YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2584
KARAR NO : 2023/3620
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/59 E., 2022/443 K.
KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Erciş 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacıya ait …. Petrol yanındaki 664 parselin davalı tarafından işgal edildiğini, bu nedenle davalının müdahalesinin men’i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız kullanım nedeniyle müdahale tarihinden itibaren 5.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş olup iyiniyetli olduğundan bahisle davacının taşınmazında olduğunun tespiti halinde inşaat ve müştemilatların kurulu olduğu kısmın mülkiyetinin bedel karşılığında davalıya verilmesini, dükkan ve ağaçların ise mahkemece belirlenecek bedelinin davacı tarafından davalıya ödenmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2016 tarihli ve 2014/218 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının 664 parsel sayılı taşınmazın tamamına yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine, davacı tarafından davalıya taşınmaz üzerinde bulunan inşaai ve ziraai muhdesatlar bedeli olan toplam 116.175,40 TL’nin ödenmesine, ödeninceye kadar davalıya inşai ve zirai muhdesatlar üzerinde hapis hakkı tanınmasına ve davacının ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarihli ve 2018/6885 Esas, 2020/7648 Karar sayılı ilamıyla; “… dava konusu 664 parselin Kadastro Müdürlüğünden gelen cevabi yazı doğrultusunda kaydı kapandığına göre doğru sicil oluşturma ilkesi gereği yeni parsel numarası üzerinden infaza elverişli şekilde hüküm kurulması gerekirken, kapalı kayıt üzerinden karar verilmiş olması doğru değildir. Anılan bu husus; doğru sicil oluşturma ilkesinin bir sonucu olup dolu pafta ilkesinin de gereğidir. Ayrıca, devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi kamu düzeniyle ilgili olduğundan re’sen gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur. O halde; mahkemece yeni oluşan ada /parselin tapu kaydı dosya arasına alınarak yeni durumuna göre değerlendirme yapılıp hukuki yarar durumu da gözetilerek tarafların iddia ve savunaları çerçevesinde sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile (özetle);
1.Dava konusu 664 No.lu parselin yenileme çalışmaları sonucunda 117 ada 308 parsel numarasını aldığı,
2. Fen bilirkişi raporuna göre parsel sınırında değişim olmadığı,
3. Krokide A, B, D, E harfi ile gösterilen yapıların büyük kısmının, C harfi ile gösterilen binanın tamamının ve F harfi ile gösterilen yapının bir kısmının dava konusu 117 ada 308 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı,
4. Teknik raporda, kısmen yıkımın yapıların tamamını riskli hale getireceğinin belirlendiği,
5. Taşınmazın tamamın da müdahale halinin devam ettiği ancak kısmen yıkımın da uygun olmadığı,
6. Davacının kendi yerini 663 parsel sayılı taşınmaz olarak bildiği ve uzun yıllar bu taşınmazı 664 parsel sayılı taşınmaz niyetine kullandığı,
7. Davalının ise kendisine ait 488 parsel sayılı taşınmazı 664 parsel sayılı taşınmazın yeri olarak bildiği üzerine yapı inşa edip ağaç diktiğini,
8. Davacının bu kullanıma itiraz etmediği ve Haydarbey Mahallesinde sadece kullanıcıların yanlış kullanmasından kaynaklı hatanın bulunduğu,
9. Niza konusu taşınmazın davacıya ait olması nedeni ile el atmanın önlenilmesi talebinin yerinde olduğu,
10. Davalının kötü niyetli olmaması sebebiyle taşınmaz üzerindeki muhtesat değerinin davalıya verilmesi gerektiği,
11. Bozma öncesi kararda belirtilen bedel yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalının 664 parsel sayılı taşınmazın tamamına yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine, davacı tarafından davalıya taşınmaz üzerinde bulunan inşaai ve ziraai muhdesatlar bedeli olan toplam 116.175,40 TL’nin ödenmesine, ödeninceye kadar davalıya inşai ve zirai muhdesatlar üzerinde hapis hakkı tanınmasına ve davacının ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde (özetle),
a. Davalının kötüniyetli olduğunu,
b. Dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunun tespit edilmesinden sonrada davalının yeni yapılar inşa ettiğini,
c. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve değerlendirmeye dayandığını,
d. Bilirkişi raporunda ana taşınmazın değeri ile diğer zarar kalemlerinin tespit edilmediğini, davalıya ait yapıların değerinin fazla belirlendiğini ve dava dilekçesinde talep edilmesine rağmen ecrimisil hesabının yapılmadığını ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde (özetle),
a. Vekil edenin iyiniyetli olduğunu,
b. Mahkemece, davacı iyiniyetli kabul edilmesine rağmen dava konusu taşınmazın, üzerindeki yapılar ile birlikte ve kabul edilemez bir bedel ile davacıya teslimine karar verildiğini,
c. El atmanın önlenmesi kararının adalete ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu,
d. Komşu parsellerin bilirkişi marifetiyle değer tespitleri yapılarak fakirleşecek tarafın hakkının iadesi, akabinde uzun süreli kullanım ve mevcut duruma göre tescil yönünde karar verilmesi gerektiğini,
e. Arsa üzerinde inşa edilen yapıların yapı kayıt belgelerinin belediyece verildiğini,
f. Dava konusu taşınmazın 116.175,40 TL bedel üzerinden davacıya bırakılmasının adalete ve vicdana aykırı düştüğünü,
g. Davanın açılmasına vekil edeninin sebebiyet vermediğini, bu nedenle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine yöneliktir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683, 723,724, 725 ve 995 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.