Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/7567 E. 2023/1557 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7567
KARAR NO : 2023/1557
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/573 Esas, 2022/1144 Karar
HÜKÜM : Direnme

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir

İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacının 01.01.2000 tarihinde çalıştığı kurumdan emekli olduğunu ve almış olduğu ikramiyesini davalı bankanın Yalova Şubesi’nde değerlendirdiğini, bankadaki paranın 22.02.2001 tarihinde toplamda 87.117,00 TL olduğunu, bu paranın 22.02.2001 tarihinde davalı bankanın … Şubesi’ne aktarıldığını, yine davacının toplam 132.719,00 TL parasını 20.03.2001 tarihinde davalı bankanın … Şubesi’ne yatırdığını, yine davacının 23.000,00 TL parasını davalı bankanın … Şubesi’ne yatırdığını, 2001-2004 yılları arasında davacı tarafından bankadan 5 defa para çekildiğini, yine 2001-2004 yılları arasında banka tarafından davacıya çeşitli Hazine bonosu dekontları verildiği, davacının verilen dekontların gerçekliğine itimat ettiğini, zira Hazine Bonosu hesabına göre 2.000.000 TL’yi aşan bir paranın olduğunun görüldüğünü, bu nedenle ters giden bir durumun varlığından söz edilemediğini, bir kısım banka mevduat sahiplerinin hesaplarında hata olduğunu iddia etmeleri üzerine 27.03.2014 tarihinde inceleme başlatıldığını, dava konusu olayla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/45668 Hazırlık sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, bu olaylar sırasında davacının hesabından da izinsiz işlemler yapıldığını, bu olayların 27.03.2014 tarihinde ortaya çıkması ve davacının 02.04.2014 tarihinde bilgisinin alınmasının akabinde davacıya parasının ödeneceğinin söylendiğini, hesapların incelendiğini, bilgi verileceğinin söylendiğini, ancak aradan yaklaşık 4 ay gibi bir süre geçmesine rağmen ödeme yapılmadığı, sadece bu süre içinde 1.400.000,00 TL’sinin ödenebileceğinin söylendiğini, davacının da bu durumu kabul etmediğini, 4 aylık bekleyiş sonunda ihtara rağmen para ödenmeyince icra takibi yapılarak ödeme emri gönderildiğini, bankanın ödeme emrine itiraz ettiğini, bu nedenle iş bu davanın açıldığını, bankanın güven kurumu olması nedeni ile sorumlu olduğunu ve ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu, yine bankanın çalıştırdığı personelin iş ve işlemlerinden dolayı sorumlu olduğundan bahisle bankanın en yüksek mevduat faizi ile temerrüt tarihinden itibaren ise en yüksek ticari temerrüt faizi ile sorumlu tutulmasının gerektiğini, banka tarafından verilen bilgi ve belgelere göre 2.055.000 TL üzerinden icra takibinin başlatıldığını, rakamın daha fazla olması halinde eksik harcın tamamlanacağını iddia ederek İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/17044 esas sayılı icra dosyasına vaki davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının yerinde bulunmadığını, işbu davada davalı banka eski personeli ve davacının gelini olan…’ın usulsüz işlemlerine yönelik İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/50 E. sayılı dosyasından devam eden kamu davası neticesinde tespit edilecek maddi olgular iş bu davayı etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının kendi hesabında 09.04.2014 tarihinde 2.055,405 TL olması gerektiği halde herhangi bir bakiye olmadığını bildirdiğini, davacının bu beyanının yerinde olmadığını, davacı asilin iş bu itirazı ve davacının gelini…’ın davalı banka … Şubesi’ndeki müşterilerin hesaplarından usulsüz eylemleri nedeni ile banka Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından … Şubesi’ndeki hesapların incelemeye başlanıldığının kendisine bildirildiğini, davacının Yalova 2. Noterliği’nin 12.05.2014 tarihli ihtarnamesi ile 2.055,405 TL’yi bankadan talep ettiğini, davacıya İstanbul 1. Noterliği’nin 09.06.2014 tarihli ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davacının iddiasının aksine davalı banka tarafından davacıya teklif edilen herhangi bir tutarın bulunmadığını, davacının internet bankacılığı kullandığından ve internet kullanımına da herhangi bir itirazı olmadığından hesaplarından haberdar olduğunu, davacının hesap hareketleri incelendiğinde 25.04.2001 tarihinden itibaren internet bankacılığı işlemlerini yaptığının görüldüğünü, bu nedenle 14 yılı aşkın süredir internet bankacılığı kullanıcısı olan davacının huzurda görülen davayı açarak internet bankacılığı yolu ile haberdar olduğu işlemlerin bilgisi dışında gerçekleştiğini iddia etmesinin iyi niyet kaideleri ile örtüşmediği gibi haksız menfaat teminine ilişkin olduğunu, davaya konu edilen Hazine Bonosunun davalı banka tarafından verilen bir bono olmadığı gibi şekil ve görünüm itibari ile banka tarafından verilen Hazine Bonosu alındığına dair dekontlardan farklı olduğunu, davacının hesap hareketleri incelendiğinde hesaplarından önemli bir miktarın oğlu Ercüment Duran’a gönderildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle hesap hareketlerinin incelenmesinden davacının işlemlerden haberdar olduğunun ve işlemlere icazet verdiğinin anlaşıldığından bahisle davacı talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun kabulünün gerektiğini, yine davacının faiz isteminin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/21 E., 2019/539 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2020 tarihli ve 2020/242 E., 2020/502 K. sayılı kararıyla; davanın, banka hesabındaki paranın rıza dışı işlemlerle sıfırlanması nedeni ile oluşan zararın tahsili için banka aleyhine girişilen takibe itirazın iptali isteminden ibaret olduğu, davacı yanın bizzat kendi beyanına göre, 01.01.2000 tarihinde çalıştığı kurumdan emekli olduğu, almış olduğu ikramiyesini davalı Banka’nın Yalova Şubesi’nde değerlendirdiği, davalı banka nezdindeki bakiyesinin 22.02.2001 tarihinde toplamda 87.117,00 TL olduğu, bu paranın 22.02.2001 tarihinde davalı bankanın … Şubesi’ne aktarıldığı, davacının sırasıyla 132.719,00 TL ve 23.000,00 TL parasını da davalı bankanın … Şubesi’ndeki hesabına yatırdığı, 2001-2004 yılları arasında davacı tarafından bankadan beş defa para çekildiği, dava dilekçesinden, dava dışı gelinin beyanından ve ceza soruşturması içeriğinden davacının hesapları ile ilgili tüm yetkiyi gelinine bıraktığı, bilgisi harici her işleme de oldukça uzun yıllar sessiz kaldığının görüldüğü, davacının bilgisi dahilinde hesaptan yapılan çekimlerin 7.000,00 TL ve 5.000,00 TL olduğu, hesabın fon alım satımı ile değerlendirildiği, sahte hazine bonosunun parasal kaynağının da davacı yanca açıklanamadığı, yani bankaya ilk yatırdığı paranın 2.000.000.-TL hazine bonosu alımına yetmediğinin son derece açık olduğu, cebinden para verdiğine dair bir iddiasının da bulunmadığına göre sahte hazine bonolarının karşılığı olarak bankaya yatırılmış bir meblağdan da söz edilemeyeceği, davacının kayıtlarla izlenebilir banka mevduatının ise bankadan ziyade gelinine güvenerek gerçekleştirildiği, davacının banka çalışanı olan gelinine yetki devri yaptığı, kontrol etmediği, işlemleri yapan gelini ile olan bu kontrolsüz işlem ilişkisinin bankanın kusursuz sorumluluğuyla illiyet bağını koparacak nitelikte bulunması dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararı hakkındaki istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 10.03.2022 tarih, 2020/5255 E., 2022/1746 K. sayılı kararıyla, “6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20/2., 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesi hükmü uyarınca, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklı olup bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü diğer tacirlere göre çok daha ağırdır. Bu sebeple bankalar diğer tacirlerden farklı olarak hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Davacının varlığını iddia ettiği zararının davalı banka çalışanının eylemleriyle meydana geldiği, ilgili çalışan hakkında ceza dava dosyasının bulunduğu, davacı dışında üçüncü kişilerin de davalı banka çalışanının eylemleriyle zarara uğradığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu çerçevede davacının hesapları üzerinde düzenli olarak gerekli kontrolü sağlamaması, bu hususta yetkiyi gelini olan davalı banka çalışanına bırakması, davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bir zarar varsa bu zararın meydana gelmesinde, hem davacı hem de davalı banka çalışanının eylemleri nedeniyle müterafik kusurludur. İlk Derece Mahkemesi’nce yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde daha önce rapor hazırlayan bilirkişiler dışında konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetine dosya tevdi edilip gerekirse davalı banka kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılarak davacının rızası dışında gerçekleşen davalı banka çalışanının eylemleri nedeniyle uğradığı bir zararının bulunup bulunmadığı, bir zararı varsa bu zararın meydana gelmesinde tarafların kusurlarının ne çerçevede olduğu hususunda Yargıtay denetimine elverişli, açıklayıcı, gerekçeli, tarafların iddia ve savunmalarını değerlendiren bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulduğu” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin hesabı kullanılmaya başlandığı tarihten dava tarihine değin beş kez para çekme işlemi gerçekleştirdiğini, davalı Banka çalışanı olan…’ın davacının gelini olmasının davacının bankaya güvenip parasını yatırdığı gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, davalı Bankanın çalışanı tarafından müşteriye verilen zarardan kurtulamayacağını, bilirkişi kuruluna ilişkin itirazlarının İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmadığını, rapora karşı itirazlar doğrultusunda dosyanın yeni bir heyete tevdi edilmediğini, IP bilgilerinin davalı tarafından saklanmamış olması davalının kusursuz sorumluluğunu bertaraf edici nitelikte olmadığını, bilgileri saklamakla yükümlü olduğu halde bilgilerin mevcut olmadığını iddia eden davalının kendi üzerine düşen ispat külfetini kendi kusurundan ötürü yerine getirmediğini, diğer banka müşterilerinin mağduriyetlerinin giderilmiş olmasına rağmen somut olaya konu işlemlerin faili ve müvekkilinin gelini olan…’ın bankada görevli personel olması sebebi yıllardır müvekkilinin uğramış olduğu maddi mağduriyet giderilmediğini, müvekkilinin hazine bonosunun şeklinin zamanla değişiklik göstermiş olabileceği ve müvekkilin bononun şekli ile ilgili bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, şüpheli işlemlerin gerçekleştiğinde yaklaşık 60 yaşlarında olan müvekkilinin internet bankacılığının ve akıllı telefon kullanımının yeni olduğu bir zamanda güncel ve alışılması zor bir teknolojiye sık işlem yapacak kadar aşina olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilin hesabından çıkan paraların bir kısmının oğlunun hesabına gönderilmiş olması ile ilgili…’ın müvekkilinin oğluna dahi birçok kez yalan söylediği, bu bedelleri kendi kişisel ihtiyaçları için harcadığını ve oğlunun şehir değişikliğine sebep olunmasından ötürü kayınpederine birtakım kızgınlıklar beslediğini de açıkça beyan ettiği dikkate alındığında müvekkile kusur atfedilmesinin adil yargılanma hakkını ve ekonomik haklarını zedelediğini, müvekkilin hesabından çıkan ve oğlunun hesabına gönderilen bedellerden ötürü müvekkilin maddi açıdan bir kayba uğramadığını düşünmenin hiçbir hukuk sistemince korunamayacağını, diğer hak kaybına uğrayan banka müşterileri için failin beyanları esas alınıp mağduriyetleri giderilirken müvekkil ile failin yalnızca akrabalık ilişkisinden ötürü kendi kusuru olmaksızın mülkiyetinden çıkan bedelin kendisine ödenmemesinin hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmadığını, direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin direnme kararı uygun bulunmuştur.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,

6502 sayılı Yasa’nın 73/2. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar
harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.