıp tapuda adlarına tescil ettirdikten sonra sözleşmenin şekil şartına aykırı olduğundan bahisle geçersizliğini ileri sürmesinin TMK’nın 2 nci maddesinde belirtilen dürüstlük kurallarına uymadığı ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu anlaşıldığından bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği,

2. Taraflar arasındaki sözleşmenin 7 nci maddesinde 600 m²’lik alanın ve 487 parselin eş zamanlı olarak devredileceğinin kararlaştırıldığı, mahallinde yapılan keşif sonrası sunulan 06.09.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda da taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacının talep edebileceği yerin (D) harfi ile gösterildiği ve söz konusu yerin ifrazının mümkün olduğunun belediye tarafından bildirildiği,

3. Davalı tarafça, yola terk hususu ileri sürülerek bunun bedelden indirilmesi gerektiği savunulmuş ise de Milli Emlak Müdürlüğü tarafından, yola terk edilen kısmın dikkate alınarak davalıların bedel iadesi talebinin kabul edildiği, aynı şekilde davacının talep edeceği 600 m²’lik alan yönünden de fen bilirkişisi tarafından yola terk durumunun değerlendirilerek oranlama yapıldığı, bu çerçevede davalı tarafın yola terkten kaynaklanan bir alacak hakkının bulunmadığı kanaatine varıldığı,

4. 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporu ile de taşınmazların değerinin belirlendiği ve uygulanan sözleşme hükmü çerçevesinde takas hali nazara alınarak, dava değerinin her iki bedel arasındaki fark olan 664.050,00 TL olarak esas alındığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca karşılıklı edimlerin eş zamanlı devrinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve eş zamanlı olarak, davalılar adına kayıtlı 261 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 06.09.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (D) harfi ile gösterilen 563,73 m²’lik kısmına ilişkin davalı paylarının iptali ile davacı adına tesciline ve 487 parsel sayılı taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2’şer paylı olarak davalılar adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış olan dava konusu sözleşmenin trampa vaadine ilişkin kısmının şekle aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, verilen karar ile oluşturulmaya çalışılan mülkiyet rejiminin Türk Hukuk sisteminde yerinin olmadığını ve kararın infaz kabiliyetinin bulunmadığını,

2. Davacı tarafından müvekkillerine dava konusu taşınmazın 5.132,80 m² olarak vaad edildiğini, ancak yola terk nedeniyle taşınmazın alanının daraldığını, bu nedenle müvekkillerinin uğramış olduğu zararın davacıdan tazmin edilmesi gerektiğini,

3. Taraflar arasındaki sözleşmenin ekinde yer alan krokinin üzerine taraflarca düşülen nota göre ifraz yapılsa dahi parselin boyutlarını, geometrik şeklini belirleme yetkisinin müvekkillerine ait olduğunu, fen bilirkişisi raporu doğrultusunda verilen karar ile müvekkillerine tanınan söz konusu seçim hakkının ellerinden alınmış olduğunu,

4. Kararın içerik itibariyle kısmen kabul kısmen ret hükmünü haiz olması karşısında, yargılama giderlerinin tamamından müvekkillerinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan 03.04.2014 tarihli sözleşmenin 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddelerinde yazılı edimlerin karşılıklı olarak yerine getirilmiş ise de 7 nci maddesinde yazılı edimlerin yerine getirilmediği, sözleşmenin bu maddesine göre dava konusu taşınmazların trampa yoluyla devrine ve karşılıklı edimlerin ifasına karar verilmiş olduğundan, davalı tarafça resmi şekil şartının yerine getirilmediğinin ileri sürülmesinin TMK’nın 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma ilkesine aykırı olduğu,

2. Bilirkişi raporu ve belediye cevabi yazısı ile tüm dosya kapsamından, dava konusu 5 No.lu parsel üzerinde (D) harfi ile gösterilen kısmın ifrazının mümkün olduğu ve yerel mahkeme kararının infaz kabiliyetinin bulunduğu anlaşıldığından, davalılar vekilinin bu hususlara yönelik istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı,

3. İlk Derece Mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlenen 03.04.2014 tarihli sözleşmenin trampa vaadine ilişkin kısmının şekil şartı yönünden geçerli olup olmadığı, kararın infaz kabiliyetinin bulunup bulunmadığı ve eksik incelemeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.