YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1810
KARAR NO : 2023/3619
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/439 E., 2022/371 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil ikinci kademede temliken tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalı ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu 127 ada 74 sayılı parseldeki taşınmazın maliki olduğunu, bu parsele komşu 75 No.lu parselin maliklerinin yaptıkları iki katlı kargir binanın taşkın inşaat sebebi ile vekil edenine ait taşınmaza tecavüzünün olduğunu belirterek tecavüzün önlenmesini, tecavüz edilen kısmın kal’ini, bu talepleri yerinde görülmezse bedel karşılığı binanın vekil edeni adına temliken tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar vekili, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini, tecavüz varsa ve şartları oluştu ise tecavüz edilen kısmın vekil edenleri adına usulünce belirlenecek bedel ile tapuya tescilini talep etmiştir
2. Dahili davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2010 tarihli ve 2009/189 Esas, 2010/53 Karar sayılı kararıyla kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2010 tarihli ve 2010/4907 Esas, 2010/6364 Karar sayılı ilamıyla “…kesin hüküm olarak kabul edilen davadaki bilirkişi raporu mahallinde uygulanmamış, dava tarihindeki mevcut durum saptanmamıştır. Diğer taraftan, önceki davada elatma olgusunun bulunmadığı saptanmış ve buna göre karar verilmişse de, elatma olgusu yenilendikçe yeni davanın konusunu teşkil edeceği, başka bir anlatımla önceki davada elatma olgusu olmasa dahi sonradan elatma olgusu yaratılabilir…” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2013 tarihli ve 2010/468 Esas, 2012/590 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dahili davalı …’a ait 127 ada 75 parselden davacıya ait 127 ada 74 parsele taşan harita yüksek mühendisi krokisinde A harfi ile gösterilen davacıya ait 127 ada 74 parsel içinde kalan 56,74 m² yüz ölçümlü binanın kaline (yıkılmasına), bu şekilde davacıya ait 127 ada 74 parsele 127 ada 75 parsel maliki dahili davalı …’ın el atmasının önlenmesine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.04.2014 tarihli ve 2013/6803 Esas, 2014/6871 Karar sayılı ilamıyla; “….mahallinde 3 kişilik harita mühendisi ve bir inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu ile tekrar keşif yapılarak İzmir 9 Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.1988 tarihli 1986/116 E. 1988/916 K. sayılı dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ekindeki krokinin zemine yukarıdaki ilkeler gözetilerek uygulanması, anılan dosya ile eldeki dava dosyasındaki teknik bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, o davada yapılan ölçüm tarihinden sonra taşınmaza ilâve inşaat yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2014/406 Esas, 2016/150 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine; 127 ada 75 parselde bulunan yapının davacıya ait aynı yer 127 ada 74 parselin 56.74 m²’lik kısmına tecavüzlü olduğu belirtilerek davacıya ait parsele taşkın olan kısmın yıkılmak sureti ile davalının el atmasının önlenmesine, davalılar …,, …, …, …, …, …, … aleyhine açılan davanın davalıların yargılama aşamasında taşınmazı dahili davalı …’a devir etmiş olmaları nedeni ile haklarında hüküm kurulmasına yer olmadığına ve davacının temliken tescil isteğinin yasal koşulları oluşmadığı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, dahili davalı ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2018/17605 Karar sayılı ilamıyla;
” 1-…yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından dahili davalı ile davacı ve davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/116 E. 1988/916 K. sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunu geçersiz kılan 04.11.2015 tarihli bilirkişi raporu karşısında, önceki hükmün maddi hataya dayalı olarak verilmesi karşısında kesin hüküm olarak değerlendirilemeyeceği dikkate alınarak, yerinde görülmemiştir.
2-Davacı, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi ve kal olmazsa temliken tescil isteminde bulunmuştur.
…
Mahkemece davacının asıl talebi olan elatmanın önlenmesi ve kal istemi ile ilgili kabul kararı verildiğine göre; feri talep olan “temliken tescil”istemi ile ile ilgili reddine karar verilip, davalılar lehine vekalet ücreti takdiri doğru olmamıştır.
3-a)Davalıların, murislerine ait binanın 1970 li yıllarda inşa edildiğini, imar uygulamasının 1984 yılında yapıldığını, murislerinin iyiniyetli olduğunu belirtmeleri karşısında mahkemece dahili davalıya (davalılara) ait binanın kaline karar verilirken T.M.K’nin 723. maddesinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.
b)Davalıların maliki olduğu taşkın yapının bulunduğu 127 ada 75 parseldeki bağımsız bölümler yargılama sırasında 04.11.2010 tarihinde dahili davalı Nazire Kaptan tarafından satın alınması nedeniyle bu kişi davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
6100 sayılı HMK’nin 125. maddesi hükmü; “(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a)İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder” şeklinde düzenlemeler getirmiştir.
O halde mahkemece yargılama giderlerinin HMK’nin 125/1-a maddesi gereğince davalılar ve dahili davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. İlk Derece Mahkemesince Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, dahili davalıya ait 127 ada 75 parselde bulunan yapının, davacıya ait aynı yer 127 ada 74 parselin 56.74 m²’lik kısmına tecavüzlü olduğu, dahili davalı tarafa ait binanın 75 No.lu parselin tescil edildiği tarihte zeminde bulunmadığı, binanın 1960 ile 1974 yılları arasında yapıldığı, tecavüzün bu nedenle imar uygulamasından kaynaklanmadığı, tecavüzün ilgili binanın kendilerine ait 75 No.lu parselin sınırları dikkate alınmadan, davacıya ait 127 ada 74 parsele taşacak biçimde yapılmasından kaynaklandığı ve davalı yanın murisinin bu nedenle iyiniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 127 ada 75 parselde bulunan yapının davacıya ait aynı yer 127 ada 74 parselin 56.74 m²’lik kısmına tecavüzlü olduğu anlaşılmakla, davacıya ait parsele taşkın olan kısmın yıkılmak sureti ile davacının el atmasının önlenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Dahili davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini,
b. Bozma ilamına uyulmasına rağmen kesin hüküm dosyasındaki bilirkişi raporu ve krokisinin araziye uygulanmadığını,
c. Kesin hükümden sonra yeni bir tecavüz söz konusu olmadığı gibi dava konusu evin 1986 yılından bu yana büyütülüp genişletilmediğini,
d. Sınırların sabit ve istikrar kazanmış olduğunu,
e. Eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini,
f. Vekil edeninin sonradan malik olup iyiniyetli olduğunu,
g. Tecavüz var olsa bile arsa bedelini ödemek suretiyle tecavüzlü kısmı satın alma hakları bulunduğunu,
ğ. Binanın bir bütün olduğunu ve yıkıma karar verilen kısmın yıkılması halinde binanın tamamen yıkılacağını,
h. Aksinin kabulü halinde bile, binanın tamamı üzerinden hesaplanacak bedelin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu,
b. Kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini,
c. Dava konusu taşınmazın 1988 yılından bu yana büyütülüp genişletilmediğini, yeni bir tecavüz olmadığına göre yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını,
d. Var ise tecavüzün imar uygulanmasından veya parsel sınırlarının kaymasından kaynaklandığını,
e. Müvekkiller murisinin bir an davacıya ait taşınmaza el atması kabul edilse bile yapı değerinin arsa değerinden daha yüksek olması sebebiyle yıkım kararı yerine haksız işgale konu yerin bedelinin ödenmesi ve ödettirilmesine karar verilmesini yerinde ve hakkaniyete uygun olacağını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapulu taşınmazda el atmanın önlenmesi, kâl, olmazsa temliken tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 683 ncü maddesi, 995 inci maddesi,
2. Yine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22 nci maddesi: “– (Değişik:22/2/2005 – 5304/6 md.) Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir. Ancak; a) Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde, b) Daha önce sadece tapu tahriri yapılan veya 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yenileme yapılacak yerler ile 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tâbi yerlerde, Birinci fıkra hükmü uygulanmaz. İkinci fıkranın (a) bendinin uygulanacağı alanlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün onayı ile belirlenir ve çalışmalara başlanmadan en az onbeş gün önce çalışma alanında, bölge merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde alışılmış vasıtalarla duyurulur, ayrıca varsa yerel gazete ile ilân edilir. Yapılacak çalışmalarda 2, 4, 14, 17, 19 ve 21 inci maddeler ile 13 üncü maddenin (B) ve 20 nci maddenin (B), (C) ve (D) bentleri hükümleri uygulanmaz. Tapulama ve kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerin tescili yapılır. Tapuya tescil edilmiş ormanlardan, haritaları teknik mevzuata uygun olanlar aynen, diğerleri ise teknik mevzuata uygun hale getirildikten sonra tapu kütüğüne aktarılır.” düzenlemesini ihtiva etmektedir.
3. Değerlendirme
1. Dava konusu taşınmazlara yönelik (karar tarihinden önce) 23.05.2022 tarihinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yenileme çalışması yapılmış, taşınmazların yüzölçümleri değişmiş olup güncel olmayan tapu kayıtları ve geometrik duruma göre karar verilmiştir.
2. O halde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışması sonucunda oluşan geometrik duruma uygun pafta ve kroki ile tapu kayıtlarının celbi ile oluşan yeni yüzölçüm ve geometrik sınırlar gözetilerek el atma olgusunun bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise miktarın tespiti ile önceki bozma ilamında izah edilen TMK’nın 723 üncü maddesi gereğince tazminat konusunda da (hükümde) bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Dahili davalı ve bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harçların istek halinde yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.