Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7556 E. 2023/1882 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7556
KARAR NO : 2023/1882
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1283 E., 2021/694 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/707 E.
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2012/716 E., 2018/1162 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalı … vekili ve birleşen davada davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davalı … vekili ve birleşen davada davalı … vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı … vekili ve birleşen davada davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı …’ın müvekkili şirketin eski ortağı, diğer davalı …’un…’in kız kardeşi olduğunu, hisseleri devir alacak ortakların şirketin defterlerini ve bilançolarını inceleyerek borcu olmadığının anlaşılması üzerine hisse devirlerinin yapıldığını, bir süre sonra bankaya kredi için başvurulduğunda şirketin protestolu senetleri olduğunun öğrenildiğini, konu araştırıldığında davalı …’ın imzası ile düzenlenmiş, müvekkili şirketin borçlu, davalı …’ın lehdar ve diğer davalı …’un da hamil olarak yazıldığı üç adet senedin bankaya ibraz edildiğinin anlaşıldığını, senetlerin yetkinin kötüye kullanılması suretiyle davalı … tarafından tanzim edildiğini, müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığını, senetlerin diğer davalı …’a ciro edilerek iyi niyetli üçüncü kişi oluşturulmaya çalışıldığını, müvekkili şirketin davalılara borçlanması için bir neden olmadığının ticari defter kayıtları ile sabit olduğunu, davalı …’ın hissesini devir ettikten sonra, senetleri 20.02.2012 olarak önceki tarihli düzenlendiği düşündüklerini, şikayetlerin yapıldığını, soruşturmanın devam ettiğini, senetlerde “malen” ibaresinin yazıldığını, fakat davalı …’in müvekkili şirketten herhangi bir mal almadığını, senetlerin davalı … tarafından bankaya verildiğini, müvekkili şirketin haberi olmadan protesto çekildiğini, senetlerden haricen bilgi sahibi olan müvekkilinin davalılar hakkında suç duyurusunda bulunması üzerine senetlerin bankadan geri alındığını ileri sürerek müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığının tespitine, senetlerin aynen iadesine, ödeme yapılması halinde istirdatına, davalıların %40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen davada davalı … ve asıl davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; şirket borca batık vaziyette iken müvekkili…’in ortak olarak alındığını ve tüm ödemelerin… tarafından yapıldığını, kendi birikimleri bittikten sonra kardeşi …’dan ve arkadaşları … ile…’den borç almak suretiyle davacı şirkete aktarmaya devam ettiğini, …’in aldığı borçların bazılarını şirketin yararına harcadığını, bir kısmını şirketin banka hesaplarına yatırdığını, bu işlemlerden ötürü müvekkilii…’in davacı şirketten alacaklı hale geldiğini, yapılan ödemelerin dilekçenin ekinde sunulduğunu, davalının senetleri 20.02.2012 tarihinde tanzim ederek 340.000,00 TL toplamındaki üç adet senedi …’a, 20.000,00 TL bedelli bir adet senedi (birleşen davanın konusu) …’e teslim ettiğini, senetlerin tahsil amacıyla bankaya verildiğini, hisse devrinin bunlardan sonra yapıldığını, senetlerin sonradan eski tarihle düzenlendiği iddiasının doğru olmadığını, davalının katkıları ile davacı şirketin fabrikasının üretime hazır hale getirildiğini, dava konusu senetlerden ötürü şirketin borçlu olduğu gerekçesiyle devir bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin devir bedelini alamadığı gibi, dava konusu senetlerin de ödenmediğini belirterek davanın reddine, davacının %40’tan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; …’ın fabrikasının faaliyete geçirilmesi için borç istemesi üzerine şirkete toplam 20.000,00 TL borç verdiğini, borç ödenmediğinden davacı şirketin borçlusu olduğu senedi cirolayarak verdiğini, davalının iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu, şirket ve davalı … arasındaki ihtilafı bilecek durumda olmadığını, senet tanzim tarihi itibariyle …’ın şirketi temsilen senet tanzim etme yetkisi olduğundan, müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen senetlerin davacı şirketin yetkilisi … tarafından kendisi lehtar gösterilmek suretiyle düzenlendiği, bonoyu düzenleyen şirket yetkilisi ile lehtarın aynı kişi olduğu, şirket yetkilisinin kendisini lehtar göstererek bono düzenleyemeyeceği, alacaklının bu senetlere dayanarak ciro yoluyla senedi eline geçirip takip yapmasına da yasal imkan olmadığı, bono vasfında bulunmayan belgedeki hakkın ancak alacağın temliki suretiyle devrinin mümkün olduğu, bu nedenle davalı … ve …’in dava dayanağı adi yazılı belgeler nedeniyle alacak iddiasında bulunamayacakları, davalı …’ın da davalı şirkete havale yolu ile gönderdiği paraların borç olarak gönderildiğini, dava konusu belgeler nedeniyle davacıdan alacağı olduğunu kanıtlayamadığı, delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, keşidecisi davacı şirket, lehtarı davalı … olan dava konusu 25.03.2012 vade tarihli 180.000,00 TL bedelli, 10.04.2012 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli, 20.04.2012 vade tarihli 110.000,00 TL bedelli, üç senet nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine, birleşen davanın kabulü ile dava konusu keşidecisi davacı şirket, lehtarı davalı … olan 23.03.2012 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı … vekili ve birleşen davada davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın bononun geçersiz olduğu iddiasının olmadığını, kambiyo senedinin geçersizliği iddiasının def’i olduğunu, davacı tarafça ileri sürülmeyen defiler nazara alınarak karar verildiğini, davacı tarafın defter ve kayıtlarını delil olarak göstermesine ve mahkemece ibrazı için ara karar oluşturulmasına rağmen davacı tarafın defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden iddiasını kanıtlamadığı halde davanın kabulüne karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, mahkemece bedelsizliğe ilişkin yargılama yapılmasına rağmen, son anda yapılan değişiklik ile geçersizlikten karar verilmek suretiyle savunma haklarının kısıtlandığını, bedelsizlik iddiasının kişisel defi olup iyi niyetli senet hamiline karşı ileri sürülemeyeceğini, sadece diğer davalı ile akraba olmalarının kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğini, kötü niyetli olduklarının davacı tarafça kanıtlanmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Birleşen davada davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedi ciro yolu ile aldığını bu nedenle diğer davalı …’in davacı şirket ile ilişkisini, senet düzenleme yetkisini bilmesinin hayatın olağan akışına göre kendisinden beklenemeyeceğini, davacının kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadığını, senetlerin karşılıksız olduğunu iddia ettiğini, bedelsizlik iddiasının ispat yükünün davacıya ait olduğunu, kişisel def’i olup iyi niyetli hamil olduğundan kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı tarafın bilerek şirket zararına hareket ettiğini kanıtlamadığını, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına dayanmasına rağmen sunmadığı, bu delillere dayanmaktan vazgeçtiğini ve iddiasını kanıtlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı … ve davalı … vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı … vekili ve birleşen davada davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

2.Birleşen davada davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; asıl ve birleşen davada davalı …’ın yetkisini kötüye kullanarak düzenlediği iddia edilen senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3.Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Birleşen dava, davacı şirketin 20.02.2012 tanzim, 23.03.2012 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup birleşen davanın kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı birleşen dava davalısı … tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğine göre birleşen dava yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 20.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Birleşen davada davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalı …’a yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde birleşen davada davalı …’e iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.