YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7916
KARAR NO : 2023/4821
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/139 E., 2015/583 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul (Kapatılan) 69. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2015/139 Esas, 2015/583 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
1. Suç işleme kastı ile hareket etmemesi sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi talebine,
3. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde şüphe üzerine durdurulan araçta bulunan ve üzerinde nüfus cüzdanı bulunmayan sanığın, hakkında çıkarılan yakalama emrinden kaçmak amacıyla kolluk kuvvetlerine arkadaşı … …’in kimlik bilgilerini söylediği ve bu şekilde beyan üzerine tanzim olunan kimlik tespiti tutanağını imzaladığı anlaşılmıştır.
2. Sanık, üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir.
3. Suça konu 11.02.2015 tarihli resmi belge dava dosyasında mevcuttur.
4. Sanığa ait resmi nüfus kayıt örneği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden denetlenmekle, sanığın, 26.05.1989 doğumlu olduğu belirlenmiştir.
5. Sanığın güncel adli sicil kaydı, UYAP ortamından temin olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Beraat Talebi Yönünden
Sanığın üzerine atılı suçu ikrarı ve dava dosyasında mevcut, Olay ve Olgular başlığı altında (3) numaralı paragrafta belirtilen resmi belge karşısında Mahkemece dosyanın tekemmül ettirilmesi neticesinde şekli suç niteliğinde bulunan eylemin sübuta erdiğinin kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Talebi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinde; “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tatbiki yönünden aranan kanunî bir koşuldur.
Güncel adlî sicil kaydına göre sanığın, kasıtlı suçlardan birden fazla mahkûmiyetinin bulunduğu ve bunlardan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2012 tarihli ve 2012/1995 Esas, 2012/2508 Karar sayılı kararı ile kasıtlı suçtan neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine dair kararın, 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tekerrüre esas teşkil ettiği saptanmıştır.
O hâlde, somut olayda sanığın, kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunması karşısında Mahkemece, takdiren değil, kanunen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel bulunduğu, kaldı ki bu durumun Mahkemece değerlendirildiği ve “Sanığın sabıkalı kişiliği, geçmişi, suç işleme hususundaki eğilimi, hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması dikkate alınarak” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sair Hususlar Yönünden
1. Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 250 ve 251 … maddelerindeki “Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 … maddesin (d) bendiyle; “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan; “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usûlü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kayden 26.05.1989 doğumlu olan sanık hakkında kurulan hükümde, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine esas alındığı belirtilen ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği belirlenen İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2012 tarihli ve 2012/1995 Esas, 2012/2508 Karar sayılı kararında tekerrüre esas alınan Siirt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2005/854 Esas ve 2007/250 Karar sayılı ilâmına konu suçun, 31.12.2014 tarihinde işlendiği, sanığın mezkûr suç tarihinde 18 yaşından küçük olmakla bahse konu ilâmın tekerrüre esas alınamayacağı gözetilerek İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2012 tarihli ve 2012/1995 Esas, 2012/2508 Karar sayılı kararına karşı olağanüstü kanun yoluna başvurulması, sanığın adli sicil kaydında bulunan diğer ilâmların değerlendirilmesi neticesinde ikinci kez mükerrirlik durumunun tespitinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan, (C-1), (C-2), (C3) paragraflarında açıklanan nedenlerle İstanbul (Kapatılan) 69. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2015/139 Esas, 2015/583 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.