Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/25348 E. 2013/23025 K. 08.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25348
KARAR NO : 2013/23025
KARAR TARİHİ : 08.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını bozmak ve Mala zarar vermek
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yoklukta verilen 21.12.2009 tarihli hükmün sanığın tutuklama istemi ile sevk edildiği sulh ceza mahkemesindeki sorguda baro tarafından görevlendirilen ve hazır bulunan müdafii Av. …’e 28.01.2010 tarihinde tebliğ edildiği, müdafii tarafından hükmün temyiz edilmediği, sadece hazırlık aşamasında görevlendirilen müdafiiye tebliğ olunan gerekçeli hükmün temyiz olunmadığından kesinleştirildiği, sanığın tutuklama istemi ile sevk edildiği sulh ceza mahkemesindeki sorguda baro tarafından görevlendirilen müdafiinin kovuşturma aşamasındaki duruşmalara katılmadığı gibi sanığın, 18.04.2009 günlü esas mahkemesindeki sorgusunda müdafii istemediğini belirterek savunmasını bizzat yaptığı ve soruşturma (hazırlık) aşamasındaki müdafiinin görevinin iddianame kabulü ile sona erdiği, iddianamenin kabulü ile başlayan kovuşturma aşamasında ancak yeniden bir görevlendirme veya sanığın vereceği vekaletname ile müdafiinin hak ve yetkilerini kullanılabileceği, sanık tarafından verilen bir vekaletname veya yargılama (kovuşturma) aşaması için yeniden bir görevlendirme olmadığına göre, hükmün sanık yerine görevi sona eren müdafiiye tebliğ edilmesi nedeniyle 28.01.2010 tarihli tebliğ işleminin geçersiz ve sanığın öğrenme üzerine yaptığı 04.05.2011 havale tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
A- Hırsızlık ve mala zarar vermek suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hırsızlık ve mala zarar vermek suçlarından doğan yakınanın zararının sanık tarafından giderilmediğinin dosya içeriğinden açıkça anlaşılması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.nun 231/6.maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesinin yakınanın zararının, mevcut olduğu ve sanıkça karşılanmadığı hırsızlık ve mala zarar vermek suçlarına ilişkin kısmına iştirak olanmamış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı yasanın 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıvermeye kadar uygulanmasına, karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- İşyeri dokunulmazlığını bozmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Gerekçeli kararda sanığın yakınana ait iş yerine girerek hırsızlık suçunu işlediğinin kabul edilmesi karşısında, hüküm fıkrasında sanığın iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçundan eylemine uyan TCK.nun 116/2. maddesi yerine, konut dokunulmazlığını bozmak suçundan aynı maddenin 1. bendi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, her iki benddeki ceza miktarlarının alt ve üst hadlerinin aynı olup sonuca etkili görülmediğinden tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak olunmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- İşyeri dokunulmazlığını bozmak suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı, bu suç nedeniyle yakınanın tazmini ve karşılanması gerekir bir zararın bulunmadığının anlaşılması karşısında, suç tarihi itibari ile adli sicil kaydında yer alan, 12-15 yaş arasında işlediği suçlara dair hükümlülüklerinin 3682 sayılı Adli Sicil Yasası’nın 8/d maddesi uyarınca yasal silinme koşulları bulunan ve engel hükümlülük hali olmayan sanık hakkında, hükümden önce 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi uyarınca ve bu maddenin 6.fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7.maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.