YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3495
KARAR NO : 2023/1502
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/160 E., 2021/610 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.11.2019 tarihli ve 2016/11980 Esas 2019/7432 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … ilçesi, … Köyü, çalışma alanında ve davacı … ve … adına tapuda kayıtlı bulunan eski 120 parsel sayılı 16.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 230 ada 4 parsel numarasıyla ve 16.512,79 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildikten sonra, davacı …’in itirazı kadastro komisyonunca kabul edilerek 16.594,63 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacılar … ve … vekili dava dilekçesinde, vekil edenlerinin 120 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, yenileme çalışmaları sırasında vekil edenlerinin taşınmazının sınırlarının doğru belirlenmediğini, sınır kayması yapıldığını, vekil edenlerine ait su pompası ve doğal bir set şeklinde sınır boyunca dikilmiş ağaçların sınırın dışında bırakıldığını açıklayarak, dava konusu taşınmazda meydana gelen yüzölçümü eksikliğinin giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın husumet yönünden ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/176 Esas, 2016/30 Karar sayılı Kararı ile husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.11.2019 tarihli ve 2016/11980 Esas, 2019/7432 Karar sayılı ilamında “Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olup, bu tür davalarda husumetin, yapılan tespit sonucunda, itiraz edenin taşınmazı aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmaz maliklerine yöneltilmesi gerekir. Ancak, uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Davanın kime yöneltilmesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulabilmesi için, öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan azalmaların hangi nedenden kaynaklandığının uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanması ve ulaşılacak sonuca göre; davacılara ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde, Hazineye husumet yöneltilerek davanın açılması yeterli görülmeli, davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin, komşu taşınmazlardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise, komşu parsel maliklerinin davaya dahil edilmesi için davacıya imkan ve süre verilmeli, bu şekilde davacı tarafça 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi uyarınca yöntemince taraf teşkilinin sağlanması halinde, davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir…” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tesis kadastrosunda yol olarak bırakılan kısmın davacının kullanımında olduğu ve su kuyusu bulunduğu, dava konusu taşınmazın sınırının tesis kadastrosunda sınırlandırılma hatası yapılarak zemindeki kullanıma aykırı belirlendiği, yenileme kadastrosunda da bu hatanın düzeltilmediği, teknik ve bilimsel veriler içeren, denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlendiği, uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması nedeniyle Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile davacılara ait taşınmazın uygulama kadastro tespitinin iptaline, davanın kabulü ile … ili, … ilçesi, … Mahallesi, eski 120 parsel yeni 230 ada 4 parsel sayılı parsele ilişkin uygulama kadastro tespitinin iptali ile dosyada mevcut fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 04.06.2021 tarihli rapor ekindeki krokide A harfiyle gösterilen 189,05 m2 yüzölçümlü kısmın 230 ada 4 parsele eklenmesine, … ili, … ilçesi, … Mahallesi, eski 120 parsel yeni 230 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 16.783,68 m2 yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayrıca taraflarına husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve çelişkili olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre, uyuşmazlık uygulama kadastrosu tespitine itiraz üzerine verilen kararın usul ve kanuna uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,15.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.