Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7466 E. 2023/1458 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7466
KARAR NO : 2023/1458
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/977 Esas, 2021/1110 Karar
HÜKÜM : Dava ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/593 E., 2021/377 K.

Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket yönetim kurulunun yetki süresinin dolmasına az bir zaman kala kötü niyetli olarak 19.04.2018 tarih ve 2018/4 sayılı karar ile şirket ana sözleşmesinde böyle bir yetki bulunmamasına rağmen…’i aksi kararlaştırılıncaya kadar münferit imzası ile temsil ve ilzam edecek şekilde müdür atadığını, mezkur kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 367, 370, 375, 391 inci ve sair ilgili maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 19.04.2018 tarih ve 2018/4 sayılı yönetim kurulu kararının butlanının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin iki ortaklı olduğunu, ortaklardan birisinin davacı …, diğerinin ise … olduğunu, davacı yeminli mali müşavir olduğundan yasa gereği şirketin yönetim kurulunda görev üstlenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle şirketin yönetim kurulunda görev yapabilecek yegane ortağın eski yönetim kurulu başkanı … olduğunu, …’ın tek kişiden oluşan yönetim kurulu başkanı iken yasadan doğan yetkisi çerçevesinde…’i şirkete müdür olarak atadığını, davacının kendisinin yasal olarak şirket yönetim kurulunda görev alamaması ve bu arada diğer ortağın da şirketi temsil etmesini istememesi nedeniyle gerek bankalara olan borçların ödenmesi ve gerekse sözleşme ile üstlenilen projelerle ilgili arsa sahiplerine karşı üstlenilen taahhütlerin yerine getirilmesinin tehlikeye girdiğini, davacının iddialarının aksine şirketin esas sözleşmesinde yönetim kurulunun şirkete müdür atamasına engel bir hüküm bulunmadığını,…’in müdür olarak atanmış olmasında yasaya aykırılık olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ana sözleşmesi ile şirketin işleri ve idaresinin genel kurul tarafından seçilecek 2 üyeden oluşan yönetim kurulu tarafından yerine getirileceğinin belirlenmesine rağmen dava konusu 19.04.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketi temsil yetkisinin yönetim kurulu üyeleri dışında 3 üncü bir kişiye devredildiği, bu durumda ana sözleşmedeki temsil hükümlerine aykırı şekilde davacı ortağın şirketin temsil ve ilzamında yer almaması sonucunu doğuran söz konusu kararın, şirket paydaşları yönünden eşit işlem ilkesine aykırı olduğu gibi pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki yönetime katılma haklarını ihlal edip, bunların kullanılmasını kısıtlayan nitelik taşıdığının anlaşıldığı, söz konusu kararın 6102 sayılı Kanun’un 391 inci maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin toplanmadan karar verildiğini, şirketin yönetim kurulunun bir üyeden oluştuğunun Ticaret Sicili Gazetesi ile sabit olduğunu, Mahkemece, yönetim kurulunun iki üyeden oluştuğu ve diğer üyenin kararda imzasının bulunmadığı gerekçesiyle hatalı şekilde aleyhe hüküm kurulduğunu, bu nedenle Mahkeme kararının gerekçesinin hatalı olduğunu, dolayısıyla …, tek kişiden oluşan yönetim kurulu başkanı iken yasadan doğan yetkisi çerçevesinde…’i şirkete müdür olarak atadığını, diğer taraftan 6102 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası hükümlerine nazaran yönetim kurulunun temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebileceğini, şirkete müdür atanmasının, genel kurulun değil; yönetim kurulunun görev ve yetkisinde olduğunu, dolayısıyla eski yönetim kurulu başkanı tarafından… isimli kişinin müdür olarak atanmasında yasaya aykırılık bulunmadığını, müdür atanmasının, yönetim kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez görev ve yetkisi içerisinde olduğunu ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin yönetim kurulunun tek kişiden oluştuğu, şirketin yönetim kurulu başkanı olarak …’ın görev yaptığı, 19.04.2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla …’in şirkete müdür olarak atandığı, 6102 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim kurulunun müdür atanması hususunda yetkisinin bulunduğu, bu yetkinin 6102 sayılı Kanun’un 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayıldığı, bu halde yasa ya da ana sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı gibi yönetim kurulu kararının butlanını gerektirir bir sebebin de olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket yönetim kurulunun görev süresinin dolmasına az bir zaman kala art niyetli olarak şirket ana sözleşmesinde yetkisi bulunmamasına rağmen dava dışı…’i firmaya münferit imza mukabilinde temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atadığını, söz konusu kararın … tarafından alındığını, ilgili süreç itibariyla … ile müvekkili arasında muhtelif ihtilaflara bağlı anlaşmazlıkların varlığı düşünüldüğünde bu aşamada alınan kararın objektif olacağının beklenemeyeceğini, karar alınmasından evvel taraflar arasında husumetin varlığının mevcut olduğunu, devir yetkisini düzenleyen 6102 sayılı Kanun’un 367 nci maddesinin yetkinin kullanılmasını şirketin esas sözleşmesinde bu konuda bir hüküm bulunmasına bağladığını, sözü edilen nitelikte bir hükmün şirketin esas sözleşmesinde yazılı olmadığını ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 19.04.2018 tarihli 2018/4 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun’un 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.