Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2023/2512 E. 2023/5308 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2512
KARAR NO : 2023/5308
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/309 E- 2022/111 K
HÜKÜM : Reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece 13.10.2021 tarih, 2021/1769 E- 2021/6759 K sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı …’dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul 7 İcra Müdürlüğü’nün 2015/21636 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan haciz zaptının aciz vesikası hükmünde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı Başakşehir ilçesi, 1286 ada, 16 parselde bulunan C Blok 16. Kat, 66 nolu bağımsız bölümün kaydında yer alan ipotek ile beraber davalı …’e devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının muvazaa iddiasının yersiz olduğunu beyan ile davanın reddini istemiştir.

Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının dosyaya geçerli bir aciz vesikası ibraz etmediğini, dava konusu taşınmazın rayiçe uygun satıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2015/372 Esas, 2018/83 Karar sayılı kararıyla; taşınmaz değerinin 892.084,08 TL olduğu, ancak taşınmazın 860.000.00 TL bedelle satıldığının görüldüğü, taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile rayiç değerinin birbirine yakın olduğu, arada herhangi bir misli farkın bulunmadığı, dosyaya sunulan deliller ve belgeler incelendiğinde davalı … ile diğer davalı borçlu … arasında akrabalık, arkadaşlık ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişinin bildiği yada bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığında ispat edilemediği, davalı …’ın tasarrufun konusu borçları bilmesini gerektirecek açık bir emare de olmadığından yasal şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Hukuk Dairesinin 15.11.2018 tarih, 2018/1413 Esas, 2018/1321 Karar sayılı kararıyla; mahkemece, tasarruf tarihindeki ipotek borcu miktarı ile ipoteğin kim tarafından, ne şekilde, hangi şartlarda kaldırıldığı, ödemenin kim tarafından yapıldığı, ipotek alacaklısı bankadan sorularak belirlenmeli ve tasarruf tarihinde gerçek değeri 892.000,00-TL civarında olan bir taşınmazın üzerindeki ipotekle birlikte satın alınması halinin gerçek değerinin çok üstünde bir bedelle satın alma halini oluşturup oluşturmayacağı ve bu şekilde satın almanın hayatın doğal akışına aykırı bir durum olup olmadığı da tartışılıp değerlendirilmelidir.

Mahkemece, açıklanan bu hususlar üzerinde hiç durulmadan yazılı biçim ve gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi HMK.m.353/1-a/6 kapsamında davacı taraf delillerinin toplanmaması ve hiç değerlendirilmemesi halini oluşturacağından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği sonucuna karar verilmiştir.

V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2020 tarih, 2018/552 Esas, 2020/96 Karar sayılı kararıyla; mahkemece; Türkiye Finans Katılım Bankasın müzekkere yazılarak tasarruf tarihindeki ipotek borcu miktarı ile ipoteğin kim tarafından ne şekilde hangi şartlarda kaldığı ve ödemenin kim tarafından yapıldığı hususları sorulduğu, bankaca verilen 05.04.2019 tarihli cevabi yazıda, gayrimenkul satışı yapılacağından müşteri hesabına 06.08.2015 tarihinde Ziraat Bankası’ndan … tarafından 1.100.000 TL EFT geldiği, ilgili tutar ile müşterinin bireysel kredisinin kapatıldığı, hesapta kalan 805.869,61 TL nin ise nakit çekilerek müşterinin şirket hesabı Beş-kar Gıda hesabına yatırıldığı, teminat blokesine alındığı, 12.08.2015 tarihinde teminata alınan tutar ile Beş-Kar Gıda kredi tahsilatı yapıldığı, ipoteğin 07.08.2015 tarihinde fek edildiği, buna göre de davalıların iddiasının doğrulandığı, ipoteğin dava konusu taşınmazı satın alan davalı … tarafından kaldırılmış olduğu, tasarruf tarihinde gerçek değeri 892.000,00 TL civarında olan bir taşınmazın üzerindeki ipotekle birlikte toplamda 1.100.000,00 TL’ye satın alınması halinin, aradaki fark dikkate alındığında gerçek değerinin çok üstünde bir bedelle satın alma halini oluşturmayacağı kanatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

VI. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Hukuk Dairesinin 19.11.2020 tarih, 2020/1475 Esas, 2020/3777 Karar sayılı kararıyla; ipotek bedelinin de satın alma tarihinde davalı alıcı tarafından ödendiği, ödenen ipotek bedelinin, ipoteğin konulmasına neden olan borcu karşılar nitelikte olması nedeniyle de ipoteğin fek edilmiş olduğunun belirlenmiş bulunmasına ve ayrıca davalıların aynı köyden olmaları ve sosyal paylaşım sitesinde arkadaşlık yapmış olmaları nedeniyle davalıların birlikte hareket ettikleri, satışın muvazaalı olduğu, davalı alıcının satıcının içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarından mal kaçırma amacını bildiği veya bilmesi gerektiğini kanıtlamak bakımından tek başına yeterli olmamasına göre; yazılı biçim ve şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik tespit edilemediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 13.10.2021 tarih, 2021/1769 Esas, 2021/6759 karar sayılı ilamında “…Davacı vekili davalıların aynı köy nüfusuna kayıtlı olmaları haricinde davalı borçlunun eşinin kızkardeşinin soyadının, davalı 3. kişinin soyadı da olan “Sarışahin” olduğunu, davalı borçlu ile davalı 3. kişi arasında akrabalık ilişkisinin de bulunduğunu beyan etmesine göre, Mahkemece davalılar arasındaki akrabalık ilişkisi de belirlenerek, tasarrufun İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İstanbul 43.Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadan aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihi itibariyle değerinin 892.084,08 TL olduğu, taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile satış değerinin birbirine yakın olduğu istinaf ilamı sonrası dosya arasına alınan nüfus kayıtları ile kolluk araştırması göz önüne alındığında tarafların birbirleriyle akrabalıklarının bulunmadığı, davalıların farklı mahallelerde nüfusa kayıtlı oldukları, taraflar arasında yapılan satış işleminin gerçek bir satış olduğu kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada mevcut nüfus kayıtlarından görüleceği üzere davalı borçlu …’ın eşinin …’ olduğu, dava dışı … da diğer davalı …’in nüfusta kayıtlı olduğu Isparta İli, Sütçüler İlçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, davalılar arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu, davalıların birbirini tanıdığı, İİK 280 hükmüne göre aralarındaki tasarrufun iptale tabi bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanu’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanun’un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen ilk derece mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından davalılar arasında akrabalık ilişkisi veya tanıdıklık ilişkisi olduğunun da ispat edilememiş olmasına göre, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.