YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2569
KARAR NO : 2023/3612
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/338 E., 2022/426 K.
KARAR : Asıl ve karşı davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen asıl davada ecrimisil, karşı davada tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmazın herhangi bir hakka dayanmaksızın davalı tarafından işgal edildiğini belirterek el atmanın önlenmesini ve ecrimisil talep etmiş, karşı davaya zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazda 1994 yılından bu yana kiracı olduğunu ve 1997 yılına ait tarla icar protokolünün bulunduğunu, kira bedellerinin ödendiğini, bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, görevsizlik kararı verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı tarafından İl Tarım Müdürlüğünden alınan destek primleri nedeniyle tazminat talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2016 tarih ve 2015/396 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararı ile somut olayda taraflar arasında tarla icar protokolü bulunduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.09.2020 tarih ve 2018 2018/5705 Esas, 2020/5113 Karar sayılı kararı ile dosyaya sunulan tarla icar protokolünde yer alan imzanın Adli Tıp Kurumunca davacıya ait olduğunun tespit edilemediği, taraflarca geçerli bir kira ilişkisinin ileri sürülmediği, karar aşamasında sunulan 1997 tarihli kira sözleşmesi de süresi içerisinde ileri sürülmediğinden delil olarak değerlendirilemeyeceği, davacının talebi de ecrimisil olduğundan, Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesinin varlığının kabul edilmesi hâlinde, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; bozma ilâmına uyularak bozma ilâmı doğrultusunda yapılan araştırmada alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabul edildiği ve sulu tarım arazisi olarak yapılan hesaplamaların dikkate alındığı, davacı vekili tarafından el atmanın önlenmesi talebi yönünden tamamlama harcının yatırıldığı, ecrimisil talebi yönünden ise ıslah dilekçesi sunulmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava konusu taşınmaza davalının yapmış olduğu el atmanın önlenmesine, 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 05.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı dava yönünden yapılan incelemede ise; öncelikle davalı-karşı davacı tarafın zamanaşımı itirazının incelenmesi gerektiği, davacı-karşı davalının mazot parasını ödemeyeceğinin asıl davanın açılması ile davalı tarafça anlaşıldığı, davacı-karşı davalının karşı dava dilekçesine verdiği cevapta da mazot parasını ödemeyi kabul etmediği, o yüzden davalı-karşı davacının mazot parasını geri isteme yönünden dava hakkı olduğunu bu sırada öğrenmiş olduğu, hakkının bu sırada doğduğu, bu sebeple 2 yıllık zamanaşımı süresinin karşı davanın açılış tarihinde dolmadığı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden 08.02.2022 tarihinde gelen cevabi yazıda kendi veya kiralama yolu ile başvuruda bulunarak ÇKS kaydı olan çiftçilere destekleme ödemesi yapıldığının bildirildiği, taşınmazı davalının kullandığı, onun tarafından ekilip biçildiği dosya kapsamı ve tarafların beyanları ile de sabit olduğu, bu sebeple destekleme parası alması gerekenin taşınmazı eken, biçen, bu sebeple harcama yapan kişiye ait olduğu gerekçesiyle, karşı davanın kabulüne 27.801,60 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan (mirasçılarından) alınarak karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin kiracı olduğunu, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu, bozma ilâmında eksik inceleme yapıldığını, dosyaya sunulan sözleşme ve bonolardaki imzanın incelenmesi yapılmış ise de yazıların incelemesinin yapılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, karşı davanın kabulünün doğru olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; karşı dava ise, tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyi niyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazına gelince;
a. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 77 nci madde hükmüne göre; “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.”
b. Görüleceği üzere, sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir.
c. Sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre zamanaşımı süresi, 6098 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinde 2 ve 10 yıllık süreler olarak öngörülmüştür. Ancak bu sürenin işleyebilmesi için davacı tarafın verdiğini geri istemeye hakkı olduğunu öğrenmiş olması gerekir. Bu durumda zamanaşımı, davacının dava açmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar.
d. Somut olayda, dava konusu taşınmazın davalı-karşı davacı tarafından uzun süredir kullanıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dosya kapsamında yer alan İl Tarım Müdürlüğü müzekkere cevabına göre, destekleme primlerinin davacıya ödendiği sabittir. Asıl davada ileri sürülen ecrimisil talebi üzerine açılan karşı davada ise, destekleme primlerinin davacı-karşı davalı tarafından alınması nedeniyle tazminat talep edilmiş, süresi içinde verilen cevap dilekçesi ile davacı-karşı davalı zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Her yıl İl Tarım Müdürlüğü tarafından destekleme priminin kendisine ödenmediğini bilebilecek durumda olan davalı bakımından zamanaşımı süresinin öğrendiği tarihten itibaren başlatılarak hesaplama yapılması gerekirken Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hüküm bozulmuştur.
VI. KARAR
1. Yukarıda V-C-3-1 inci paragrafta açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda V-C-3-2 nci paragrafta açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilâmının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.