YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8142
KARAR NO : 2023/1650
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/63 E., 2021/82 K.
HÜKÜM/KARAR : Hak düşürücü süreden ret/karar verilmesine yer olmadığı
Taraflar arasındaki yörede yapılan uygulama kadastrosunun askı ilan süresi içerisinde açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı … yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Uygulama kadastrosu sırasında, … ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında ve tapuda … adına kayıtlı bulunan eski 119 ada 72 parsel sayılı 1.542,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1.598,38 metrekare yüzölçümlü olarak; 119 ada 75 parsel sayılı 2.221,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2.187,29 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait 119 ada 72 parsel numarası alan taşınmazın bir bölümünün, komşu 119 ada 75 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edildiğini ileri sürerek askı ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı taraf aşamalardaki beyanlarında,davanın haksız olduğunu öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kadastro Mahkemesi’nin 20.5.2016 tarih ve 2016/29 Esas 2016/40 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, dava konusu 119 ada 72 ve 75 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.2.2020 tarih ve 2016/16271 Esas 2020/295 Karar sayılı kararıyla “Uygulama kadastrosunun genel amacının, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi olup mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak veya çözmek olmadığı, Davacı …’ın gerek dava dilekçesinin içeriğinden gerekse keşifteki beyanlarından, tapuda adına kayıtlı taşınmazın sınırlarına ilişkin gösterimleri ve tüm dosya kapsamından, davanın uygulama kadastrosuna yönelik olmadığı, tesis kadastrosundan önceki nedenlere ve mülkiyet hakkına dayalı olduğunun anlaşıldığı; kadastro tespiti kesinleşen taşınmazlar hakkında mülkiyet iddiası ile açılacak davalarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ve mahkemece görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğine” değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma kararı sonucunda dosya ilk önce Kadastro Mahkemesi’nin 2020/8 Esas sırasına kaydedilmiş ve mahkemece bozma ilamı doğrultusunda Asliye Hukuk Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmiş ve iş bu dava, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/63 Esasına kaydedilmiş ve kargılamaya devam olunmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… Dosyada mevcut tapu kayıtları ve kadastro tutanaklarından dava konusu 119 ada 75 parsele ilişkin kadastronun 02/05/1998 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiğii, teknik bilirkişi raporlarına göre tesis ve uygulama kadastro sınırının aynı olduğu ve dolayısıyla 1998 yılında kesinleşen kadastro sınırlarının davacının iş bu davada iddia ettiği gibi olmadığı; davacının iddiasının bu haliyle kadastro öncesi nedene dayalı olduğu; tesis kadastrosunda belirlenen sınırlara yönelik olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığı” gerekçesiyle davanın, dahili davalı … yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı (taşınmazı yargılama sırasında kayden satın alan) … yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı …, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.