YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1584
KARAR NO : 2023/2159
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2008/4 E., 2015/15 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece
Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Diyarbakır ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 1 parsel sayılı 5.718.117,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … ve arkadaşları dava dilekçelerinde; tapu ve vergi kaydına dayanarak, Diyarbakır ili … ilçesi … Köyü 101 ada 1 parsel içerisinde farklı farklı yerlerde babalarından kalan tasarruflarında olan yerler olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
3. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5304 sayılı Kanunla değişik 4 üncü maddesi uyarınca 2008 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2015 tarih ve 2008/4 Esas, 2015/15 Karar sayılı kararıyla, fen bilirkişi raporunda 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 7/1 ile gösterilen dava konusu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, bu taşınmazlar yönünden davanın reddine; aynı raporda 7/2 ile gösterilen taşınmaz açısından ise, davacı tarafından ibraz edilen arazi kayıt örneğinin miktar ve hudutlarının anılan taşınmazı kapsadığı, bir an için ilgili kaydın dava konusu taşınmaza uymadığı düşünülse dahi bu kez davacının zilyetlikle kazanım koşullarını yerine getirdiğinin kabulü gerekeceği, davacının dava konusu taşınmazı eklemeli zilyetlikle 20 yıldan fazla süredir nizasız ve fasılasız zilyetliğinde bulundurduğunun mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarıyla sabit olduğu, ayrıca taşınmazın orman bilirkişi raporu doğrultusunda orman sayılan yerlerden olmadığı gerekçeleriyle, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi Sertaç …’in 27/11/2014 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisinde 7/2 olarak gösterilen 7.425,90 m2’lik kısmın bu taşınmazdan ifrazı ve birliğin en son parsel numarası ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda 7/2 ile gösterilen taşınmaz bölümünün de orman sayılan yerlerden olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının eksik araştırma ve inceleme ile yanlı mahalli bilirkişi beyanlarına dayanılarak verildiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, fen bilirkişi raporunda 7/2 olarak gösterilen taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve davacının anılan taşınmaz yönünden zilyetlikle kazanım koşullarını sağlayıp sağlamadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ( 1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci maddeleri ile 6831 Orman Kanunu’ nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci ve devamı maddeleri,
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 7/2 ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, dava ve temyize konu 7/2 ile gösterilen taşınmazın terekeye mi yoksa tek başına mirasçı davacının kendisine mi ait olduğu yönünde araştırma yapılmadığı gibi, anılan yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde yapılan araştırmada da en eski tarihli hava fotoğrafı üzerinde orman bilirkişisi tarafından yapılan gösterimin denetime elverişli olmadığı, yine zilyetlik araştırması yönünden de gerçeğin bir resmi olan kadastro tespit tarihinden 15 – 20 – 25 yıl önceki hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
2. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava ve temyize konu taşınmazın terekeye mi yoksa davacının tek başına kendisine mi ait olduğu yönünde araştırma yapılması gerektiği, zira davacı …’ın hükme esas alınan bilirkişi raporunda 7/2 ile gösterilen temyize konu taşınmazın babasından kendisine kaldığını belirterek adına tespit ve tescilini istediği ve dosya kapsamından kendisi dışında mirasçıların bulunduğunun anlaşıldığı gözetilerek; bu doğrultuda çekişmeli taşınmazın babasından kendisine ne şekilde kaldığı, hangi hukuksal nedene dayanarak (taksim, bağış, satış vs.) adına müstakilen tespit ve tescil talebinde bulunduğu davacıdan sorularak açıklattırılmalı; davacıya, bu yöndeki iddiasını ispat imkan tanınmalı; davacının, bu hususu ispatlayamaması durumunda taşınmazın terekeye ait olduğu değerlendirilerek, tereke adına karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir.
Öte yandan; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflarının tamamı ve varsa amenajman planı ile davacı … tarafından 7/2 ile gösterilen temyize konu yer bakımından dayanılan vergi kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp orijinal – renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; yine kadastro tespit tarihinden 15 – 20 – 25 yıl önceki hava fotoğrafları getirtilip, stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar – ihyaya konu olup olmadığı hususlarını, olmuş ise imar – ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar – ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve ayrıca taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar – ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar – ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve tespitlerine esas alınan kayıtlardan yararlanılarak, dayanak vergi kaydı yöntemince zemine uygulanıp kapsamı tam olarak belirlenmeli; komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisi heyetinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; ayrıca davacı, eklemeli zilyetliğe dayandığından 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tespit ve tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde zilyetlik yoluyla belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorularak, aynı Kanunun 3/7/2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın -davacı … tarafından dayanılan vergi kaydının çekişme konusu yere uyup uymadığının belirlenmesi hususunda yapılacak uygulamanın sonucu doğrultusunda- aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, davacı tarafça, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 7/2 ile gösterilen dava ve temyize konu taşınmazın, 101 ada 1 sayılı orman parseli kapsamında kaldığından bahisle dava açılmış olup, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda bu taşınmazın 127 ada 1 sayılı orman parseli içinde kaldığı belirtilmesine rağmen, kadastro hakiminin doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğu göz ardı edilerek, dava ve temyize konu taşınmazın hangi parsel içinde kaldığı kesin olarak belirlenmeksizin, 101 ada 1 parsel hakkında hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.