Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2033 E. 2023/3477 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2033
KARAR NO : 2023/3477
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/63 E., 2022/324 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi ve tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin kayden maliki oldukları 101 parsel sayılı taşınmaza komşu olan taşınmazda davalının tütün işleme tesisinin yarattığı gürültü, toz, duman, sarsıntı ve kokunun katlanılamayacak boyutta olduğunu ileri sürerek davalının komşuluk hukukuna aykırı davranışlarının giderilmesi ve davacılar için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; taşınmazı dava dışı üçüncü kişiden kiraladığını, tesisin belediye onayıyla kurulduğunu, yapılan ölçümlerde faaliyetin yasal sınırlarda olduğunun belirlendiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; el atmanın önlenmesi isteminin kabulüne, davacılar için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince: “…Mahkemece, uzman bilirkişilerin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılarak, önceki bilirkişi raporlarında var olan çelişkileri giderecek biçimde ve davalının tesisinden kaynaklanan gürültü, toz ve kokunun tahammül sınırlarını aşıp aşmadığının saptanması ayrıca, tahammül sınırının aşıldığının belirlenmesi halinde, bu rahatsızlığın giderilebilmesi için alınması gereken tedbirlerin raporda gösterilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, kabule göre de 6098 sayılı BK’nın 56 ncı maddesi gereğince, bedensel bütünlüğün zedelenmesi, ağır bedensel zarar veya ölüm halinde manevi tazminata hükmedilebileceğinden ve somut olayda davacıların bedensel bütünlüğüne yönelik bir zarar oluştuğu kanıtlanamadığı halde manevi tazminatın hüküm altına alınmasının da doğru olmadığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, davalı işletmenin müdahalesinin men’ine ve davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

4. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince karar: “…davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tamamen yerine getirilmediği, keşif sırasında davalı işletmenin tam kapasite ile çalıştırılmadığı, bu nedenle mevcut çalışma kapasitesinde tahammül sınırlarını aşan bir durumun tespit edilemediği, varsa tarafların bildirecekleri tanıklar dinlenerek ve gerektiğinde işletmenin üretim performansı uzman bilirkişiler tarafından incelenerek, dava tarihinden öncesine dayalı dönemden itibaren, davalının çalışma kapasitesinin tespitinin gerektiği, yapılacak inceleme ve araştırmalar neticesinde davalı işletmenin keşif sırasında belirlenen kapasite ile faaliyet gösterdiğinin belirlenmesi halinde davacılar aleyhine zarar verici bir eylem olmadığından davanın reddine, dönemsel olsa dahi keşif sırasında belirlenenin üzerinde bir kapasite ile faaliyet gösterdiğinin ve bunun davacılar aleyhine zarar verici bir eylem oluşturduğunun tespit edilmesi halinde ise davacı tarafın talep ettiği gürültü, toz ve kokunun önlenmesi için davalı tarafın alması gereken tedbirlerin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi ve bu tedbirler alınmak suretiyle komşuluk hukukuna aykırı davranışın önlenmesi için infaza elverişli hüküm kurulması…” gerektiğine değinilerek bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…şirketin çalışma kapasitesine yönelik bilgi ve belgeler incelendiğnde, kapasite raporlarında tütün işleme süresinde kampanya döneminin 75 gün olarak belirlendiği, fabrikanın tam kapasite ile çalışmadığı, davalı tanık beyanlarında fabrikanın tam kapasite ile çalışmadığının belirtildiği, davacı tarafın bildirdiği tanıkların bu hususta bilgilerinin olmadığı, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davalı fabrikanın tam kapasite çalışmadığı sonucuna ulaşılmış ve bu çerçevede fabrikanın çalışmasından kaynaklı durumun tahammül sınırlarını aşmadığı, davacıların bedensel bütünlüklerine yönelik bir zarar oluştuğu kanıtlanmadığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket sorumlularının gürültüye sebep olmaktan dolayı ceza aldıklarını, davalı tanıklarının yanlı beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, Yargıtay bozma ilamlarının çelişkili olduğunu, manevi tazminat talebinin de kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 683 üncü maddesinde “Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanunun 737 nci maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.

3 Değerlendirme
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de; kurulan hüküm ve gerekçesi dosya kapsamına uygun bulunmamıştır. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 27.02.2020 tarihli bozma ilamında, fabrikanın belirli dönemlerde faaliyet göstermesi halinde dahi hoşgörü sınırlarını aşacak ve sağlığa zararlı bir faaliyetinin olması durumunda bahsedilen toz, duman, koku ve gürültünün hangi tedbirler alındığında giderilebileceğinin infaza elverişli rapor alınarak ve komşuluk hukukuna aykırılığın hangi tedbirlerle giderilmesi gerektiği belirlenerek hüküm kurulması üzerinde durulmasına karşın bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir.

O halde Mahkemece yapılması gereken iş; makine mühendisi, ses uzmanı, halk sağlığı uzmanı ya da çevre mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetiyle taşınmaz başında keşif yapılarak, fabrikanın incelemeye esas olarak çalıştırılması ya da çalışma döneminde inceleme yapılarak hoşgörü sınırlarını aşacak ve sağlığa zararlı olacak şekilde toz, duman, koku, gürültü gibi tahammül edilemeyecek unsurların olup olmadığının tespit edilmesi, komşuluk hukukuna aykırılığın tespit edilmesi durumunda ise bunların hangi tedbirlerle giderilebileceğinin hükümde belirtilerek infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.06.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.